Arabistan’a hüküm süren Suudi hanedan rejiminde insan hakları aşil topuğu misali, en zayıf ve ölümcül noktasıdır. İnsan hakları ihlalleriyse sürekli Suudi Hanedan rejiminin karşılaştığı zaaf noktalarından biridir.
Suudi krallığının zalim ve kabileci hakimiyetinden dolayı Arabistan Diktatörlük kalesi olarak ün salmıştır. Çünkü Arabistan halk kesimleri en zalimane ayırımcılık ve insan hak ve özgürlükleri ihlallerine maruz kalmaktadır. Suudi hanedan rejimi ne ülke içinde nede Ortadoğu bölgesinde insan haklarını ihlal etmekten çekinmemektedir. Bu ülkede geleneksel kabile yasaları uygulanır. Kadınlara hiçbir hak tanınmamaktadır. Kadınların erkek kardeşi, babası ve mahremi bulunmazsa, sokağa çıkma, alış veriş yapma, araba kullanma hakkı yoktur. Kadınlar seçime ve seçilme hakkına da sahip değildir. Son bir yılda kadınlara sınırlı seçime katılma hakkı verildi. Ancak pratikte uygulanmamaktadır. Arabistan’da Suudi hanedan rejiminin yaptıklarını eleştirenler tutuklanıp, işkence ediliyor yada idam ediliyor. Arabistan’da üç milyonu aşkın Şii Müslüman medeni haklar ve vatandaşlık haklarından mahrum bırakılmıştır. Arabistan’ın doğusundaki zengin petrol yatakları üzerinde yaşayan Şiiler, en yoksul ve mahrumiyet içinde yaşama mücadelesi vermektedirler. Suudi krallık rejimi rantçi bir kabilevi yönetimdir ve yüz milyarlarca dolar petrol gelirleri, kraliyet ailesi içinde paylaşılmaktadır. Suudi krallık rejimiyle amerika’nın yaptıkları anlaşmaya göre, amerika bu dikta hanedan rejiminin varlığını koruyup kollayacak. Buna karşılık petrol gelirleri Amerika bankalarında yatırılacak. Arabistan halkını bastırmak ve Amerika silah fabrikalarını ayakta tutmak için ihtiyacı olmadığı halde yüz milyarlarca dolar Amerika ve batılı müttefiklerinden silah alma ve depolama zorundadır. Suudi hanedan rejimi onlarca yıldan beri Arabistan Halkına zalimane ve baskıcı girişimlerini sürdürdüğü gibi, bir çok ülkeye el atıp, Vahhabi öğretilerini aşılayarak Tekfirci cahiller sürüsünü oluşturup, onları İslam ülkelerine karşı tekfirci terör örgütlerine kazandırıyor. Pakistan’da Diyobendi dini medreselerde çocuk yaşta ve gençleri Vahhabilikle eğitip, Pakistan’da Şii katliamı yapmaktadır. Afganistan’da tekfirci Taliban örgütünü kurdurup beslemektedir. Irak ve Suriye’de DAEŞ, nusra cephesi ve İslam ordusu gibi teröristleri Afrika ülkelerinde de ve özellikle Nijerya’da Boko Haram gibi şer ve insanlık düşmanı tekfirci teröristleri yönlendirmektedir. Suudi krallık rejiminin İslam dünyasına verdirdiği tahribat ve akıttığı Müslüman kanı asla telafi edilmeyecek düzeydedir. Suudi krallık rejimi Suriye halkının katliamdan geçirilmesinde ve bu ülkenin yıkılıp yakılmasında, onlarca yıl kalkınamayacak bir duruma getirilmesinde etkin rol oynadı ve oynamaktadır.
Suudi Hanedan rejimi kendisi Dikta olduğu ve halkın oylarıyla meşru bir rejim olmadığı halde kuklası Mansur Hadi’yi Yemen’de sözde Cumhurbaşkanı yapmak amacıyla Yemen halkına bir yılı aşkın Bomba yağdırmaktadır. Suudi Krallık rejiminin Yemen halkına dayattığı vahşi savaş sonucu binlerce Yemenli sivil, kadın ve çocuk katledildi. On binlerce Yemenli yaralandı. Milyonlarca Yemenli ülke içinde mülteci duruma düştü. Yoksul Yemen’in yüzde 80’dan fazla altyapılarını, tarihi eserlerini, hastane ve okul ile camisi ve üniversitesini, su ve elektrik şebekelerini imha edip, insanlık ve savaş suçu işlemektedir. Yemen’in bazı bölgeleri Suudi krallık rejiminin uzantısı Tekfirci teröristlerin işgali altına girmiştir. Suudi krallık rejimi amerika ve batılı güçlerin desteğinde ve silahlarıyla uçaklarıyla Yemeni yıkıma uğratmakla kalmayıp, Yemeni parçalamaya, milli birliğini ve toprak bütünlüğünü yok etmeye çalışıyor. Suudi krallık rejimi, vahhabi sapık düşüncesini yayarak İslam ülkelerinde mezhep savaşı çıkarmakla görevlendirilmiştir. Bütün bu insanlık dışı söylem ve eylemlerine rağmen gülünç ve kara Mizah olan şey, petrol dolarlar gücüyle Suudi Arabistan’ın BM insan hakları konseyine üye yapılmasıdır. İnsan hakları gözlem örgütünün uzmanı Bilicks Will 18 Ağustos günü Amerika kongresine yaptığı çağrıda Amerika’nın 1.5 milyar dolar tutarında Suudi Arabistan rejimine bomba, mühimmat ve silah satışını onaylamamalarını istedi ve bu silahların Yemen halkının katliamı için kullanılacağını vurguladı. Rusya dış işleri bakanlığı sözcüsü Bayan Zaharova da Suudi krallık rejiminin liderliğindeki koalisyon güçlerinin Yemen sivil halkını katliamdan geçirdiğini, uluslar arası toplumun bu konuda soruşturma açması gerektiğini söyledi.
