İmam Ali Hamaney

Rehber ve Liderler

Dünya Müslümanlarının ve Mustazaflarının Rehberi Seyyid İmam Ali Hamaney, ABD’nin İran aleyhine askeri tehditlerinin gerçekleşmesi durumunda İran’ın karşı koyma alanının bölge ile sınırlı kalmayacağını söyledi.

Rehber İmam Ali Hamaney, İran İslam Cumhuriyeti’nin üst düzey yöneticilerini kabulü sırasında bu konuyu dile getirdi.

Rehber İmam Ali Hamaney kabulde, İslam Cumhuriyeti nizamının ülke içi ve dışında karşı karşıya olduğu önemli meseleler etrafındaki siyasetleri hakkında değerlendirmede bulundu ve Ramazan ayının tövbe, hulus ve takvanın sosyal ve siyasal boyutlarına eğilme açısından bulunulmaz bir fırsat olduğunu ifade ederek, dayanışma ve gönül birliğinin önemini vurguladı ve yetkililer arasındaki vahdetin önemli bir gereklilik olduğunu ve kasıtlı olarak bu vahdeti bozmanın şeriata aykırı olacağını söyledi.

Rehber İmam Ali Hamaney, Ramazan ayından tövbe ayı, ruh ve kalbin ilahi şeriat ve irade karşısında teslim ayı, paklık ve günahlardan arınma ayı olarak söz etti ve şunları söyledi: ‘Ramazan ayı tıpkı her bir gün ve gecede namazın oluşturduğu özel fırsat gibi, bir yıl içerisindeki özel bir uyanış ve Allah’la söyleşi, gönül ve nefiste nuraniyet oluşturma fırsatıdır.

Yanlış yollar, düşünceler ve eylemlerden dönüş ve Allah katında teslimiyet, ilk adımda problemlerin, gafletlerin, yanlış ve kusurların teşhisine ihtiyaç duymaktadır.’ Tövbe ve dönüş eyleminin tüm ferdi ve içtimai boyutlarda çok geniş bir daire içerdiğini hatırlatan Rehber İmam Ali Hamaney şöyle konuştu: ‘Hangi nedenle olursa olsun toplumun çeşitli kesimlerinde etkin rol üstlenen herkes kesinlikle dikkatli davranmalı ve yetkisi altındaki ünitelere, söz ve davranışlarının etkileyebileceği yöreye dikkat etmelidir. Zira, astların gaflet ve hataları eğer üstlerin söz ve davranışlarına dayandırılacak olursa, o zaman sonuçlar da o yetkilinin adına yazılacaktır.’

Rehber İmam Ali Hamaney tövbe ile düşünce ve amelin ıslahında güdülen hedefin ilahi takva olduğunu belirterek şu görüşleri ifade etti: ‘Takvanın ferdi boyutlarına riayet olunmasının yanı sıra haramların terki ve farzların uygulanması önemlidir. Ancak, takvanın daha önemli boyutları vardır ve nedense genellikle bu konuda gaflete düşülmektedir.’

Rehber İmam Ali Hamaney Sahife-i Seccadiye’deki Mekarim’ül Ahlak duasına dayanarak adaletin yaygınlaştırılması, öfkenin yatıştırılması, dayanışmanın sağlanması, toplumda yakılan ateşlerin söndürülmesi ve çeşitli nedenlerle mü’min kardeşler topluluğundan kopmuş olan insanların yeniden kazandırılması gibi eylemleri de takvanın önemli boyutlarından sayarak, ‘bu konular, günümüzdeki önemli meselelerimiz arasındadır’ dedi.

Rehber İmam Ali Hamaney, adaletin tüm alanlarda yaygınlaştırılmasının takvanın en yüksek boyutu olduğunun altını çizerek şöyle konuştu: ‘Yargı ve yürütme alanındaki adalet, sosyal alanlardaki adalet, kaynakların ve fırsatların dağılımındaki adalet ile bireylerin seçimindeki adalet, adaletin hakiki anlamındaki örneklerinden bazılarıdır.’

