Silahlı teröristlerin suçları ve toplu mezarlar din ve insanlığa aykırıdır

Dini, düşünsel ve akademik şahsiyetler sözde reform ve özgürlük talepleri olan silahlı terör gruplarının özellikle Cisreşşuğur’da işlediği suçların, tüm maskelerini düşürdüğünü ve hayata, medeniyete ve vatana olan düşmanlıklarını gözler önüne serdiğini vurguladı.

Şam Üniversitesi Şeriat Fakültesi Profesörlerinden Dr. Muhammed Hasan Avad, yaptığı açıklamada, silahlı grupların işlediği suçlar ile Cisreşşuğur’da ortaya çıkarılan ve güvenlik güçlerinin gömüldüğü toplu mezarların, genel bağlamda ölülere, özelde ise şehitlere düşmanca davranma dolayısıyla şeriat açısından kabul edilemez ve haram olduğunu, çünkü ölülerin saygıyla ve itinayla defnedilmesi gerektiğini belirtti.

Eğitim Fakültesinde Adli Psikoloji Profesörü Abdürrahman Reşo da, silahlı teröristlerin gerçekleştirdiklerinin, halkta korku ve endişe yayma yoluyla, Suriye’nin maruz kaldığı komploya karşı davranışlarda değişikliğe mecbur bırakma hedefli olduğunu kaydetti.

“Bu suçları işleyen ordu mensupları gibi gösterilerek, medya yoluyla uluslar arası kamuoyu aldatılmaya çalışılıyor” diyen Reşo, bu eylemleri gerçekleştirenlerin eğitimden yoksun olmalarından kaynaklı olarak rahatlıkla aldatılarak istismar edildiğini ve etki altında bırakılabildiğini ifade etti.

Siyasi analiz Uzmanı Ahmet Savan da, silahlı grupların ortaya çıkarılan suçlarının, tarifi zor bir vahşet kullanıldığını kanıtladığını, siyasi olarak, bu eylemler yoluyla, Suriye’de gerginlik ortamının ve fitnenin yayılarak en üst seviyeye ulaşmasının hedeflendiğinin bariz olduğunu söyledi.

Şeyh Abdürrahman Ali el-Dilla, Şeyh Rebi Hasan Keveki, Sveyda’dan Şeyh Ferit el-Herraki ile Papaz Butros el-Cet, şeriatın ve tüm semavi dinlerin beşeri nefsi koruduğunu ve savunduğunu ve hayat hakkının kutsal olduğunu, dolayısıyla buna düşmanlık etmenin yaratıcı katında en büyük suçlardan biri olduğunu ifade ederek, haksız yere bir insanı öldürmenin, tüm insanları öldürmekle bir tutulacağını, özellikle cesetleri tahrip etmenin ve hiçbir din veya örf tarafından kabul edilemeyeceği bir vahşet niteliğinde olduğunu kaydettiler.

İdlib’te Büyük Cami’nin Hatibi Muhammet Delal, toplu mezarların ve cesetlere zarar vermenin İslam’a, insanlığa ve ahlaka aykırı olduğunu belirterek, bu suçları işleyen silahlı teröristlerin rahmet, hayır ve insanlıktan yoksun olduğunu söyledi.

Kentteki Eğitim Fakültesinde Öğretim Görevlisi Dr. Hayro el-Yusuf da, insanın, kendisini insan yapan sıfatlardan arınmasından sonra vahşi bir yaratığa dönüştüğünü ifade ederek, toplu mezarların, teröristlerin ne kadar vahşi olduğunu ve komplonun boyutlarını ortaya çıkardığını söyledi.

Edebiyatçı Cevdet Ebu Bekir de, silahlı terör gruplarının işlediklerinin Siyonizm planlarına hizmet ettiğini ve bu grupların İslam ve Araplıktan uzak birer suçlu olduklarını belirtti.

Silahlı teröristlerin vahşi suçlarına değinen Tartus’taki Eğitim Fakültesinin Profesörlerinden Dr. Rim Sleymun da, özellikle Cisreşşuğur’da işlenen kıyımın, tüm insanlarda olumsuz izler bıraktığını ifade ederek, kirli ellerin vahşetini yansıttığını belirtti. Sleymun, psikolojik rahatsızlıklar, korku, gerginlik ve endişe yaratan bu eylemlerin insanlık, ahlak, akıl ve din dışı olduğunu sözlerine ekledi.

Tartus Edebiyat Fakültesi Dekanı İbrahim Elbeb, Lazkiye’deki Tişrin Üniversitesi Arap Dili ve Edebiyatı Profesörü Dr. Yusuf Selman ve Vakıflar Müdürü Şeyh Faysal Heykel de, düşmanlık dolu ve insanlık dışı olan bu vahşiliğin ilahi talimatlara karşı çıkarak kirli ellere hizmet etme ve ilkel çağ zihniyetiyle yoğrulduğunu vurguladılar.

Tartus Acil Servis Müdürü Adli Tabip Muhammed Sevda da, silahlı teröristlerin bu suçlarının semavi dinlere ve insani ilkelere aykırı olduğuna işaret ederek, özellikle Cisreşşuğur’da işlenen katliam ve cesetleri parçalama gibi çirkin suçların, dış odaklara hizmet ettiğinin açık olduğunu ve Suriye’nin milli inanç ve direnişçi ruhuna bir saldırı niteliği taşıdığını kaydetti.

Halep Üniversitesi’nde Psikolojik Sağlık Profesörü Dr. Muhammet Abdullah da, toplumun kanun, ilke ve standartlarına aykırı hareket eden silahlı grupların davranışlarının, anti sosyal davranışlar kapsamında olduğunu ve grup üyelerinin topluma aykırı psikopatlar olarak nitelendirilebileceğini söyledi. Abdullah, bu tür kişilerin, düşmanlık, mülklere zarar verme, hırsızlık, bağımlılık, kaçırma ve tecavüz ve kumarın yanı sıra topluma aykırı birçok davranış tarzına sahip olduğunu vurguladı.

↑
Mobil sürümden çık