21.Arap Zirvesi’nin gündem maddeleri

Arap ülkelerinin dışişleri bakanları, bugünden (27 Mart) itibaren Katar’ın başkenti Doha’da bir araya gelerek 30 Mart günü yapılacak 21. Arap Zirvesi’nin hazırlıklarına başlıyor. Arap dünyasında son bir yıl içinde yaşanan önemli gelişmelerin ele alınacağı zirvenin gündemi yoğun olacak.

Herşeyden önce Filistin’de ulusal uzlaşma sağlanması, son Arap Zirvesi’nin önemli gündem maddesini oluşturacak. Hatırlanacağı gibi geçen yılın sonundan bu yılın başlarına kadar siyonist rejim İsrail, Gazze’ye karşı geniş çaplı askeri operasyon düzenlendi. Filistin’deki iç bölünmenin siyonist rejim İsrail saldırısına gerekçe sağladığı savunuluyor. Bu nedenle İsrail ile Hamas arasında ateşkes sağlanmasından bu yana başta Mısır olmak üzere Arap ülkeleri, Filistin’de iç barış sağlanması için girişimlerini sürdürüyor. Kaydedilen ilerlemelere rağmen, gelecekteki Filistin yönetiminin siyasi programı ve oluşumu ile Yasama Komitesi’nin seçim yöntemi gibi kritik konulardaki anlaşmazlar hâlâ sürüyor ve bu durum siyonist rejim İsrail’le barış görüşmeleri için engel oluşturuyor.

Gazze’nin yeniden yapılandırılması, Arap Zirvesi’nin başlıca gündem maddeleri arasında yer alıyor. siyonist rejim İsrail’in askeri saldırısı, Gazze’de ciddi yıkıma yol açmıştı. Ateşkesten sonra derhal başlatılması gereken Gazze’nin yeniden yapılandırılması çalışmaları, çeşitli engellerden dolayı bir türlü başlatılamadı. Gazze’nin yeniden yapılandırılması konusunda Mart ayı başlarında Mısır’da yapılan uluslararası konferansta 4 milyar 500 milyon dolar yardım sözü verilmesine karşın, taahhütlerin yerine getirilmesi sorun oldu. Çünkü taahhüt edilen yardımların tamamına yakını, Batı Şeria’nın kontrolünü elinde bulunduran Filistin Ulusal Yetki Organı’na verilmesi öngörülüyor, Gazze’nin kontrolünü elinde bulunduran Hamas ise neredeyse “bir kuruş” bile alamayacak. Buna siyonist rejim İsrail’in Gazze’ye karşı uyguladığı sıkı abluka da eklendiğinde Gazze’nin yeniden yapılandırılmasının ciddi engellerle karşı karşıya bulunduğu görülüyor.

Arap ülkelerinin siyonist rejim İsrail’le ilişkilere ve Filistin-İsrail sorununa yönelik yaklaşımı da Arap Zirvesi’nde ele alınacak öncelikli konular arasında. Arap ülkeleri, Filistin-İsrail çatışmasının “Arap Barış Çağrısı” doğrultusunda çözülmesini istiyor. 2002’de açıklanan söz konusu çağrıda, İsrail’in 1967’deki Orta Doğu Savaşı’ndan bu yana işgal ettiği bütün Arap topraklarından geri çekilmesi ve başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız Filistin devletini tanıması, buna karşı Arap ülkelerinin İsrail’le barış anlaşması imzalayarak ilişkilerini adım adım normalleştirmesi öngörülüyor. Ancak İsrail’in bu çağrıya net yanıt vermemesi ve Gazze’ye askeri saldırı düzenlemesi, bazı Arap ülkelerinin hayal kırıklığına uğramasına neden oldu.

Arap Zirvesi’nde Arap ülkeleri arasındaki fikir ayrılıklarının giderilmesi için de arayışlarda bulunulacak. Gazze krizinden sonra başta Mısır ve Suudi Arabistan olmak üzere “ılımlı” işbirlikçi(!) Arap ülkeleri, çatışmaların Hamas’ın İsrail’e yönelik roket saldırılarından kaynaklandığını savunurken, Suriye ve Katar gibi “radikal” Arap ülkeleri, “ılımlı” Arap ülkelerini Hamas’a karşı İsrail’le işbirliği yapmakla suçladı. Katar’ın Arap Birliği’ni devre dışı bırakarak, Gazze konusunda zirve toplantısı düzenlemesi, Arap dünyasındaki fikir ayrılıklarını derinleştirdi. Arap ülkelerinin bütün liderlerinin anlaşmazlıkları bir kenara bırakarak, Katar’da yapılacak Arap Zirvesi’ne katılıp katılmayacağı ve Arap ülkeleri arasında birlik ve beraberlik sağlanması için atılım gerçekleşip gerçekleşmeyeceği, merak konusu oldu.

21.Arap Zirvesi’ne İran davet edilmezken, HAMAS’ında çağrılmayacağı bildiriliyor.

Exit mobile version