Rehber İmam Ali Hamaney, düşünce ve eylemde sapmaya yol açabilecek öfkeyi önlemenin de adaletin bir başka boyutunu oluşturduğunu belirtti ve ihtilafları önleme ya da gemlemenin önemine değinerek şunları söyledi: ‘Bazı kimseler, çeşitli siyasi kanatlar ve bu çerçevedeki siyasi unsurlar arasında ihtilaf ateşini yakmak peşindeler. Bu tür tahrikler karşısında dikilmek, ilahi takvanın açık örneklerindendir.’
Rehber İmam Ali Hamaney, ‘maksimum çekicilik ve minimum iticilik’ prensibinden temel bir siyaset olarak söz etti ve görüşlerini şöyle dile getirdi: ‘Elbette bu işteki temel kriter, prensipler ve değerlerdir. Ancak şuna dikkat etmek gerekir ki, şahısların imanı farklı derecelerdedir ve daha önce ana ünite içerisinde yer alıp da bir yanılgı ve gaflet sonucu izbelere düşenler, delillere dayalı nasihatler sayesinde aynı yola geri döndürülmelidirler.’

Rehber İmam Ali Hamaney daha sonra orucun toplumsal bir eylem olduğunu hatırlatarak konuşmasını şöyle sürdürdü: ‘Eğer bereketli Ramazan sofrasının kenarında oturan herkes, yani İran milleti ve başka müslüman milletler bu ilahi fırsattan tevbe ve Allah’a dönüş için yararlanırlarsa İslam ümmetinin iç sorunları ile problemleri derman bulacaktır.’

Rehber İmam Ali Hamaney konuşmasının bir başka bölümünde iç ve dış sorunların sağlıklı bir analizi için İran milleti ile emperyalistler arasındaki cepheleşmeyle ilgili gerçeklere eğilmek gerektiğini hatırlatarak şu açıklamalarda bulundu: ‘Bu 32 yıllık cepheleşmedeki gerçekleri irdelemek şunu göstermektedir ki, İran milleti ve İslam Cumhuriyeti inkılab ve İmam’ın hedefleri ile aynı yol ve ilkeleri izlemeyi sürdürmüş, buna karşılık karşı cephede değişiklikler meydana gelmiştir.’

Rehber İmam Ali Hamaney, İran milletine düşman cephenin giderek zayıflamakta olduğunu, buna karşın İslam Cumhuriyeti’nin giderek yükselen bir hareket izlediğini kaydederek şu değerlendirmede bulundu: ‘Her ne kadar İslam Cumhuriyeti karşıtı cephe kendisini büyük bir yalanla ‘dünya toplumu’ olarak nitelese de, bu cephenin temel ekseni siyonist rejim ve Amerika’dan ibarettir.’

Rehber İmam Ali Hamaney konuşmasının burasında ‘yüzeysel muhalefet’ ile ‘temelden muhalefet’ terimlerini kullanarak, siyonist rejimle Amerika’nın İslam Cumhuriyeti’ne olan muhalefetlerinin temelden muhalefet olduğunu ifade etti ve şöyle konuştu: ‘Temelden muhalefet, gerçekte bir şeyin varlığına, mevcudiyetine karşı çıkmaktır. Nasıl biz siyonist rejimi gasıp, uyduruk ve çöküşü kesin bir rejim olarak biliyorsak, o rejim de İslam nizamının varlığına temelden karşı çıkmaktadır. Öte yandan Amerika’nın bize bakışı, onların İslam Cumhuriyeti’nin davranış biçimini değiştirmesi gerektiği şeklindeki tüm sözlerine rağmen, İslam Cumhuriyeti’nin varlığını inkâra yöneliktir. Buna karşın biz de Amerika’nın emperyalist yönünü ve süper güç olmasını reddetmekte ve buna karşı çıkmaktayız.’

Rehber İmam Ali Hamaney, İran milletine düşman olan cephenin giderek zayıflamakta olduğunu izah ederken Siyonist rejim ve Amerika’nın dünyada herhangi bir halk desteğine sahip olmadığını hatırlattı ve görüşlerini şöyle dile getirdi: ‘Milletlerin bu iki rejime duyduğu nefret; Irak, Afganistan ve Filistin’de son yıllarda başvurdukları askeri girişimlerdeki fiyaskolar; büyük ekonomik düşüşün içinde bocalamaları; Suriye, Lübnan ve Filistin’de uygulamaya çalıştıkları Ortadoğu politikalarındaki başarısızlıklar; Amerika ve İsrail’li yetkililerin özgüvenlerini yitirmeleri ve Irak ile Afganistan’ın işgaline devam ya da bu topraklardan çıkış hakkında karar verememeleri, İran düşmanı cephede gözlemlenen sarsıntılardandır.’

