Bir Mossad ajanının itirafları, İslami kutsal mekanlara yönelik saldırılarla Yemenli güçleri suçlama planının arkasında Tel Aviv’in bulunduğunu ortaya çıkardı.
Yemen resmi televizyon kanalı (Sana), ABD ve siyonist rejim adına faaliyet gösteren casusluk şebekesinin üyelerinden Abdülmuin Azzan’ın itiraflarının yeni bir bölümünü yayınladı. Söz konusu itiraflarda, İsrail istihbarat subayının Mescid-i Haram’ı hedef alıp saldırıyı Yemenli güçlerin üzerine yıkma planı deşifre edildi. Azzan’a göre bu plan, İslam dünyası kamuoyunu Yemen’e karşı kışkırtmak ve Kızıldeniz güvenliğini uluslararasılaştırmaya zemin hazırlamak amacıyla kurgulandı.
Azzan, itiraflarında 2019 yılının Aralık ayı sonlarında Ürdün’de “Şaul Gad” adlı bir İsrail istihbarat subayı ile gerçekleştirdiği görüşmeyi anlattı. Azzan, o dönemde Birleşmiş Milletler’e bağlı bir güvenlik eğitimi kursuna katılmak üzere Ürdün’e seyahat ettiğini ve bu ziyaret sırasında İsrailli istihbarat subayıyla görüştüğünü açıkladı.
İtirafında görüşmenin detaylarını aktaran Azzan, İsrailli subayın Yemen Ensarullah hareketinin artan kabiliyetleriyle mücadele etmek için çeşitli seçenekleri değerlendirdiklerini ve bu seçeneklerden birinin Mekke’deki Mescid-i Haram’ı veya Haremeyn-i Şerif’ten birinin yakınındaki bölgeleri hedef almak olduğunu söylediğini ifade etti.
Yapılan açıklamalara göre, saldırının Kızıldeniz’den veya başka bir noktadan gerçekleştirilmesi ve böylece saldırı menşeinin Yemen toprakları gibi gösterilmesi planlanıyordu. Bu sayede saldırının sorumluluğu Yemenli güçlere yüklenecek, Arap ve Müslüman kamuoyunda Yemen’e karşı geniş çaplı bir medya propagandası ve kışkırtma dalgası başlatılacaktı.
Casusluk şebekesi üyesi itiraflarının devamında, bu senaryonun ne kadar tehlikeli olduğu konusunda İsrailli subayı uyardığını, bölgenin önemini ve böylesi bir adımın doğuracağı ağır sonuçları vurguladığını belirtti.
Ancak Azzan’ın aktardığına göre İsrailli istihbarat subayı yanıt olarak, Kızıldeniz’in güvenliğinin uluslararası düzeyde sağlanacağını, ABD’nin ise petrol kaynaklarının güvenliğini üstleneceğini söyledi. Ayrıca Suudi Arabistan, Ensarullah ve çöldeki Selefi grupların birbirleriyle çatışmaya gireceğini, İsrail tarafının ise bu gelişmeleri uzaktan izleyeceğini ifade etti.
Abdülmuin Azzan’ın Geçmişi ve ABD-İsrail Casusluk Şebekesindeki Faaliyetleri
Zemar vilayeti doğumlu ve Sana sakini olan Abdülmuin Hüseyin Ali Azzan, 1999 yılında Sana Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Fransız Dili Bölümü’nden mezun oldu. Azzan’ın adı daha önce 2024 yılında Yemen’de deşifre edilen ABD-siyonist rejim casusluk şebekesi soruşturması kapsamında gündeme gelmişti.
Yemen medyasında yer alan önceki itiraflarına göre Azzan, 2006 yılında Amerikan Ulusal Demokratik Enstitüsü’nün (NDI) parlamento programında çalışmaya başladı ve 2009 yılına kadar bu kurumda görev yaptı. İtiraflarında, ABD istihbaratı ile iş birliği yapmasına zemin hazırlayan kişilerle temas kurduğunu açıkladı.
Daha sonra 2015-2017 yılları arasında Amerikan şirketi “LAPS” bünyesinde çalıştığını belirten Azzan, bu dönemde Ensarullah hareketi ve Yemen’deki gelişmeler hakkında bilgi ve araştırmalar hazırladığını söyledi. Şirketin Yemen bürosunun kapanmasının ardından da bazı yetkililerle temasının sürdüğünü ve bu çerçevede ABD Savunma Bakanlığı için Ensarullah’ın yapısı ve faaliyetlerine ilişkin araştırmalar hazırladığını kaydetti.
Azzan’ın itiraflarının bir diğer bölümü ise 2019 yılından tutuklandığı 2021 yılı sonlarına kadar Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’nin Sana bürosundaki faaliyetlerini kapsıyor.
Önceki itiraflarında Azzan, bu kurumun bilgi ve veri tabanına erişim sağlayarak kamu kurumları, askeri mevziler, füze ve İHA kabiliyetleri, deniz kapasiteleri ile Ensarullah ile bağlantılı bazı komutan ve şahsiyetlerin yerleşim yerleri hakkında kapsamlı bilgiler topladığını ve bunları İsrailli istihbarat subayına ilettiğini bildirmişti.
Azzan ayrıca Ensarullah yetkililerinin ikametgahları ile Sana ve Yemen’in çeşitli vilayetlerindeki merkezlere ilişkin bilgileri aktardığını ifade etmişti. Sana medyası daha önce söz konusu dosyada adı geçen İsrailli subayın ismini “Şaul Jack” olarak rapor etmişti.
