Irak parlamentosunun Siyonist Rejim İsrail ile ilişkileri normalleştirmeyi yasaklayan yasayı onaylamasının ardından diğer İslami ve Arap ülkelerin özellikle de BAE, Bahreyn ve Fas, gibi yeni uzlaşmaya doğru giden Amerika ve İsrail mafyası ve lobilerinin baskılarının altında kalan ülkelerin Irak parlamentosunun yaptığını yapıp yapmayacağı sorusu ortaya çıktı.
Bu gelişme önem arzetmektedir, zira Iraklı parlamenterler, Irak’ı uzlaşmacı ülkeler arasına sokmaya yönelik mevcut açık ve örtülü çabaları durdurmak, ancak diğer ülkelerin de bu baskılara maruz kalması için model oluşturmak istediler. Bu yaratıcılığın ardından yeni uzlaşmacı ülkelerin Yemen’e saldırısı ve bu ülkeyi askeri işgalinden sonra Filistin’e benzer durumda olan ve topraklarının büyük bir bölümünün BAE ve Suudi Arabistan tarafından işgal edilen Yemen, hemen böyle bir yasaya hazırlık yapmaya başladı. Bu bağlamda Irak parlamentosuna benzer yasa çıkarmak amacıyla Ensarullah liderliğindeki Yemen Ulusal Kurtuluş Hükümeti’nin Başbakanı, Siyonist rejimle ilişkileri normalleştirmeyi engellemek için bir ceza yasası taslağı hazırlandığını duyurdu.
Şimdi sorulması gereken soru, bunun Irak parlamentosu ile işbirliği içinde sembolik bir eylem mi olduğu, yoksa Yemen’in de Siyonist rejimle ilişkilerin normalleşmesine katılması için baskı altında olup olmadığı ya da gelecekte böyle bir baskı ve teşvike maruz kalabilme sorudur. Buna karşılık, mevcut durumda, Yemen topraklarının Ensarullah liderliğindeki Ulusal Kurtuluş Hükümeti’nin kontrolü altındaki bölgelerinin, yeni uzlaşan hükümetlerin arasına sokulmaktan kesinlikle güvenli olduğunu söylemek gerekir. Ancak güneydeki hükümet, Siyonist rejimle ilişkilerin normalleştirilmesinin grubuna giren BAE ve Suudi Arabistan gibi hükümetler tarafından yönetilip kontrol edildiğinden, Siyonist rejimle ilişkilerin normalleştirilmesini suç haline getiren yasanın hazırlanması ve onaylanması önem taşıyor. Bu yüzden Yemen parlamentosunda Siyonist rejimle böyle bir normalleştirmeyi yasaklayan yasanın oluşturulması büyük önem taşıyor. Bu nedenle, gelecekte Yemen krizini çözmeye yönelik siyasi müzakere süreci, saldırgan koalisyonun saldırganlığı altında kuvvetlerin varlığı ile kapsayıcı bir hükümetin kurulmasına yol açarsa, böyle bir yasa performansını gösterebilir. O zaman bu yasa Siyonist rejimle ilişkileri normalleştirmeyi önleyebilir.
Bu açıdan bakıldığında, böyle bir yasanın hazırlanması ve yasalaşması yönündeki mevcut çabalar ileriye dönük bir bakış açısıyla yürütülürken, Yemen ulusal kurtuluş hükümeti Irak parlamentosunun başlattığı yeni hareketin gerisinde kalmak istemiyor. Bu noktadan hareketle Sana hükümeti ve parlamentosu, Irak parlamentosu ve hükümetinin yanına yerleşerek, Arap dünyasında Siyonist rejimle ilişkilerin yeni normalleşme dalgasına karşı bir bariyer oluşturmaktadır. İsrail ile normalleşme sürecinin Trump döneminden başladığı Biden tarafından da izlendiği amacın, Filistin devletinin yerleşmesinden ve kurulmasından önce Arap ve İslam ülkeleri ile İsrail arasındaki ilişkileri normalleştirmek, bu rejimin Filistin’in geri kalanını kolaylıkla yutabilmesi ve Siyonistleri uzun süredir devam eden konumlarının istikrara kavuşturulması Kudüs ve Mescid-i Aksa’nın tamamen kontrol altına alınması arzusu olduğu unutulmaması gereken stratejik bir noktadır.
Buna göre İsrail ile normalleşmeyi yasaklayan yasası, mevcut ve gelecekteki belirleyici savaşta Filistin halkının yanında yer alan bir ülkenin stratejik bir girişimidir. Bu bağlamda Yemen ulusal kurtuluş hükümetinin performansı ve yaklaşımı da bu yönde olmuştur. Gelecekte Yemen ulusal kurtuluş hükümetinin Filistin denklemlerine dahil olması ihtimali bile bulunmaktadır. Sonuçta Yemen’in Suudi Arabistan ve BAE tarafından askeri işgale maruz kalması Siyonist rejimin plan ve desteğiyle gerçekleştirilmiş ve bu rejim, stratejik Sokotra adası da dahil olmak üzere Yemen’in bazı bölgelerinde bu hükümetler aracılığıyla varlığını sürdürmek ve stratejik boğazlar ve kesimleri elinde bulundurmak istemiştir.
