Washington ile Riyad arasında iyi ilişkilerin kurulması üzerinden onlarca sene geçiyor, ancak Suudi Arabistan liderleri senelerin ardından ABD’nin güvenilir bir partner olmadığı düşüncesine varmıştır.
Geçtiğimiz senelerde Riyad yetkilileri, Washington’a bağlılıkları oldukça fazlaydı ve Amerikan yetkilileri de bu senelerde Suudi Arabistan’a büyük destekler verdiler. Fars Körfezi 1. Savaşı ve Fars Körfezi 2. Savaşı sıralarında ABD’nin Suudi Arabistan’a destekleri bariz şekilde göründü. Ayrıca Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyonun Yemen’e karşı başlattığı savaşta da ABD, Suudi Arabistan’ın birinci destekçisi olarak rol ifa etti.
Ancak zaman ilerledikçe, Suudiler, Amerika’nın artık güvenilir bir destekçi olmadığı kanaatine vararak, Riyad, Çin başta olmak üzere Doğu’ya dönerek kendisi için yeni bir yaklaşım çizip, İran ile diplomatik ilişkileri kurmaya yönelik anlaşmayı imzalamakla bu yaklaşımı güçlendirmiş oldu.
Suudi Arabistan’ın eski İstihbarat Teşkilatı Başkanı Türki El Faysal’in ABD’nin güvenilmezliğine ilişkin sözleri de bu çerçevede oldukça düşündürücüdür. Faysal bu hususta yaptığı açıklamada, ABD ve Avrupa’nın İran ile Suudi Arabistan arasında sadık bir arabulucu olamayacağı ve Riyad ve Tahran anlaşmasını temin edemeyeceğine işaretle, ancak Çin’in bunu başardığını belirtti.
Çin’in İran ve Suudi Arabistan ile iyi münasebetleri olduğundan bunda başarılı olduğuna değinen Faysal, bunun Riyad-Washington’un ilişkilerinin artık eskisi gibi olmadığını ve Suudi Arabistan’ın ABD’ye eskisi gibi bakmadığı ve yaklaşımını değiştirdiğini ortaya koyduğunu vurguladı.
Faysal sözlerinin devamında Riyad ile Tahran anlaşmasının Yemen’den Lübnan ve Suriye’ye kadar bölgenin tüm dosyaları üzerinde etkili olmasını da beklediğini kaydetti.
Şu sıralarda Suriye’de terörizm, Yemen savaşı, Lübnan’ın durumu, Siyonist rejimin işgal altındaki Filistin’de işlediği cinayetleri ve birkaç mesele yüzünden bölge milletleri birçok sorun ve sıkıntı ile karşı karşıya kalmıştır. İslam ülkelerinin dostane yaklaşımı ile bu sorunları ortadan kaldırmaları, böylece bölgede kapsayıcı barış ve huzurun sağlanması gerekiyor.
Pekin’de son günlerde yaşanan gelişme, basit bir olay değildi. Bu gelişme Yemen savaşının 9. Yıldönümü arifesinde ve Arap dünyasında yaşanan ve Arap Baharı adı verilen gelişmeler üzerinden 10 sene geçerken gerçekleşti. ABD, eski üstünlüğünü kaybettiği ve Riyad gibi Washington’un müttefikleri artık eskisi gibi ABD’ye önem vermediği bir sırada İran ile Suudi Arabistan arasında önemli anlaşma imzalandı.
Şüphesiz Tahran-Riyad yakınlaşması, Batılıların varlığı olmadan bölge sorunlarının çözümüne büyük katkı sağlayacak ve bölge milletleri için senelerdir bekledikleri iyi günleri müjdeleyecektir.
İran ile Suudi Arabistan’da Pekin’de sağlanan anlaşma, Faysal’in da belirttiği gibi, ABD’nin güvenilir taraf olmadığını ortaya koydu. İran İslam Cumhuriyeti yetkilileri bundan önce defalarca, ABD’nin güvenilir taraf olmadığını deklare etmiştir. Böylece giderek, bölge ülkeleri, ABD’nin güvenilir taraf olmadığına inanmaya başlamışlar ve ilerleyen zamanlarda, aynı görüşe sahip ülkelerin sayısında artış olacaktır.
