Pentagon, 2025 yılında Yemen’e yönelik ABD saldırılarında sivillerin öldürüldüğünü itiraf etti.
ABD Savaş Bakanlığı (Pentagon), Pazartesi günü geç saatlerde Kongre’ye sunulan bir raporda, geçen yıl Yemen’deki Ensarullah’a karşı düzenlenen ve “Operasyon Kaba Süvari” olarak adlandırılan askeri saldırılarda 153 sivilin öldüğünü ve 243 kişinin yaralandığını resmen doğruladı.
12 sayfalık rapor, sivil kayıpların yıllık olarak açıklanmasını gerektiren 2018 tarihli bir yasaya uygun olarak Senato Silahlı Kuvvetler Komitesine sunuldu ve Nisan 2025’te Yemen’de yaşanan üç olayı detaylandırıyor. Bu arada, bağımsız bir izleme grubu olan Yemen Veri Projesi, Yemen’deki ABD askeri saldırılarında hayatını kaybeden sivillerin sayısının 238 olduğunu açıkladı; bu rakam Pentagon’un açıkladığı rakamdan daha yüksek.
Pentagon’un geçen yıl Yemen’e yönelik ABD saldırılarında sivillerin öldürüldüğünü resmen kabul etmesi, Yemen’e karşı yürütülen Rough Rider Operasyonu’nun insani sonuçlarını ortaya koymada bir dönüm noktasıdır. Bu, Trump yönetiminin bu saldırılardaki sivil kayıpların boyutunu resmen kabul ettiği ilk seferdir.
Pentagon’un itirafının nedenlerine gelince, şunlar belirtilebilir:1. İnsan hakları örgütlerinden ve bağımsız soruşturmalardan gelen artan baskı: Bu itirafın ardındaki en önemli faktör, kamuoyu ve uluslararası kuruluşlardan gelen baskıydı. Bu rapordan önce, İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) ve Uluslararası Af Örgütü gibi saygın kuruluşlar, ABD saldırılarını uluslararası insancıl hukuk ilkelerini hiçe saydığı gerekçesiyle kınamış ve soruşturma çağrısında bulunmuştu. Yemen Veri Projesi ise çok daha yüksek bir rakam bildirerek en az 238 sivil ölümünü tahmin etmişti. Airwars da en az 258 ölüm bildirdi. Bu belgelenmiş raporlar, Pentagon’un “sivil kayıp yok” şeklindeki resmi anlatımını ciddi şekilde sorguladı.
2. Yasal Zorunluluk ve Kongre Denetimi: Pentagon raporu, Savaş Bakanlığı’nın Kongre’ye sivil kayıplar hakkında yıllık rapor sunmasını gerektiren 2018 Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası’nın (NDAA) 1057. maddesi uyarınca hazırlanmıştır. Bu yasal zorunluluk, senatörlerin şeffaflık baskısıyla birleşince, Pentagon’u asgari düzeyde bir rapor sunmaya zorladı. Ayrıca, NBC News ve Washington Post gibi medya kuruluşlarından gelen, ordunun Kongre’den gerçeği gizleme çabalarına ilişkin açıklamalar, Pentagon için siyasi alanı daralttı.
3. Bilgilerin minimal niteliği ve “örtbas edilmesi”: İtirafa rağmen, Pentagon raporu ağır eleştirilerle karşılaştı; üst düzey yetkililer bunu “saçma” ve “tamamen örtbas etme” olarak nitelendirdi. Rapor, sivil kayıplara “neredeyse kesin olarak” neden olan sadece üç olayı belirledi; 15 olay hala “soruşturma altında” ve bildirilen rakamlar bağımsız kuruluşların tahminlerinden çok daha düşük. Dahası, rapor, Karayipler ve Pasifik’teki tartışmalı tekne saldırılarından kaynaklanan kayıplardan hiç bahsetmiyor; bu saldırılar tek başına 120’den fazla kişinin ölümüne neden oldu. Bu yaklaşım, itirafın tam bir sorumluluk itirafı olmaktan ziyade, yalnızca yasal asgari şartlara uymak ve Kongre’ye resmi bir yanıt vermek için yapıldığını düşündürüyor.
Öte yandan, Pentagon’un Yemenli sivillerin öldürülmesini itiraf etmesinin çeşitli sonuçları var:1. İddialar ve gerçeklik arasındaki uçurumu ortaya çıkarmak ve güveni zedelemek: Bu itiraf, Pentagon’un daha önceki “sivil kayıpları olmayan hassas operasyonlar” iddiaları ile sahadaki gerçeklik arasında derin bir uçurumu ortaya çıkardı. Bu durum, Savaş Bakanlığı’nın resmi açıklamalarına olan kamu güvenini ciddi şekilde zedeledi ve daha önce ABD Savaş Bakanı Pete Hext tarafından zayıflatılan sivil kayıpları azaltmaya yönelik iç mekanizmaların yeterince etkili olmadığını gösterdi.
2. İnsan hakları ihlallerine ilişkin iddiaların yoğunlaşması ve yasal kovuşturma olasılığı: Sivil ölümlerin resmi olarak kabul edilmesiyle, Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün bu saldırıların savaş suçu olarak değerlendirilebileceğine dair önceki iddiaları daha fazla yasal ağırlık kazandı. Bu, ABD yetkililerine karşı uluslararası davaların yolunu açabilir ve bu saldırıların faillerinin yargılanması için baskıyı artırabilir.
3. İran ile çatışmanın ortasında Pentagon sistemlerinin verimsizliğinin ortaya çıkması: Yemen’deki yaygın kayıpların kabulü, ABD’nin İran ile büyük ölçekli bir askeri çatışma içinde olduğu bir dönemde gerçekleşti. Pentagon’dan bir yetkili, Yemen’deki 15 saldırı dosyasının daha incelenmesinin, sistemin kayıpları doğru bir şekilde yönetme ve değerlendirme yeteneğinden yoksun olduğunu ve bunun İran’la olası bir savaş için “iyiye işaret etmediğini” açıkça belirtti. Bu açıklamalar, Pentagon’un modern bir kurum olarak imajını zedeledi.
Bu durum verimliliği ve doğruluğu bozuyor.
4. Trump yönetimi için siyasi sonuçlar: Bu, Trump yönetiminin 2025 saldırılarından kaynaklanan sivil kayıpları ilk kez resmi olarak kabul etmesidir. Önemli siyasi olayların arifesinde, bu konu tartışmalı bir konu haline gelebilir ve Demokratlar bunu Trump yönetiminin dış politikasını eleştirmek için kullanabilirler. Pentagon raporunda “sivilleri koruma taahhüdü” iddiasında bulunsa da, bu kadar ağır kayıpların kabul edilmesi bu iddiayı ciddi şekilde şüpheye düşürüyor.
Görünüşe göre Pentagon’un bu itirafı dürüstlükten değil, insan hakları örgütlerinin, medyanın, yasal gerekliliklerin ve kamuoyunun birleşik baskısının sonucuydu. Ancak, raporun minimal ve taraflı doğası, Washington’un sorumluluğu ve tazminatı tam olarak kabul etmek yerine, büyük bir insani felaketin siyasi maliyetlerini yönetmeye çalıştığını gösteriyor. Bu, ABD politikalarının insan haklarını savunma iddiasında bulunurken pratikte bunları ağır şekilde ihlal etme konusundaki ikili doğasını bir kez daha ortaya koymuştur.
