Genel

Diybac İsmiyle Meşhur Olan Hutbesi

Mahlukatı ve sabahı yaratan, ölüleri canlandırıp yayan, kabirdekileri dirilten Allah’a hamd olsun. Allah’tan başka ilah olmadığına, O’nun tek olduğuna, şeriki olmadığına ve Muhammed salla’llâhu aleyhi ve alih’in O’nun kulu ve rasulü olduğuna şehadet ederim.

Ey Allah’ın kulları, noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah’a yönelenlerin sarıldıkları en üstün vesile: O’na, peygamberlerine ve bu peygamberlerin Allah indinden getirdikleri vahye inanmaktır; Allah yolunda cihad etmektir; cihad, İslam’ın en yüce kalesidir; Allah’ın birliğini (kelime-i tevhid olan “la ilahe illallah”ı) ikrar etmektir; bu insanın fıtratındadır; namaz kılmaktır; çünkü din, namazdan ibarettir; zekâtı vermektir; bu da bir farizedir; ramazan ayının orucunu tutmaktır; o sapasağlam bir siperdir; hacca ve umreye gitmektir; hac ve umre yoksulluğu giderip günahları bağışlatır, günahları örter ve cennete gitmeye sebep olur; sıla-i rahimde bulunmaktır; o servetin artmasına, ömrün uzamasına ve sayının çoğalmasına vesile olur; gizlice sadaka vermektir; o günahların bağışlanmasına vesile olur ve Allah’ın gazabını giderir; açıktan sadaka vermektir; o kötü ölümleri geri çevirir ve başkalarına iyilik yapmaktır, bu da kötü hadiselerden korur.

Allah’ı çok anın; bu anışların en güzelidir. Bu anma, nifaktan korunmaya ve ateşten kurtulmaya ve hayırların taksim edildiği vakit, sahibini Allah’a hatırlatmaya sebep olur. O’nu anış sesi arşın altına varır.

Çekinenlere vaad ettiği şeyleri kazanmaya çalışın; çünkü Allah’ın vaadleri vaadlerin en gerçek olanıdır. Vaad ettiği her şey, vaad ettiği şekilde gelip ulaşacaktır. Resulullah salla’llâhu aleyhi ve alih’a uyun; zira onun kılavuzluğu en üstün kılavuzluktur. Onun sünnetine uyun; çünkü onun sünneti, sünnetlerin en güzelidir. Kur’an’ı öğrenin; o sözlerin en güzeli, öğütlerin en kâmilidir. Kur’an’ı anlayın; çünkü o gönüllerin baharıdır. Kur’an’ın ışığıyla şifa bulun; çünkü o gönüllerdeki hastalıklara şifadır. Onu güzel bir tarzda okuyun; zira o, kıssaların en güzelidir. “Kur’an okununca dinleyin ve susun. Umulur ki rahmete erirsiniz.”[1] Kur’an’ın ilmini öğrendiğinizde kurtuluşa ermeniz için bildiklerinize amel edin.

Ey Allah’ın kulları, biliniz ki, bilgisiyle amel etmeyen alim, bilgisizliğinden kurtulması mümkün olmayan, şaşırıp kalan cahile benzer. Hatta ona karşı olan delil, daha büyüktür. İlminden sapmış olan bu alim Allah katında daha fazla yerilecektir ve hasreti, cehalet içerisinde şaşırıp kalan cahilden daha fazla olacaktır. Gerçi bunların her ikisi de şaşkın, fasid, saptırıcı, fitneye uğramış, helak olan, yolları boş ve beyhude, amelleri ise batıl olan kimselerdir.

Ey Allah’ın kulları, batıl hayallere kapılmayın sonra şüpheye düşersiniz; şüpheye düşmeyin sonra kâfir olursunuz; kâfir olmayın sonra pişman olursunuz; (dini işleri basite indirgeyip) nefsinize ruhsat vermeyin sonra dalkavuk olursunuz; böyle ruhsat vermeler sizi zalimlerin yollarına götürür de helak olursunuz; hak size sunulup tanıdığınızda onun üzerinde uzlaşma ve dalkavukluk yapmayın sonra apaçık bir ziyana uğrarsınız.

Ey Allah’ın kulları, Allah’tan çekinmek ileri görüşlülüktendir. Allah’a (rahmetinin çokluğuna) aldanmamak da muhafazakârlıktandır.

Ey Allah’ın kulları, insanlar arasında, en çok kendi hayrını isteyen, Rabbine herkesten daha çok itaat edendir. Ve en fazla kendisini aldatan da Allah’a en çok isyan edendir.

Ey Allah’ın kulları, Allah’a itaat eden emin olur ve sevince kavuşur; Allah’a isyan eden de ümitsizliğe kapılıp pişman olur ve kurtuluşa eremez.

Ey Allah’ın kulları, Allah’tan yakin dileyin; çünkü yakin dinin başıdır. O’ndan afiyet isteyin; zira afiyet büyük nimettir; onu (afiyeti) dünya ve ahiretiniz için ganimet bilin. Allah’tan başarı talep edin; çünkü başarı güçlü bir temeldir. Biliniz ki, kalbin kazandığı en iyi sıfat yakindir; yakinin en güzeli de takvadır. Doğru işlerin en iyisi, sağlam olanlarıdır; en kötü işler ise yeni çıkan şeylerdir; her yeni çıkan şey bid’attir; her bid’at ise dalalettir; sünnetleri yok eden de bid’atlardır. Aldanan, dininde aldatılan kimsedir. Özenilen ve gıpta edilen ise dinini selamette tutan ve yakini güzel olandır. Mesut kişi, başkasından ibret alandır, kötü kişi de isteğine kapılıp aldanandır.

Ey Allah’ın kulları, biliniz ki riyanın azı da şirktir; amelde ihlas yakindir; nefsi istek ve arzular insanı ateşe götürür; heva ve heves ehliyle oturup kalkmak, Kur’an’ı unutturur, şeytanı hazır kılar. Nesiy[2] küfrü arttırmadır. İsyankârların amelleri Rahman olan Allah’ın gazabına sebep olur, Allah’ın gazabı ise insanı ateşe götürür. Hanımlarla boş yere konuşmak belaya sebep olur ve kalbi saptırır. Kadınlara şehvet gözüyle bakmak, kalp gözünün nurunu söndürür. Namahreme bir göz atmak bile şeytanın tuzağıdır. Sultanla oturup kalkmak cehennem ateşini alevlendirir.

Ey Allah’ın kulları, doğru söyleyin; Allah doğru söyleyenlerle beraberdir. Yalandan sakının, yalan imanın zıddıdır. Doğru konuşan kişi, kurtuluş ve ululuğun zirvesindedir; yalancıysa helak olma uçurumunun eşiğindedir. Hakkı söyleyin ki hakla tanınasınız. Hakla amel edin ki hak ehlinden olasınız. Emaneti sahibine iade edin. Sizinle ilişkilerini kesen akrabalarla ilişki kurun. Sizi mahrum bırakanlara iyilik edin. Antlaşma yaptığınızda ona bağlı kalın. Yargıda adaletli olun. Zulüm gördüğünüzde sabredin. Size kötü muamele yaptıklarında affedin; suçları affedin; nitekim siz de suçunuzun bağışlanmasını seversiniz. Babalarınızla övünmeyin.

“Birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın; imandan sonra fasıklara ait adlar ne de kötüdür.”[3] Şaka yapmayın. Birbirinize karşı öfkelenmeyin, kibirlenmeyin. Birbirinizin gıybetini etmeyin. “Hiç biriniz ölü kardeşinin etini yemeyi sever mi?”[4] Birbirinize haset etmeyin; çünkü haset, ateşin odunu yiyip bitirmesi gibi imanı yiyip bitirir. Birbirinize karşı düşmanlık beslemeyin. Çünkü düşmanlık iyilikleri yok eder, bereketleri giderir.

Herkese selam verin; selamın cevabını selam verenin selamından daha güzel bir şekilde verin. Dul kadınlara, yetim çocuklara acıyın. Güçsüzlere, mazlumlara, borçlulara, Allah yolunda savaşanlara, yolda kalmışlara, dilencilere, kölelere, efendileriyle kölelikten kurtulmaları için antlaşma yapan kölelere ve yoksullara yardımda bulunun. Mazlumun destekçisi olun. Farz hakları verin. Allah yolunda nefsinizle hakkıyla savaşın. Zira Allah’ın cezası çetindir. Allah yolunda cihad edin. Misafire hürmet edin. Güzel abdest alın. Beş vakit namazınızı vaktinde kılın; zira bu namazların Allah’ın katında yüce bir makamı vardır. (Nafile namazları terketmeyin.) “Kim farz olmayan hayır amelleri yaparsa, [bu onun için hayırlıdır] şüphe yok ki Allah, mükâfat veren ve her şeyi bilendir”.[5] “İyilik etmek, kötülükten sakınmak hususunda birbirinize yardım edin, suç işlemek ve düşmanlık etmek için yardımlaşmayın.”[6] “Allah’tan nasıl sakınmak lazımsa öyle sakının ve ancak müslüman olarak ölün.”[7]

Ey Allah’ın kulları, bilin ki, arzular aklı giderir, vaadleri (kıyamet günündeki ceza ve mükâfat vaadlerini) yalanlamaya yol açar, gaflete teşvik eder, hasret doğurur. Öyleyse siz de arzuları yalanlayın, çünkü arzu aldatmadır ve sahibi de günahkâr. Korku ve ümit halinde Allah için amel edin. İstediğiniz bir şey size verildiğinde şükredin ve bu nimeti elde etmekle yeni bir ümide varmayı kararlaştırın; çünkü Allah-u Teâla müslümanlara, “iyilikte bulunanları iyilikle mükâfatlandıracağını ve şükredenlerin nimetini çoğaltacağını” bildirmiştir. Bilin ki, ben cennet gibi talep edeninin, cehennem gibi de kaçanının gaflete daldığı bir şey görmedim ve yine azıkların korunacağı ve batınların aşikâr olacağı bir gün için çalışan kimseden daha kazançlı bir tüccar görmedim. (Biliniz ki,) Haktan gelen yararla yetinmeyen kimse, batıla uyup zarar görür. Hidayetin doğru yola sevketmediği kimseyi, sapıklık zarara uğratır ve yakinin yararından mahrum olan kimseye, şüphe zarar verir. Siz göçüp gitmeye emredilmişsiniz ve azık toplama yolu da size gösterilmiştir.

Biliniz ki, sizin için en fazla korktuğum şu iki şeydir: Uzun arzular peşinde koşmak ve nefse uymak.

Biliniz ki, gerçekten de dünya sırt çevirmiş ve fani olduğunu duyurmuştur. Gerçekten de ahiret bize doğru yönelmiş ve ulaşmak üzere olduğunu bildirmiştir. Duyun ve bilin ki, bugün hazırlık ve alıştırma, yarın ise yarışma günüdür. Yarışmayı kazananın ödülü cennettir, geride kalana ise cehennem var. Duyun ve bilin ki, siz mühlet olarak verilen sayılı günleri yaşıyorsunuz; ardındaysa çabucak ulaşan ölüm var. Kim bu sayılı günlerde, eceli gelip çatmadan ihlasla Allah’a kullukta ve iyi işlerde bulunursa, ameli ona fayda verir ve ölüm ona bir zarar vermez. Kim bu süreli günlerde, kullukta kusur eder, iyi işlerde bulunmazsa ölümü ona zarar verir ve amelinin de ona bir yararı olmaz.

Ey Allah’ın kulları, namazı vaktinde kılmak, zekâtı zamanında vermek, Allah’a huşu ile niyazda bulunmak, akrabalarınızla iyi ilişki kurmak, kıyamet gününden korkmak, dilenciyi mahrum bırakmamak, güçsüze ikramda bulunmak, Kur’an’ı okuyup onunla amel etmek, doğru konuşmak, ahdinize ve antlaşmanıza bağlı kalmak ve emaneti sahibine geri vermekle dininizi güçlendirmeye koşun. Allah’ın sevabına ilgi gösterip azabından korkun. Mal ve can ile Allah yolunda cihad edin. Dünyadan, kendi canınızı (tehlikeden) kurtaracak miktarda azık toplayın. Hayır iş yapın ki, herkesin önceden gönderdiği hayıra ulaştığı günde, hayırla mükâfatlanasınız. Bu sözü söyleyip Allah’tan kendim ve sizin için de mağfiret diliyorum.

[1] – A’raf/204

[2] -Kameri takvimde değişiklik yaparak haccı kendi mevsiminden geciktirmek.

[3]- Hucurat/11.

[4]- Hucurat/12.

[5] – Bakara/158.

[6] – Mâide/2.

[7] – Âl-i İmrân/102

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın

Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı