İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, büyük İran milletine, İslam milletlerine ve dünyanın özgür insanlarına hitaben yayımladığı mesajda, halkın Şehit İslam Devrimi Lideri’nin veda, cenaze ve defin törenlerine görkemli ve milyonluk katılımına teşekkür ederek, bu tarihi katılımı İran milletinin sadakatinin, ulusal dayanışmanın, İslam ümmetinin birliğinin ve ülkenin onur, bağımsızlık, adalet ve kalkınma idealleriyle ahdin yenilenmesinin kalıcı bir tezahürü olarak değerlendirdi.
Cumhurbaşkanı mesajında, halkın Tahran, Kum, kutsal Meşhed, Necef-i Eşref ve Kerbela-i Mualla’daki coşkulu katılımını, sadakatin, dayanışmanın ve milletin İslam Devrimi’nin ideallerine duyduğu derin bağın eşsiz bir tezahürü olarak nitelendirerek, bu muazzam katılımın yalnızca bir liderin naaşını uğurlamak olmadığını, İran milletinin onur, bağımsızlık, adalet ve kalkınma yoluyla ahdini yenilemesi olduğunu vurguladı.
Cumhurbaşkanı ayrıca, halkın çeşitli kesimlerinin, mercilerin ve âlimlerin, hizmet kuvvetlerinin, basın mensuplarının ve bu tarihi törenin düzenlenmesinde emeği geçen herkesin rolüne işaret ederek, Şehit Lider’in anılmasındaki geniş çaplı iç ve uluslararası eşlik ile dayanışmaya teşekkür etti ve büyük birlik ile ulusal beraberlik sermayesinin korunmasının gerekliliğine vurgu yaptı.
Dr. Pezeşkiyan, dost ve kardeş ülke Irak’ın hükümetine, milletine ve yetkililerine, aşiret şeyhleri ve reislerine, kutsal türbelere, hizmet çadırı sahiplerine, kutsal türbelerin hizmetkârlarına ve ülkelerinin tüm kapasite ve imkânlarını seferber ederek Necef-i Eşref ve Kerbela-i Mualla’daki görkemli veda ve cenaze törenlerinin düzenlenmesine zemin hazırlayan tüm görevlilere özel teşekkürlerini sunarak, bu eşliği İran İslam Cumhuriyeti ile Irak arasındaki kardeşçe ve stratejik ilişkilerin parlak bir tezahürü ve İslam ümmetinin dayanışmasının bir simgesi olarak nitelendirdi.
Cumhurbaşkanı’nın mesajının metni şöyledir:
Bismillahirrahmanirrahim
“İman edip salih ameller işleyenlere Rahman (olan Allah) bir sevgi verecektir.” (Meryem Suresi, 96)
Büyük ve şerefli İran milleti, İslam ülkelerindeki aziz kardeşlerim ve bu tarihi günlerde bilinçli ve duygudaş bir katılımla Şehit İslam Devrimi Lideri’nin uğurlama ve cenaze törenini düzenleyen dünyanın tüm özgür insanları;
Halkın Tahran, Kum ve Meşhed’deki görkemli ve milyonluk katılımı ile Iraklı kardeşlerimizin Necef-i Eşref ve Kerbela-i Mualla’daki coşkulu katılımı için içtenlikle teşekkür etmeyi kendime bir vazife addediyorum. Saatlerce beklemeye katlanarak, uzun yollar kat ederek ve aşkın, sadakatin ve ihlasın eşsiz tezahürleriyle gerçekleşen bu benzersiz katılım, Müslüman milletler arasındaki bağın azametini ve ulusal dayanışma ile İslam ümmetinin sağlamlığını bir kez daha dünya halklarının gözleri önüne serdi.
Milyonlarca Şehit İslam Devrimi Lideri sevdalısının gönüllerinin o büyük şahsiyetin kaybının hüznüyle dolu olduğu günlerde, İran ve Irak milletleri destansı, coşkulu ve tarihi bir katılımla, sadakatin, duygudaşlığın ve sevginin kalıcı sahnelerini yarattılar; hiç şüphesiz İslam ümmetinin tarihi hafızasında ebediyen yaşayacak sahneler.
Geçtiğimiz günlerde Tahran, Kum, kutsal Meşhed, Necef-i Eşref, Kerbela-i Mualla ve İslami İran’ın dört bir yanında Şehit Lider’in uğurlama, cenaze ve defin törenlerinde yaşananlar, halkın, tüm ömrünü İslam’ın onuru, İslami İran’ın güvenliği, bağımsızlığı, otoritesi ve başı dikliği uğruna vakfetmiş bir liderle olan derin bağının görkemli bir tezahürüydü.