Rehber İmam Ali Hamaney, İslam Cumhuriyeti’nin yükseliş çizgisini açıklarken de özellikle bilim ve teknikteki ilerlemeler üzerinde durarak şu ifadeleri kullandı: ‘Maddi ve manevi çeşitli alanlardaki parlak ilerlemelerin yanısıra, İran milleti yüksek bir morale sahiptir ve geçen yılki seçimlerde 40 milyon insanın seçimlere katılması bu ülkedeki sosyal ve siyasal coşku ve heyecanı göstermektedir. İran milleti Ortadoğu ve dünyanın çeşitli yörelerindeki başarılı siyasal tecrübeleri ve geleceğe olan büyük umutlarıyla hareketini sürdürmektedir ve bu gerçekler, İslam Cumhuriyeti’nin giderek yükselmekte olan bir harekete sahip olduğunu ispatlamaktadır.’

Rehber İmam Ali Hamaney düşman cephesine karşı koyabilmek için düşünce, tedbir ve programlamanın zaruretine dikkat çekti ve ‘onlar da bizim karşımızda plan ve programla meşguller ve bizler el ele vermek ve akıl, hikmet ve cesarete dayanmak suretiyle bu meydanda ilerlemeye devam edeceğiz’ dedi.

Rehber İmam Ali Hamaney, ecnebilerin programlarına değinirken ekonomik baskı, askeri tehdit, psikolojik savaş, siyasi kargaşa oluşturma ve ülke içindeki tahrip eylemlerine dikkat çekti ve Amerikalıların bütün bu ambargo, tehdit ve yaptırım kararnamelerinin yanı sıra müzakereye hazır olduklarını bildirdiklerini de hatırlattı ve Amerika’nın son 30 yıl boyunca aynı yolları denediğinin altını çizerek şunları söyledi: ‘İran aleyhindeki 30 yıllık yaptırımlar, çeşitli Amerikan başkanları döneminde sürdürülen tehditler, İmam Humeyni ve İran milletine yönelik aralıksız karalama kampanyası, geçen bazı yıllarda yerli uşakları vasıtasıyla başvurdukları tahrip ve kargaşa eylemleri şunu göstermektedir ki Amerika, İran milleti karşısında bugün de aynı eskimiş yöntemlerinden medet ummaktadır.’

Rehber İmam Ali Hamaney, Amerika’nın müzakereye hazır olduğu şeklindeki iddiasının bir tekrardan ibaret olduğunu belirterek, zor ve tehditler gölgesindeki her türlü müzakereyi reddetti ve şöyle konuştu: ‘Elbette biz iki konuda yani Irak hakkında ve onların önemli bir güvenlik meselesi saydıkları bir konuda Amerika’lılarla müzakerede bulunduk. Ancak, işbu tecrübeler de şunu göstermiştir ki, onlar her ne zaman müzakere masasında delil ve gerçeğe dayalı olarak konuşulduğunda bocalamakta ve zorbalığa ve müzakereleri tek taraflı olarak kesmeye yeltenmektedirler. Biz, Amerika’yla müzakereyi açık delillere dayanarak reddettik. Zira tehdit, baskı ve korkunun gölgesindeki görüşmeleri müzakere olarak saymamaktayız. Bu yüzden, ülkenin muhterem yetkililerinin de dile getirdikleri üzere biz, müzakere ehliyiz. Ancak, tehdit, ambargo ve zorbalığın gölgesinde diyalog isteyen Amerika’lılarla değil… Doğal olarak onlar çürümüş süper güç merdiveninden aşağıya inerler ve tehdit ve ablukalarını terk ederek müzakere için kendilerine uygun bir hedef ve sonuç seçmezlerse daha önce de söylemiş olduğumuz üzere görüşmeye açığız. Ama aslında onlar müzakere ehli değiller ve zorbalık peşindeler. Amerikalılar, İran’ı da tıpkı başkaları gibi baskı altına alamayacaklarını bilmelidirler. Zira İran hiç bir baskı altına girmeyi kabullenmeyecek ve her türlü baskı karşısında kendi üslubunca cevap vermesini bilecektir.’

