Haber kaynakları ve siyaset meseleleri uzmanları Arabistan’da başlayan gözaltı ve görevden alma dalgasının çeşitli boyutlarını irdelerken, bu hareketten bir nevi darbe şeklinde söz ediyor ve bu hareketin bir takım sosyal vle iktisadi sonuçları olacağını belirtiyor.
Suud rejimi geçen 4 Kasım Cumartesi günü onlarca Suud prensini, şimdiki ve eski yetkiliyi mali fesat suçlaması ile tutukladı. Aslında Arabistan’da Matab bin Abdullah gibi Suud prenslerinin gözaltına alınması veya görevden uzaklaştırılması, Muhammed bin Salman’ın Arabistan’da kraliyet tahtına oturma yolunda ciddi bir rakibi ortadan kaldırmak için gerçekleştirildi. Sonuçta görünen o ki en azından kısa vadede Muhammed bin Salman’ın kraliyet tahtına ve tacına ulaşma yolu açılmış bulunuyor. Fakat buna karşın bu hareketin hem kısa ve hem uzun vadede özel olarak Muhammed bin Salman ve genel olarak Arabistan için önemli olumsuz sonuçları olacağı anlaşılıyor.
Sosyal açıdan Arabistan’da onlarca prensin fesat suçundan tutuklanması Suud iktidarı ile Arabistan halkı arasındaki uçurumu daha da derinleştirebilir. Gerçekte Arabistan’da halkın önemli bir bölümü Suud rejiminin dayattığı ve halkın siyasi katılımını ve iktidarın adaletli bir şekilde paylaşılmasını engellediği aşiret düzeninden hoşnut değildir. Şimdi ise Suud prenslerinin geniş çaplı mali fesat durumlarının ifşa edilmesi bu hoşnutsuzluğu daha da körükleyebilir.
İkincisi, İngiliz The Guardian gazetesinin de yazdığına göre, Muhammed bin Salman’ın fesatla mücadele iddiası büyük bir çelişkidir, zira kendisi fesat içine batan biridir ve bu yüzden fesatla mücadele iddiasında bulunamayacağı açıkça ortadadır. Muhammed bin Salman bir yandan fesatla mücadele ettiğini iddia ederken, öbür yandan babası kral Salman Fas’ta sırf yaz tatilini geçirmek için yüz milyon dolar para harcadı ve Muhammed bin Salman’ın kendisi de 500 milyon dolar değerinde yeni bir bot satın aldı.
Aslında aşiret düzeni ile yönetilen ve halk kendi hükümdarını belirleyemeyen bir ülkede fesadın önüne geçilemeyeceği ve bu tür bir düzenin öz itibarı ile fasık bir düzen olduğu açıkça ortadadır.
Öte yandan Arabistan’da çok sayıda prens ve yetkilinin tutuklanması bu ülkeyi iktisadi açıdan de olumsuz etkileyecektir. Haber kaynakları tutuklanan prenslerin ve yetkililerin toplam mal vardığını 800 milyar dolar olarak açıkladı, ki bu da tüm Arap ülkelerinin dış borçlarına denk gelir. Şimdi Muhammed bin Salman bu mal varlığına fesatla mücadele bahanesi ile el koymak istiyor. Gerçi Arabistan’ın veliaht prensi bu hareketi ile Arabistan kamuoyunun desteğini kazanmaya çalışıyor, fakat bu hareket iktisadi açıdan asla akılcı ve mantıklı bir hareket olmadığı anlaşılıyor. Uzmanlar özel sektörün kaygıları, piyasaların Suud rejimine güvenini kaybetmesi, özel firmaların hisse senetlerinin değer kaybı ve yabancı yatırımcıların Arabistan’a sıcak bakmaması, son tutuklamaların bazı iktisadi sonuçları olduğunu belirtiyor.
Lübnan’ın El Ahbar gazeesi geçen gün Arabistan borsasının %3.1’lik değer kaybını duyurdu ki bu oran Fars körfezi borsaları arasında en büyük düşüş sayılıyor. Bundan başka Arabistan’da yabancı yatırımların da azalacağı ifade ediliyor, zira yabancı yatırımcılar içinde panik ve dehşetin hakim olmadığı ülkelerde yatırım yapmayı tercih ediyor.
Bu yüzden gözlemciler Muhammed bin Salman’ın saray darbesi kısa vadede Arabistan’da iktidarı ele geçirmesine yardımcı olmasına karşın uzun vadede kendisine yönelik darbe veya sosyal isyanları tetikleyeceğini belirtiyor.
