Suudi Arabistan hacıları öldürmek ile veya Allah’ın evinin yolunu onların üzerine kapaması, bu kutsal mekanları siyasi hedeflerini yerine getirmek ve kinci intikamlarını alabilmek için kullandıklarını gösteriyor.
Şimdiye kadar Suudi Arabistan’ın yanlışları ve Hac mevsimini organize etme konusundaki kusurları karşısında sessizliği kabul etsek bile, İslam dünyasının Suudi krallığının geçen yıl Hac mevsiminde Binlerce hacının canını kaybetmesine sebep olan cinayetleri karşısında susması kabul edilir gibi değil!’’
Suriyeli alim Mina faciasının Suudiler’in iddiasına göre beklenmedik bir olay olmasının mantıklı olmadığı belirterek açıklamasını şöyle sürdürdü: ‘’Mina faciası Suudi devleti tarafından açık siyasi tutumları olan belirli şahısları hedef almış ve planlanmış bir olaydı ve bu iddiayı ispatlayan konu ise Mina faciasında canını kaybedenlerin cesedini ülkelerine göndermekte yavaş davranmalarıdır. Öyleki henüz bile bası cesetler kayıp. Suudi Arabistan bir tek Mina faciasında suçlu değildi, Mescid-i Haram ve hacılara olması gerektiği gibi hizmet etmemesi de bu rejimin bir diğer kusurudur.’’
El-Şahabi Suudi Arabistan’ın aldığı kararlara değinerek şöyle konuşmasına devam etti: ‘’Suudi Arabistan hacıları öldürmek ile veya Allah’ın evinin yolunu onların üzerine kapaması, bu kutsal mekanları siyasi hedeflerini yerine getirmek ve kinci intikamlarını alabilmek için kullandıklarını gösteriyor. Suud ailesi ve Siyonistler bir bozuk paranın iki yüzü gibidir. Siyonistler nasıl ki Hristiyanların Kudüs’ü ziyaret etmelerine izin vermiyor, Suud ailesi de Müslümanları Allah’ın evini ziyaret etmelerine izin vermiyor bundan dolayı İslam ümmeti tüm Müslümanların Hac farzını yerine getirebilmesi için Suudi Arabistan’dan İki kutsal mescidi organize etme yetkisini geri almak ile yükümlüdür.