Rehber İmam Ali Hamaney, konuşmasının devamında nükleer enerji meselesine değinerek, bu alanda yakıt üretimi sistemine ulaşmanın İran milletinin doğal hakkı olduğunu vurguladı ve şunları söyledi: ‘İran halkı ve yetkilileri bu haktan geri adım atmayacak ve Allah’ın izniyle nükleer reaktörler oluşturmak ve onların yakıtını ülke içerisinde üretmek suretiyle bu doğal haklarına kavuşacaktır. Biz, dünyadaki pazarlık örfüne uyarak yaklaşık 20 yıl kadar önce bu reaktörün yakıtını satın almıştık. Ancak onlar bizim yüzde 20 oranındaki yakıta yeniden ihtiyaç duyduğumuzu hissettiklerinde kötü bir oyuna başvurdular. Elbette Amerika ve Batı’nın bu büyük yanlışı onların zararına tamamlanmıştır.’

Rehber İmam Ali Hamaney, Batı’nın yüzde 20′lik yakıt temini konusundaki oyununun sonuçlarına değinerek, İran’ın bu nedenle yüzde 20′lik yakıt üretimine teşvik edildiğini ve Amerika ve diğer yakıt üreticisi devletlerin ne denli güvenilmez olduklarının ispatlandığını kaydetti ve ‘bu serüvende onların gerçekten de güvenilmez olduklarını tüm milletler anlamış oldu’ dedi.

Rehber İmam Ali Hamaney, Amerika’nın askeri tehditleri çevresinde de şunları dile getirdi: ‘Onların böyle bir aptallığa yeltenmeleri uzak bir ihtimaldir. Ancak herkes şunu bilsin ki eğer bu tehdit gerçekleşirse İran milletinin karşılık verme alanı yalnızca bölgemiz olmayacak ve daha geniş bir coğrafyada karşılık verilecektir.’

Rehber İmam Ali Hamaney konuşmasının devamında İran’da insan haklarına riayet edilmediği şeklinde Amerikalılarca sürdürülen menfi propagandaları ‘gülünç’ olarak niteledi ve şunları belirtti: ‘Irak, Afganistan ve Filistin’de insanların canlarının hiç bir değer taşımadığını gösterenler utanmadan insan haklarının İran’da çiğnendiğinden dem vurabiliyorlar !’

Rehber İmam Ali Hamaney, İslam Cumhuriyeti yetkililerinin düşmanın ekonomik ambargo gibi programları karşısında dikkate aldıkları çok güçlü tedbirlere işaretle konuşmasını şöyle sürdürdü: ‘Ülke yetkilileri, ambargo kararnamesi ve Amerika ile Avrupa’nın tek taraflı yaptırımları karşısında çok tutarlı kararlar aldılar. İnşallah bu tedbirler ile dayanışma ve gönül birliği sayesinde ambargolar bir fırsata dönüştürülecektir. Akıl, tedbir ve cesaretle, yılmaz bir azimle, hiç bir şekilde sarsılmaksızın ve hep aydınlık ufuklara bakarak, yolumuzu sürdüreceğiz.’

Bu görüşme sırasında konuşan İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, hükümetin çeşitli kültürel, ekonomik ve siyasal alanlardaki etkinlikleri hakkında ayrıntılı bir rapor sundu.

Ahmedinejad, ülkeyi büyük bir yapım atölyesine benzeterek, yüzlerce barajın yapılmakta olduğunu, petrol ihtiyaçlarının yerel imkanlarla giderilmeye çalışıldığını, tüm şehirler ve köylere yönelik doğal gaz ağının genişletildiğini ve ülkedeki bilimsel çalışmalarda önemli bir sıçrama yaşandığını belirtti.

İran Cumhurbaşkanı İran aleyhindeki ekonomik yaptırımların yeni dalgasına işaretle şöyle konuştu: ‘İran milleti Allah’ın lütfu sayesinde düşmanların bu rahatsızlıklarını ekonomide gelişme ve reform sağlanması ile milli üretimin nitelik ve nicelik açısından yükselmesi yolunda bir fırsata çevirmesini bilecektir.’

İran milletinin düşmanlarının bu millet aleyhinde kararnameler yayınlamakla bir yere varamayacaklarını söyleyen Ahmedinejad, düşmanın pek yakında bu girişimlerinden pişman olacağını hatırlattı.

İran Cumhurbaşkanı, İran milletinin adalet çerçevesindeki bir diyalog ve mantıktan yana olduğunu kaydederek, adilane bir söyleşiden yana olan İran halkının, haklarından zerre kadar geri adım atmayacağını vurguladı.

Başa dön tuşu
Kapalı