Avrupa Birliği olarak bilinen gerçekte Amerika’nın uluslar arası siyasetlerinin takipçiliğini yaptığı bu birlik her ne kadar Amerika’dan bağımsız olduğunu iddia etse de, bu zamana kadar özellikle dış politikada sergilediği tutumlarıyla Amerika’dan bağımsız olmadığı gerçeğini özellikle Afganistan, Irak, Filistin, Libya, Suriye gibi konularda ortaya koydu. Türkiye’nin de üye olmaya çalıştığı ve bu yönde büyük çaba sarf etmesine rağmen gerçekte bu ülke halkının Müslüman olmasından dolmayı girememesi dikkate alındığında gerçekte bu birliğin İslam dışı güçlerin birliği olduğu açık bir şekilde görülmektedir. Sözde kendi aralarında güçlü bir ittifak kurduklarını göstermek ve bu yolla İslam ülkeleri ve diğer ülkelere kendi siyasetlerini Amerika’yla birlikte dayatmada bulunan Avrupa Birliği, yıllar öncesinde bu birliğin yıkılmaz olduğu yönündeki iddiaların aslında sıradan ekonomik sorunlardan bile nasıl da çökme ve parçalanma eşiğine geldiğini ortaya koymaya yetti. Zira, Yunanistan’da patlak veren Portekiz ve İtalya ile diğer Fransa gibi güçlü ülkeleri bile etkileyen ekonomik sorun sözde güçlü Avrupa Birliği ülkeleri arasında derin bir çatlağa neden oldu. Öyle ki, birlik ülkelerinin her biri neredeyse halklarına AB’nden ayrılma konusunda referandum bile önermeye başlayarak kendi kazdıkları çukuru örtmeye çalışmaktalar.
Durum böyleyken derin bir iktisadi kriz içinde bulunan Avrupa Birliği, en azından zahiri koruma adına da olsa aldığı geçici kararlarıyla kendini kurtarma arayışına girmiştir ki, bunun en son örneği de Avrupa Birliği liderlerinin Brüksel’deki bütçe konusunda oturumları olmuştur.
Avrupa Birliği liderleri Brüksel’de iki gün süren zirvede 2014-2020 bütçesi üzerinde anlaşma sağlayamadı. Konu 2013’te bir kez daha masaya yatırılacak. Avrupa Birliği’nin 2014-2020 bütçesini belirlemek üzere Brüksel’de iki günlük zirvede bir araya gelen 27 ülkenin devlet ve hükümet başkanlarının herhangi bir anlaşmaya varamadan dağılması krizin de boyutlarını göstermeye yetmektedir. Kriz ortamının yarattığı baskı altında saatler süren ikili ve toplu görüşmelerde uzlaşı sağlanamamasında ulusal çıkarların sonuna kadar korunmak istenmesi ve kemer sıkmak isteyenlerle bütçeye hakkının verilmesini talep eden ülkeler arasındaki çekişmenin etkili olduğu anlaşılıyor.
Kemer sıkmaktan yana olan grubun başını İngiltere başbakanı David Cameron çekti. “AB üyeleri kemer sıkmak zorunda kalıyorsa AB de aynısını yapmalı” tezini işleyen Cameron, Avrupa Birliği Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy’un ilk aşamada 1 trilyon 47 milyon Euro olmasını önerdiği daha sonra ikili görüşmelerin ardından 972 milyar Euro seviyesine çektiği bütçe taslağına yeşil ışık yakmadı. Cameron, 7 yıl yürürlükte kalacak bütçenin 886 milyar Euro düzeyinde olmasını istedi. Üye ülkeler arasındaki görüş ayrılığının fazlalığı nedeniyle bir ülkenin veto kullanmasına gerek kalmadı ve genel bir kararla toplantıya son verildi. Zirve başlamadan önce İngiltere’nin sorun çıkarmasına kesin gözüyle bakılıyordu. Londra beklentileri boşa çıkarmasa da bu kez diğer zirvelerdeki kadar yalnız değildi. Almanya, Finlandiya, İsveç, Hollanda, Danimarka ve Avusturya gibi ülkeler de düzeyleri farklı olmakla birlikte bütçede kesintiye gidilmesinden yana tavır koydular. Bütçeyi farklı bir yöne çekmek ve kemer sıkmayı ikinci plana itmek isteyen kampın başında ise Fransa yer aldı. Paris’e en önemli destek ise İtalya ve İspanya’dan geldi.
Makro yaklaşımların yanında spesifik konularda da liderler arasında çetin bir çekişme yaşandı. Fransa, Ortak Tarım Politikası bütçesinde kesintiye gidilmesini reddederken, Polonya ve Portekiz’in başını çektiği 15 ülkeden oluşan bir grup uyum fonlarına dokunulmasına karşı çıktı. İngiltere, 3.6 milyar Euro tutarındaki “geri ödeme” kalemini sonuna kadar savunacağının sinyalini verdi.
Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande’ın seçilmesinden bu yana sallanma belirtileri gösteren Alman-Fransız dayanışması bu toplantıda ağır bir darbe daha aldı. Hollande ve Almanya başbakanı Angela Merkel karşıt kamplarda yer alırken Berlin ile Londra’nın daha önceki zirvelere kıyasla birbirlerine daha yakın durmaları dikkat çekiciydi. Toplantı sonrasında bir açıklama yapan Cameron, “Anlaşmaya varamadık ama kabul edilemez bir anlaşma yapılmasını engelledik” demekle sözde oturumu kurtardıklarının mesajını vermeye çalmıştı. Liderlerin bütçe konusunda anlaşamaması şimdilik yolun sonu anlamına gelmiyor. Van Rompuy ve Avrupa Birliği Komisyonu, bu toplantıda gündeme gelen yaklaşım ve verileri de dikkate alarak yeni bir öneri hazırlayacak. Avrupa Birliği liderlerinin 2013’ün ilk aylarında yeni bir bütçe zirvesi için bir araya gelmeleri öngörülüyor.
Avrupa Birliği’nde yaşanan ekonomideki sorunun geleceğini dikkate alan gözlemciler, Avrupa Birliği ülkelerinin aslında mozaik görüntüsü verdiğini ve bu birliğin güçlü temelden yoksun olduğunu zira Yunanistan gibi birkaç ülkenin de tepetaklak olması durumunda birliğin beklenenden daha kısa sürece içinde parçalanacağını zira birlikteki üye ülkelerin zararlarını diğer ülkelerin artık karşılamak istemeyeceklerini bildirmekteler. Bundan dolayı AB’nin Brüksel’deki bütçe oturumunda yaşanan kriz, Avrupa Birliği’nin çöküşünün sinyalinin açık göstergesidir.