IŞİD’in elinden yeni kurtulmuş Afganistan uyruklu iki asker Tesnim Haber Ajansında yaptıkları açıklamalarda IŞİD ile Arap dünyasının bazı medyalarının çok yakın ilişkilerde olduğunun detaylarını açıkladılar.
Fatimiyyun askeri birliğinin üyesi olan Haydar ve Abbas Mayıs 2015’te Suriye’nin Dera şehrinde IŞİD’e karşı yapılan operasyonlarda terörist gruplar tarafından ele geçirilmiş ve bir yıldan fazla esir kalmışlardır. Şimdi onlar özgür olduktan sonra Afganistan’a gitmeden önce Tesnim Haber Ajansıyla yaptıkları röportajda, esir oldukları dönemleri anlatarak; Al Jazeera, BBC, Al Arabiye gibi tanınmış medya organlarının terörist gruplarla olan ilişkilerini açıkladılar.
Siz Arapça bilmediğinize göre onlarla nasıl anlaşıyordunuz sorusuna cevapla Abbas; ilk gün bizi esir aldıktan sonra Al Jazeera TV’de bize tercüman getirdiler. Sonraki günler onların Al Jazeera ile iyi ilişkileri olduğunu anladık ve Al Jazeera muhabirleri onların yatakhanelerinde kalıyorlar. Al Jazeera muhabiri Farsça biliyordu ve bizim sözlerimizi Arapçaya çeviriyordu. Al Jazeera muhabirleri, bizim esir olduğumuz son günlere kadar terörist grupla aynı yerdeydiler. Abbas, devamında; teröristler bize işkence ederek, işsizlik nedeniyle para kazanmak amacıyla buraya geldiğimizi söylememizi istediler. Onlar bu sözleri söylemediğimiz takdirde kılıç ve balta ile bizim başımızı keseceklerini söyleyip elinde balta ve kılıç olan kişiler başımızın üstünde duruyorlardı. Biz bu sözleri söylemeyi kabul ettikten sonra Al Jazeera, Al Arabiyye ve isimlerini bilmediğim birkaç medya mensuplarını çağırarak, bizim bu ifadelerimizi kameraya aldılar.
Sizin bu işkenceleriniz Al Jazeera, Al Arabiye veya başka basın mensupları şahit oluyorlar mıydı? Sorusuna Haydar şu şeklide cevap verdi: yemin ediyorum Al Jazeera ve Al Arabiye bizim işkencelerimizden haberleri vardı. Onlar bize işkence yapıldığını kendi gözleriyle görmüşlerdir. Bizimle yapılan röportajların birisinden önce teröristlerin Dera cephesinin başkomutanın kendisi bana öyle şiddetli bir tokat attı ki kulağım yırtılıp kan üzerime aktı. Bunların hepsi Al Jazeera muhabirinin gözleri önünde gerçekleşiyordu. O muhabirlerin teröristlerin yakınlarında ofisleri vardı ve her zaman teröristlerin karargâhlarında bulunuyorlardı.
Haydar, o muhabirlerin Al Jazeera ve Al Arabiyye’den olduklarını nereden anladınız sorusuna cevapla: Al Jazeera ve Al Arabiyed’den başka üç muhabir daha vardı orada ama bu iki kanalın muhabirlerinin mikrofonunda logoları vardı ve biz oradan anladık dedi. Hatta bir kez yapılan röportajların birisinden önce benim kendim sen Al Jazeera’nın muhabiri misin diye sordum. O, evet ben Al Jazeera’dan buradayım diye cevap verdi. Özgür olduktan sonra bize ait görüntüleri izlediğimizde anladık ki bizim röportajlarımıza sansür uygulayarak kendi istedikleri bölümleri yayınlamışlar.
Yapılan işkenceler konusunda Abbas; ellerinde geçirdikleri her şeyle bizi dövüyorlardı. Kürek sapıyla öyle şiddetli vuruyorlardı ki sap kırılıyordu ve yeni saplarla dövüyorlardı.
