Saad Hariri’nin tekrarlanmış sözleri ve güvenlik korkusu

Lübnan’ın istifa eden Başbakanı Saad Hariri, bulunduğu Arabistan’ın başkenti Riyad’da, el-Mustakbel televizyon kanalına verdiği özel röportajında, korku ve dehşetin yüz ifadeleri ve davranışlarında açıkça hissedildiği bir ortamda Arabistan’da vaziyetin normal olduğu tablosunu çizmeye çalıştı.

Saad Hariri Lübnan Başbakanlığı’ndan istifa ettikten sonra ilk röportajını kendisi sahibi olduğu el-Mustakbel televizyon kanalına verdi. Hariri, istifası başta olmak üzere Lübnan’ın gündemindeki konulara ilişkin açıklamalarda bulundu. Tek kaygısı ise Riyad’da durumun hiç de iddia edildiği gibi olmadığı ve normal sürecinde işlediğiydi.

İstifasının doğru bir adım olarak Lübnan ile halkının çıkarına olduğunu iddia eden Hariri, “Yakın gelecekte ülkesine geri döneceğini ve gerekli yasal işlemleri yapacağını belirtti.

Hariri’nin bu röportajı gerçekleri yansıtmadığı ve tamamen sahtece hazırlanmış bir senaryodan ibaret olması bakımından Lübnan’ın önemli medya organları bu röportajı vermeye yanaşmadılar. Çünkü başka bir ülkenin başkentinden istifasını açıklayan Lübnan başbakanı Saad Hariri’nin ağır güvenlik önlemleri ve şiddetli baskı altında söyleyeceği sözlerin gerçek olamayacağını ve kuşkusuz önceden hazırlanmış senaryonun bir başka perdesini icra etmeye çalışacağına inanmaktalar. Hariri’nin bu röportajı aynı zamanda Hariri ile ilgili Riyad’a bir haftalık süre veren Lübnan cumhurbaşkanı Mişel Avn’ın ültimatomu karşısında Arabistan’ın bir nevi geri adımı olarak da kabul edilmekte.

Hariri’nin bu röportajının en önemli kesimi ise yeniden İran ve Lübnan Hizbullah hareketini Fars Körfezi havzası ülkelerin içişlerine müdahale etmekle suçlamasıydı. Daha önce istifa gerekçesini kendi hayatına yönelik var olan tehdide bağlayan ve bunun için başbakanlık görevinden istifa ettiğini açıklayan Hariri ancak bu röportajında daha farklı bir açıklamada bulundu.

İran İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Seyyid Ali Hamanei’nin Uluslararası İlişkiler Danışmanı Ali Ekber Velayeti ile yaptığı görüşmeye dair ortaya çıkan söylentilere değinen Hariri, “Velayeti tarafından kendisine yönelik herhangi bir tehdidin söz konusu olmadığını sadece bu görüşmede İran’la ilgili kendi kaygılarını dile getirdiğini söyledi.

Ancak Saad Hariri bu açıklamasında da, İran’ın Yemen, Suriye ve Fars Körfezi Arap ülkelerinin içişlerine müdahale ettiği iddiasını tekrarladı. Oysa bir ülkenin başka bir ülkeye müdahalesi uluslararası norm ve yasalara göre o zaman söz konusu olabilir ki bir ülke zorla söz konusu ülkenin içine girsin ve müdahalede bulunsun. Halbuki gerek İran İslam Cumhuriyeti olsun ve gerekse de Lübnan Hizbullah hareketi bizzat Suriye’nin yasal hükümetinin resmi daveti üzerine Suriye’de terörle mücadele operasyonlarına iştirak etmekteler. İran ve Hizbullah’ın Yemen’e müdahalesi iddiası da yine Hariri’nin İran’ın Fars Körfezi Havzası Arap ülkelerinin içişlerine müdahale ettiği iddiasında olduğu gibi asılsız ve delilsizdir.

Suriye yönetimi şimdiye kadar defalarca Suudi rejimini Suriye’nin içişlerine müdahale etmek ve bu ülkede terör örgütlerine her türlü desteği sağlamakla suçlamış ve hatta bu konuda sürekli olarak BM ve Güvenlik konseyine şikayetlerde bulunmuştur. Keza Suudi rejimi Mart 2015 tarihinden beri Yemen’e ve halkına karşı kesinlikle eşit olmayan acımasız bir savaş başlatmış ve bu savaş şimdiye kadar bu ülkede büyük insani bir faciaya ve insan kaybına neden olmasına rağmen halen devam etmektedir. Hariri’nin asılsız iddiasının bir başka parçası da Lübnan Hizbullah hareketi ile ilgilidir. Zira halihazırda Hizbullah, Saad Hariri başbakanlığındaki Lübnan hükümetinin bir parçasıdır ve Hariri hükümeti bakanlıklarından bazıları Hizbullah hareketine mensup kişilerin elindedir.

Saad Hariri bu röportajında başbakanlık görevinden istifasının yasalara uygun olmadığını kabul ederek bunun için yakın bir zamanda Lübnan’a geri dönerek istifasını yasalara uygun olarak cumhurbaşkanına sunacağını bildirdi. Ancak ne zaman geri döneceğiyle ilgili bir açıklama yapmadı. Yine, Riyad’da Lübnan başbakanlık görevinden istifasını açıklamasının Lübnan yasalarına aykırı olduğunu bildiği halde neden böyle bir girişimde bulunduğu yönündeki soruları da yanıtlamaktan kaçındı.

Saad Hariri’nin el-Müstakbel televizyon kanalına verdiği bu röportajı açık bir şekilde Riyad’da aşırı derecede güvenlik baskısı altında bulunduğunu ve Arabistan’da kendi akıbeti hakkında şiddetli kaygı taşıdığını bir kez daha gözler önüne sermiştir. Zira Hariri, Arabistan’da son dönemde prenslerle ilgili yaşanan tutuklama olaylarının kendisi için nasıl bir sonuca sebep olacağı ve bir daha Lübnan’a geri dönememe kaygısını taşıyor.

↑
Mobil sürümden çık