Bu milyonluk ve azametli katılım, liderlerinin halis mücadelelerine ve kalıcı hizmetlerine kadirşinaslık duyan ve onur ile kalkınma yolunu aynı iman ve dirençle sürdürecek bir milletin sadakatinin açık bir deliliydi.
Veda ve cenaze törenlerine katılarak, anma törenleri düzenleyerek, taziye mesajları göndererek ve başsağlığı dileyerek Şehit Lider’in kaybının acısında İran milletine eşlik eden tüm dost milletlere ve hükümetlere, liderler ile üst düzey yetkililere, siyasi, dini, kültürel ve toplumsal şahsiyetlere, uluslararası örgütlere, çeşitli ülkelerin resmi kurum ve heyetlerine içtenlikle şükranlarımı sunuyorum.
Bu samimi duygudaşlık ve geniş çaplı saygı, o büyük şahsiyetin milletler ve dünyanın özgür insanları arasındaki mümtaz konumunun, manevi nüfuzunun ve sevilirliğinin bir ifadesi olup, dostane münasebetleri pekiştirmek ve kültürel, insani ve uluslararası işbirliklerini geliştirmek için değerli bir sermayedir.
Bu bağlamda, mümin, kardeş ve dost Irak milletine özel teşekkür ve şükranlarımı sunuyorum; onlar aşk, ihlas ve sevgi dolu bir uğurlamayla, İran ve Irak milletleri arasındaki imani, tarihi ve kültürel bağların derinliğini bir kez daha en güzel şekilde gözler önüne serdiler.
Ayrıca, Irak Cumhuriyeti hükümetine, üst düzey yetkililere, aşiret şeyh ve reislerine, güvenlik, asayiş, hizmet ve yürütme kurumlarına, kutsal türbelere, hizmet çadırı sahiplerine, kutsal türbelerin hizmetkârlarına ve ülkelerinin tüm kapasite ve imkânlarını seferber ederek Necef-i Eşref ve Kerbela-i Mualla’daki görkemli veda ve cenaze törenlerinin düzenlenmesine zemin hazırlayan herkese içten teşekkürlerimi sunmayı gerekli görüyorum.
Bu sorumlu eşlik, kerimane ev sahipliği ve samimi işbirliği, İran İslam Cumhuriyeti ile Irak arasındaki kardeşçe ve stratejik ilişkilerin parlak bir tezahürü ve Müslüman milletlerin ilahi ve ortak değerleri yüceltmedeki dayanışmasının açık bir göstergesiydi; hiç şüphesiz İran milletinin tarihi hafızasında kalıcı olacak değerli bir eşlik.
Bu aciz kul, İran halkının bir hizmetkârı olarak, bu azamet, toplumsal ve siyasi olgunluk, sorumluluk duygusu, sadakat ve muazzam ulusal sermaye karşısında saygıyla eğiliyor; sorumlu, görkemli ve duygudaş katılımlarıyla bu tarihi töreni ulusal birlik, beraberlik ve otoritenin bir simgesine dönüştüren tüm kadın ve erkeklere, gençlere ve öncülere, şehitlerin muhterem ailelerine, fedakârlara, seçkinlere, akademisyenlere, din adamlarına, esnafa, etnik gruplara, farklı mezhep mensuplarına ve milletin tüm fertlerine içtenlikle teşekkür ediyorum.
Evlerini, camilerini, Hüseyniyelerini ve gönüllerini açarak milyonlarca ziyaretçi ve yaslıyı ağırlayan ülkenin farklı eyaletlerinin şerefli, mümin, necip ve misafirperver halkına içten teşekkürlerimi sunuyorum. Sizin kerimane misafirperverliğiniz, fedakârlığınız, duygudaşlığınız ve sevgi dolu, şefkatli davranışınız, özgün İran kültürünün ve İslam’ın yüce öğretilerinin parlak bir tezahürünü sergiledi ve bir kez daha keremin, dayanışmanın ve insanlıkseverliğin İran milletinin en seçkin toplumsal sermayeleri olduğunu kanıtladı.
Yüce taklit mercilerine, saygın âlimlere, ilmiye havzalarına, cuma ve cemaat imamlarına, dini heyetlere, kutsal türbelerin mütevelliliklerine, ülkenin mersiyehan camiasına ve İran, Irak ile diğer İslam ülkelerindeki tüm Ehl-i Beyt (aleyhimüsselam) sevdalılarına –ki etkin katılımları, anma törenleri düzenlemeleri, halisane hizmetleri ve sevgi gösterileriyle Şehit Lider’in veda ve cenaze törenlerinin daha da görkemli düzenlenmesinde rol oynadılar– içtenlikle teşekkür ediyorum.
Bu kuşatıcı ve kendiliğinden katılım, İslam ümmetinin itikadi, kültürel ve medeniyet bağlarının derinliğinin parlak bir tezahürü ve Şehit Lider’in müminlerin ve dünyanın özgür insanlarının gönüllerindeki yüce konumunun bir göstergesiydi; hiç şüphesiz Müslüman milletler arasındaki birliğin, dayanışmanın ve ortak gücün pekişmesine yol açacak manevi bir sermaye.
Ayrıca, sorumluluk duygusuyla, gece gündüz çalışarak ve fedakârlıkla bu tarihi törenin güvenliğini, huzurunu, düzenini ve azametini sağlayan silahlı kuvvetlere, kolluk, güvenlik ve istihbarat kuvvetlerinin komutan ve personeline, yardım ve tedavi kuvvetlerine, Kızılay’a, itfaiye teşkilatına, belediyelere, yürütme, hizmet ve ulaşım kurumlarına, kutsal türbelerin hizmetkârlarına, hizmet çadırı sahiplerine, gönüllü halk kuvvetlerine ve tüm adsız hizmetkârlara içten teşekkürlerimi sunuyorum.
Basın mensuplarına, muhabirlere, fotoğrafçılara, kameramanlara, belgeselcilere ve medya çalışanlarına da –ki mesleki taahhütleriyle bu tarihi katılımı ve İran milletinin kalıcı destanını görüntüleyip bölge ve dünya kamuoyuna aktardılar– teşekkür ediyorum. Onların bu büyük olayı kaydetme ve anlatmadaki samimi çabaları, İran’ın çağdaş tarihinin kalıcı hafızasının bir parçası olacaktır.
Hiç şüphesiz bu azametli ve coşkulu katılım, yalnızca bir liderin naaşını uğurlamak değildi; aksine, büyük bir milletin İslami İran’ın onur, bağımsızlık, adalet, kalkınma ve otoritesi idealleriyle ahdini yenilemesiydi. İran milleti bir kez daha gösterdi ki, imana, birliğe, dayanışmaya ve muazzam toplumsal sermayesine dayanarak, şehitlerin ve Şehit İslam Devrimi Lideri’nin onurlu yolunu sebatla sürdürecektir.
Bu eşsiz halk sermayesi, nizamın tüm görevlilerinin sorumluluğunu her zamankinden daha da ağırlaştırmaktadır. Bugün bizim vazifemiz, dürüstlük, liyakat, adalet, duygudaşlık, yorulmak bilmez çaba ve karşılıksız hizmetle, büyük İran milletinin bu güvenine, sadakatine ve tarihi katılımına yaraşır bir cevap vermek ve İslam Devrimi’nin yüce ideallerini gerçekleştirme, ulusal çıkarları koruma, halkın refahını artırma ve aziz İran’ın başarısı yolunda hiçbir çabadan kaçınmamaktır.
Yüce Allah’tan, Şehit İslam Devrimi Lideri’ni ve muhterem ailesinin tüm şehitlerini ilahi velilerle, Hz. Seyyidü’ş-Şüheda (a.s) ve salihlerle haşretmesini ve derecelerini yüceltmesini niyaz ediyorum.
Kerim ailesine, özellikle de bu onurlu yolu sürdürmek ve bu büyük emaneti korumak kendilerine ait olan muhterem evlatları, İslam Devrimi’nin yüce Lideri Hazreti Ayetullah Seyyid Mücteba Hamenei’ye Yüce Allah’tan sağlık, onur, bereketli uzun ömür, giderek artan başarılar ve ilahi teyitler diliyorum.
Aynı şekilde, büyük İran milletine, İslam ümmetine ve dünyanın tüm özgür insanlarına onurun, huzurun, güvenliğin, dayanışmanın, kalkınmanın ve başarının daim olmasını temenni ediyor; hepimizin, ihlas, sorumluluk bilinci ve samimi hizmetle bu muazzam ulusal sermayeyi koruyabilmeyi ve şehitlerin, özellikle de Şehit İslam Devrimi Lideri’nin aydınlık yolunu direnç ve sadakatle sürdürebilmeyi ümit ediyorum.
Mesud Pezeşkiyan
İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı
