6. Uluslararası Filistin intifadasını destekleme konferansı 20 Şubat günü Tahran’da düzenlenecek. Bu toplantıya meclislerin milletvekilleri, parlamenterler ve başkanları, bölgesel ve uluslararası kuruluşların temsilcileri ve genel sekreterleri katılacak.
İran temsilcileri söz konusu ülkeler ve kuruluşlara davetiye gönderdi. Uluslararası Filistin intifadası konferansının genel sekreteri Hüseyin Emir Abdullahiyan Lübnan Yetkililerine ve İran İslam Şura Meclisi dış siyaset komisyonu başkanı Alaeddin Burucerdi de İslamabad’ı ziyaret edip Pakistan yetkililerine resmi davetiyelerini sundu. İran İslam Şura Meclisinin aldığı yasal karar uyarınca, İran İslam cumhuriyeti devleti masum ve mazlum Filistin halkının hakları ve özgürlükleri, bağımsız devleti kurulana kadar ihya edilene kadar Filistin halkına yardımcı olacaktır. İran İslam şura meclisi de diğer İslam ülkelerin meclis ve parlamenterleriyle işbirliği ve istişare içinde bulunacaktır. İran İslam cumhuriyetinin temel sorumluluğundan biri, kararlı bir şekilde Mazlum milletlerin temel hak ve özgürlüklerinin ihyası ve korunmasına çalışmasıdır.
Son yıllarda Selefi Vahhabi DAEŞ gibi tekfirci terör örgütleri, bölge ve komşu ülkelerin iç barış ve güvenliğini sarsmıştır. Amerika ve Irkçı İsrail rejimiyle bazı bölgesel devletlerdeki rejimlerin, özellikle Arabistan’daki Suudi Krallık ve Vahhabi rejimi, Filistin davasını gündemden çıkarmak amacıyla aşırıcı ve tekfirci terör örgütlerini besleyip, koruyup kollamaktadırlar. Şüphesiz tefkirci terör örgütlerinin saldırı ve katliamla yıkımlarına uğrayan Suriye krizinin barışçı ve siyasi yoldan çözümlenmesi kaçınılmazdır. Ancak Suriye sorunu, Filistin sorununun unutulmasına ve zayıf kalmasına sebep olmamalıdır.
Suriye hükümetini çökertmek, bu ülkeyi yıkıp yakma çalışmalarının asıl nedeni, Suriye hükümeti ve özellikle Beşar Esad hükümetinin anti Siyonist mücadeleyi askeri, silah ve istihbarat açıdan desteklemesi, Filistinli direniş teşkilatlarına yardım ve yataklık yapmasıydı. Suriye hükümeti, Amerika emperyalizmine ve Siyonist İsrail rejimine ve müttefiki Suudi Vahhabi rejimine teslim olsaydı, asla saldırıya uğramayacaktı ve hatta işbirlikçi rejim olarak varlığı garanti edilecekti. Filistin topraklarının Siyonist göçmen Yahudi çetelerce işgal edilmesi, bölgesel terörizmin asıl kaynağıdır.
Bu nedenle Filistin halkının sorunu, İslam ve Arap dünyasının ana sorunudur. Bu nedenle Hakları öncelikle sağlanıp korunmalıdır. Ancak İran İslam cumhuriyeti sadece Filistin halkının değil, diğer milletlerin haklarının paymal edilmesini gidermek için İslami ve İnsani mesuliyet hissetmektedir. Nitekim Irak, Suriye, Yemen, Bahreyn halkıyla Miyanmar Müslümanlarının katliamına karşı mücadele etmekte ve onlara yardım elini uzatmaktadır. İran Bölgesel ve uluslararası alanda zalim ve sultacı güçlere karşı direnip, mazlumlara yardım ettiğini ispatlamıştır.
Komşu ülkelerdeki tekfirci terörizmle mücadelede bölge halklarıyla işbirliği ve dayanışmasını sürdürmektedir. Amerika’nın yeni başkanı Donald Trump’un iktidar olmasından hemen sonra daha bir saldırganlaşıp, bölge ülkelerine karşı yayılmacı ve saldırgan girişimlerini hızlandıracağını, Filistin halkını ezip tamamen bastıracağını sanıyor. Bu kritik bölgesel şartlarda İslam dünyası birlik içinde hareket edip, bir bütün olarak Filistin halkının yardımına koşmalı, Siyonist rejime karşı etkin mücadele başlatmalıdır. Uluslararası Filistin intifadasını destekleme konferansı da Tahran’da düzenlenecek ve Siyonist rejimle mücadele konusunda böyle bir karar birliğinin oluşmasına sebep olacaktır.
