Genel

Şeytanî Güçlerin Destekçileri

ŞEYTANÎ GÜÇLERİN DESTEKÇİLERİ:

Şeytanî güçler ve düzenler, bahis konusu mezkûr zulüm-baskı ve cinayet mekanizmasını tüm boyutlarıyla icrâ ederken, oluşmuş veya oluşturulmuş bulunan toplum birimleri arasında pek çok destekçi bulmuş yahut kendisi oluşturmuştur. Ki, bunların bazıları şunlardır:

A-) “Basın-Yayın ve Radyo-Televizyon” (gibi., kitlesel eğitim ve iletişim araçları…)

Bu mel’un ve şeytanî kurumlar kanalıyla, şeytanî düzenler o kadar zulüm-cinayet ve vahşetine rağmen, geniş kitleler nezdinde temize(?) çıkarılmakta; kurbanları olan mazlumlar ise, anarşist-terörist(?) ve bölücü(?) olarak nitelendirilmekte, böylece, kan içici zalimler mazlum; canı-malı ve tüm değerleri yağmalanan bîçâre mazlumlar da zalim tahtına oturtulmaktadır… Kamuoyu hazırlamaya yönelik bu şeytanî oyun ve komplonun, toplum üzerinde büyük bir tesir meydana getirmekte olduğu, gün gibi apaçık görünüp-gözlenmektedir…

B-) “Dinî Kurumlar ve Şahsiyetler”:

Tağutî düzenler, tahakküm ettikleri toplumların dinî özellik ve kimlikleriyle mütenâsib, resmî ve sivil, dinî kurumlar ve kuruluşlar ihdâs ederek, tabiî veya sun’î-yapay uşaklarının öncülüğünde bir kısım şeytanî plan ve programlar hazırlatıp uygulamaya koymakta, bu kanal ile de büyük ölçüde toplumsal bir taban ve güç kaynağı elde etmiş olmaktadır…

Örneğin; halkı müslüman olan ülkelerde egemen olan şeytanî güçler, Diyanet İşleri Başkanlığı, İslamî Fetva Konseyi, İslamî Okullar ve İlâhiyat Fakülteleri gibi… İslamî isim ve kimlikli kurumlar kanalıyla, İslam’ın özünü, İlâhî ve nebevî özelliğini ve inkılabî yapısını; değişik şeytanî yol ve hilelerle (te’vil, yeniden yorum, çağa uyarlama, modernize ve reformize etme… gibi usûllerle) tahrif ve tağyir etmek suretiyle, hakim olan müşrik-tağutî düzen ile uyumlu, hatta ona yardımcı ve hizmetçi kılma pozisyonuna getirmekte; sadece adı kalan İslam’ı, Hakk’ı ve gerçek İslam’ı yıkmak, sadık ve halis müslümanları da yok etmek için (maalesef ve maatteessüf) aracı olarak kullanmaktadır…

Bu şeytanî kategoriye, bir kısım (güya) sivil ve gönüllü (halbuki çoğu, değişik yollarla devşirme olan, rezil) İslamî(?) eşhâs ve cemaatler de dahil edilince, İslam’ı tahrif ve saptırma fecaatinin büyük boyutlara ulaşmış olacağı, kendiliğinden anlaşılır…

C-) “Çıkarcı Güçler ve Çevreler”:

Egemen olan tağutî güç tarafından oluşturulan, ya da o güce dayanma zorunda bulunan, din – iman – vicdan – şeref ve haysiyet fukarası olan sermaye sahipleri, sanayi ve ticaret kartelleri ile makam-mevki hastası sufehânın meydana getirdiği bu topluluk; şeytanî güçlerin temel destekçileri ve savunucuları olarak, hak ve batıl savaşında, kendilerine düşen yerde ve safta yerlerini almışlardır…

Şeytanî güçlerin ve düzenlerin, müslüman ve mustaz’af halklar üzerinde uyguladığı ekonomik baskı ve zulüm fiillerinde, önemli yardımı ve desteği sözkonusu olan bu gürûh, batıl cephenin önemli, yardımcı güç odaklarından birini oluşturmaktadır. Makam ve mevki müptelâsı, ruh hastası süfehânın sayesinde(?) elde ettikleri bu habis makamı, mevki, güç ve yetkilerini, tamamen, şeytanî düzenin çıkarı ve emirleri doğrultusunda kullanacağı, onun için de İslam’ın ve müslümanların zararına olacak her türlü ihanet ve cinayet yollarına başvurabileceği, izahtan varestedir…

D-) “Siyasal ve Sosyal Kuruluşlar”:

Gerek resmî ve gerekse gayr-i resmî bazda örgütlenmiş olan tüm laik ve demokratik şeytanî kurum-kuruluş-parti ve dernekler, zaten hakim düzenin alt yapısını ve temel kurumlarını oluşturmaktadır. Bunların da, kendi tabanlarını, tağutî rejimin emrine âmâde kılacağı, İslam’ın ve gerçek Müslümanların karşısına dikmeye çalışacağı, gayet tabiîdir…

E-) “Ücretli ve Ücretsiz Yağcılar – Muhbirler ve Dalkavuklar”:

Şeytanî düzenlerin ayakta kalmasına önemli ölçüde katkıda bulunan, şahsiyetsiz ve karaktersiz bir yapıya sahip olan, gerek ücretli, gerekse meccanen-gönüllü olarak çalışan yağcı-ispiyoncu-dalkavuk kişilerin de, şeytanî-tahribkâr rolleri ve habis misyonları hesaba katılmalıdır. Zira; bu kanal ile şeytanî düzenler, en ücra yerlere kadar ulaşabilmekte, en gizli düşmanlarını bile ele geçirebilmektedir… Bunun tarihte ve günümüzde sayısız-sınırsız örnekleri vardır…

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu