T

On İkinci İmam, Zamanın Sahibi, Kâim EL-Mehdi (A.S)

On İkinci İmam, Zamanın Sahibi,

Kâim EL-Mehdi (A.S)

İmam Ebu’l-Kasım “Muhammed Mehdi”, hicretin iki yüz elli beşinci yılında, şaban ayının on beşinde İmam Hasan Askerî’nin soyundan dünyaya gelmiştir. Annesi Nergis hatundur. İmam beş yaşındayken değerli babası şehid olmuştur. İmam (a.s), biri gaybet-i suğra ve diğeri gaybet-i kübra olmak üzere iki defa gaybete çekilmiştir.

İmam, uzun bir zaman yaşayacak, vakti gelince zuhur edip yeryüzünü zulüm ve baskıyla dolduğu gibi adalet ve imanla dolduracaktır.

İmam’ın (a.s) zuhur meselesi ümmet arasında ittifak e-dilen bir nokta olduğu için bu kitabımızda teşrih ve muhakeme edeceğimiz konu değildir.

Fakat tarikat önderi ve tasavvuf lideri olan Şeyh Muh-yiddin Arabî’nin İmam (a.s) hakkında yazmış olduğu uzun ve geniş makalesinden bir miktarını burada kaydetmek istiyorum:

“Yakında beklenilen, hidayet ve kıyam edici önder Allah’ın emriyle zuhur edecektir. O, Allah’ın hücceti ve halifesidir. O, Mekke’de Rükünle Makam arasında zuhur edecektir. Onun yanında insanların en mutlusu Kufe halkıdır. Ganimetleri eşit olarak bölüştürecek, her konuda hükmedecek, insanlar arasında adaleti uygulayacaktır. Din, gevşekliğin zirvesinde olduğu bir zamanda kıyam edecek, karşı gelen azgınları yok edecek, kendisiyle savaşanları zelil edecektir; Allah’ı tanıyanlar ona biat edecek, seçkin insanlar emirlerine itaat edip ona yardım edecekler. Onlar, onun vezirleri olup hükümetin ağır işlerini üstleneceklerdir. Onun kıyam edeceği gün tümü acem olan dostlarının sayısı üç yüz on üçü bulacaktır. Onların arasında Arap bulunmayacak; fakat hepsi halis bir Arapça’yla konuşacaktır…”

Muhyiddin Arabî ve Şeyh Abdulkerim Yemanî ve Ab-durrahman Bestamî, İmam Mehdi’nin methinde Arapça şiirler de söylemişlerdir.

Biz bu imamın hayatını ve sırlarını kaydetmek istersek bu kitap dışında ciltler dolusu birçok kitaplar yazmamız gerekir. Fakat bizim amacımız Âl-i Muhammed tarihinin tümünü kaydetmek değil, nübüvvet ailesinin goncalarının tarihinde vuku bulan olayları akıl ve nakil kanunuyla teşrih ve muhakeme etmektir. Âl-i Muhammed’in Kâim’i olan İmam Mehdi’nin (salevatullah ve selâmuhu aleyhim) zuhuru İslâm ümmeti arasında ittifak edilen bir konu olduğu için bu alanda teşrih ve muhakeme etmemize gerek yoktur.

Çünkü Ehlisünnet ve Şia’nın doğruluğunu ikrar ve anlamında ittifak ettikleri, “Zamanının imamını tanımadan ölen kimse cahiliye ölümüyle ölmüş olur.” hadis-i şerifi gereğince zamanın imamının varlığını itiraf etmeyen ve dolayısıyla aleyhine delil getirmemiz gereken hiçbir Müslüman yoktur. Fakat buna rağmen biz şuna yakin ediyor ve itirafta bulunuyoruz:

Zamanın imamı “İmam Mehdi” (a.s), değerli babasının hayatında Samirra şehrinde bir süre zahir olduktan sonra babası Hasan Askerî şehid olunca, peygamberlik mirası ve imamet vasiyeti, zamanın imamı olan o hazrete ulaştı. Allah’ın hikmeti imamet silsilesinin kıyamete kadar sürdürmeyi ve korumayı gerektirmekteydi. Çünkü Resulullah’tan sonra on iki imamın olması gerekiyordu. Bu sayı ne eksilir ve ne de artar. Çünkü Resulullah (s.a.a), Sahih-i Buharî ve Sahih-i Müslim’de nakledilen bir hadiste şöyle buyurmuştur:

“Benden sonra halifelerin sayısı on ikidir; onların hepsi Haşimoğulları’ndandır.”

İşte bu nedenle de İmam Mehdi’ye, zalim düşmanların tasallut ve ihanetinden gizlenmeyi emretmiştir. İmam Meh-di de (a.s) iki türlü gaybete çekilmiştir. Birisi özel ashabı, izleyicileri ve elçileriyle irtibat kurduğu küçük gaybet (gaybet-i suğra), diğeri ise zuhur edinceye kadar sürecek olan büyük gaybet (gaybet-i kübra)tir. Bu büyük gaybette de özel ashabından birçok değerli kişiler İmam’ı görmüş ve günümüzde de görmektedirler. Günümüzde o hazretin yanında belli bir sayıda vezirleri ve elçileri vardır. Bu sayı üç yüz on üçü tamamladığında İmam zuhur edecektir.

İmam Mehdi (a.s), Mekke’de Rükünle Makam arasında zuhur ederek âlemi zulüm ve haksızlıkla dolduğu gibi hak ve hakikatle dolduracaktır. O, bütün âlemi davet edecek, insanlar doğu ve batının en uzak noktasından “leb-beyk” diyerek davetini kabul edeceklerdir.

Elinde Hz. Musa’nın asası, parmağında Hz. Süleyman’ın yüzüğü olacaktır. Mekke’den Medine’ye gelecek, Resu-lullah’tan sonra İslâm dininde ortaya çıkan bidatlerin kökünü kazıyacak, terse çevrilmiş olayları ve bütün kötülükleri ortadan kaldıracaktır. Kufe’ye giderek Kufe mescidini tamir edecek, gökten yere inen Hz. İsa (a.s) da o hazrete uyacak ve Allah Teala’nın irade ettiği kadar yeryüzünü nur ve hidayetle aydınlatacaktır…

Evet, kısaca beyan ettiğimiz bu kanaat ve ikrarımızla Resulullah’ın Emirü’l-Müminin Ali’yi tavsiye ederek hakkında, “Ey Ali! İman bakımından halkın en üstünü ve yakin bakımından en yücesi ahir zamanda gelen, Peygamber’i görmeyen ve hüccetin de kendilerinden gayıp olduğu hâlde, beyaz üzerindeki siyaha, yani kağıt üzerine yazılmış olan hadislere inanan kavimdir.” buyurduğu kavmin bireylerinden olmayı niyaz ediyorum.

Evet, biz İmam-ı Zaman’ı ve Âl-i Muhammed’in Kâimi’nin (Allah’ın salât ve selâmı onların üzerine olsun) zuhurunu büyük bir hasretle beklediğimiz bir hâlde bu kitabımızı bitirerek bunu İmam-ı Zaman’ın yüce zuhuruna naçiz bir hediye olarak İmametin ayaklarının toprağına sunuyorum.

Noksan olan amel ve hareketlerimizle birlikte, kâmil olan iman ve ihlâsımızın imamet katında ve hazretin huzurunda kabul olacağını ümit ediyorum.

Zengezorlu Kadı Behlül Behçet

 

[1]– Sâd , 86

[2]– İnsân, 8-9

[3]– Tövbe, 40

[4]– Kehf, 37

[5]– Tövbe, 40

[6]– Tövbe, 26

[7]– Nisâ, 95

[8]– Şûrâ, 23

[9]– “Ey Ehlibeyt, Allah sizden her türlü kiri gidermek ve sizi tertemiz kılmak ister.” (Ahzâb, 33)

[10]– Yenabiu’l-Meveddet, Hace Kelan, c.1, s.355

[11]– En’âm, 84-85

 

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın

Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı