Genel

Şeytanî Güçlerin ve Düzenlerin Taktikleri

ŞEYTANÎ GÜÇLERİN VE DÜZENLERİN TAKTİKLERİ:

Baştan başa şirk-küfür-nifak ve zulmün mücessem timsâli olan tağutî ve şeytanî düzenler, mel’unâne hedeflerine varmak için, bilâ-istisna ‘her şey mubahtır!’ mantığını esas almakta, bunu temel bir taktik olarak bütün söz ve işlerinde yaygın şekilde kullanmaktadır. Ki; bunların başında da, tabiatıyla ‘yalan, iftira, hile, desise, entrika, şantaj, senaryo ve provokasyon, yaygara, sansasyon, karalama’ gibi.. gayr-i İslamî, gayr-i ahlâkî ve gayr-i insanî mülevves tezahürler-vasıtalar-taktikler ve yöntemler gelmektedir…

Dünün ve bugünün tüm şeytanî düzenlerin kuruluş ve yaşayış süreçleri, iyice tetkik edilecek olursa, bahis konusu beyanların, bir iddia olmayıp, bizzat ve bilfiil vâkıânın kendisi olduğu görülecektir… Ve; ‘fitne-fesat, nifak-şikak, isyan ve tuğyan.. bu mel’un (ehl-i batıl) güçlerin, ortak vasıfları ve özellikleri olduğu, keza bilinmektedir…; Ve’s-selam…

İşte;.. yeryüzünün her tarafını, maddî ve manevî, cismanî ve ruhânî tüm boyutlarıyla Kerbelalar haline getiren müşrik-münafik-zalim tağutî güçlere-düzenlere ve onların tüm uşaklarına karşı, İlâhî ve İslamî muhteşem kıyamların başlatılması; her Kerbela parçasının, Hüseynî Aşuralar ile inkılaba uğratılması; marziyat-ı İlâhiye’yi tahsil amacıyla ihkak-ı hak ve hakikatın tesis edilmesi; İlâhi şehadet nurlarıyla Şecere-i Tayyibe ve Mübarekenin (İslam’ın) münbitleştirilmesi en büyük ve azâmetli bir vecibe-i İlâhiyye olarak tebellür ve tezahür etmektedir…

İslamî cihadın tüm boyutlarını da (tedricen) tevlid edecek olan bu İlâhî kıyam, toplumsal bir güç olabileceği gibi; bireysel olarak da olabilir. “De ki: size bir tek öğüt veriyorum; Allah(cc) için ikişer ikişer ve teker teker kıyam etmeniz ve tefekkür etmeniz! (hususunda!)!…” [Sebe(34): 46]; Ayet-i kerimesi, bunun açık belgesidir. Toplumsal bir güç elde edilemedi diye, kıyamdan sarf-ı nazar etmek tağutî düzenlerin devamını sağlamaktan başka bir sonuç doğurmayacaktır. Sayı yönünden az ve zayıf da olunsa, şartların tekevvün etmesi ile birlikte kıyamın vücubu tahakkuk etmektedir. Neticenin şehadet olması da, tağutî düzenlerin yıkılış tohumu olacaktır. Zira; nifakî ve tağutî çehresi deşifre olmuş, gayyur insanların uykusu kaçmış, uyanış ve diriliş kapıları (böylece) açılmış olacaktır…

“Bu, kendisinde şüphe olmayan, muttakiler için hidayeti (doğru yolu) gösteren bir kitaptır.” [Bakara(2): 2] Ayet-i kerimesi ile, takvaya ulaşmış olanlar için, Kur’an-ı Kerim’in sıratı müstakimi gösteren ve ona ileten bir kılavuz olduğu ifade edilmiştir. Bu durumda bulunanlar ise, daima kıyam üzere bulunur, gaflet-atalet-dalalet gibi.. hidayete zıt ve ters hallerden, düşünce ve fiillerden azade olmuş olur…

“Ey iman edenler! Eğer Allah(cc)’tan ittika ederseniz (sakınırsanız) O, size bir furkan (hak ile batılı, iyi ile kötüyü ayırt edecek bir anlayış ve basiret) verir ve (bu vesile ile de) suçlarınızı örter ve sizi bağışlar, çünkü Allah, çok büyük fazl (-u kerem) sahibidir!” [Enfal(8): 29] ;…

“Ey iman edenler! Allah’tan ittika edin (sakınıp-korkun) ve O’nun Resulü’ne iman edin (emin olarak uyun) ki, size kendi rahmetinden iki kat (güzel karşılık) versin! Sizin için kendisi ile yürüyeceğiniz bir nur (yaratıp) yapsın! Ve sizi mağfiret etsin!.. Muhakkak ki Allah Ğafur’dur, Rahim’dir.” [Hadid(57): 28]; Ayet-i kerimeleri de, takva sayesinde, Allah-u Teala’nın vereceği İlâhî furkan ve nura dikkat çekmekte, hakkı bulmanın, batılı tanımanın yolunu ve ölçüsünü göstermektedir…

“Allah, kimi hidayete (doğru yola) iletmek isterse, onun göğsünü (kalp ve gönlünü) İslam’a açar; kimi de idlal etmek (saptırmak) isterse, onun göğsünü daraltır ve göğe çıkıyormuş gibi (sıkıştırıp) meşakkatlendirir. Allah, iman etmeyenlerin üzerine işte böyle rics (murdarlık) çökertir.” [En’am(6): 125];

“Allah, kimin göğsünü (kalp ve gönlünü) İslam’a açmışsa, artık o, Rabbinden bir nur üzerindedir. (Öyle) değil mi?… Fakat, Allah’ın zikrinden kalpleri katılaşmış olanların vay hallerine! İşte onlar, apaçık bir sapıklık içindedirler!…” [Zümer(39): 22];.. Gibi ayet-i kerimeler ise takva libası giyenlerin, kavuşmuş olduğu İlâhî hidayet sayesinde, kalp ve gönüllerinin İslam’ın İlâhî nuru ve ışığı ile dolup taştıklarını, bununla da çevrelerine ve insanlığa aydınlıklar saçacaklarını beyan etmiş olmaktadır…

Tabiatıyla takva ehli olmanın, hidayet üzere bulunmanın, İlâhî bir furkana ve nura kavuşmanın dışa yansıyan tecellileri ve tezahürleri olacaktır. Bunun da başında, daima tüm boyutlarıyla kıyam halinde olmak, bütün eczâ ve aksamıyla cihad üzere bulunmak, amel-i salih ve ahlak-ı hamide ile de ferdî ve içtimaî hayatın her yönünü canlandırmak gelmektedir…

Bu İlâhî ve İslamî hakikatler de, yakinî bir imanın lem’âları ve tecellileridir. Ta’bir-i aherle; tüm bu tecelli ve tezahürlerin merkez-i mihrakiyesi ve enerji kaynağı İlâhî ve Kur’anî (gerçek-kâmil) imandır… Binaenaleyh; imanın, her şeye olduğu gibi, kıyama da etkisi, asıldır. O halde, kısaca da olsa (kıyama etkisi dolayısıyla), iman ile ilgili olarak bazı ma’lumâtlar serdetmek gerekmektedir…

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu