Arapça Sesli DualarEhl-i Beyt'ten DualarEhli-Beyt'e Dua ve TevessülSesli Dualar

Alkame Duası

Alkame Duası

Okuyan:Mehdi Semavati

Dua hakkında: Aşura ziyaretini okuyup iki rekât imam Hüseyin’in –ona selam olsun- ziyaret namazını kıldıktan sonra bu dua okunur:

Anlamı:

ALKAME DUASI

“Ya Allah, ya Allah, ya Allah, ey zor durumda olanın duasını kabul eden, ey üzüntüde olanın üzüntüsünü gideren, ey imdat isteyenlerin imdadına koşan, ey feryada çağıranın feryadına yetişen, ey bana şah damarımdan daha yakın olan, ey insanla kalbi arasında engel oluşturan, ey en yüce görünümde ve apaçık ufukta olan, ey Rahman ve Rahim olan ve arşa musallat olan, ey gözlerin ihanetini ve kalplerin gizlediğini bilen, ey hiçbir gizli şey kendisine gizli olmayan, ey sesler kendisine karışık gelmeyen, ey ihtiyaçlar kendisini yanlışlığa düşürmeyen, ey ısrar edenlerin ısrarı kendisini usandırmayan, ey elden çıkan her şeyi idrak eden, ey bütün dağınıkları toplayan, ey ölümden sonra canları yaratan, ey her gün yeni bir işte olan, ey hacetleri reva eden, ey gam ve üzüntüleri gideren, ey istekleri veren, ey rağbetlerin velisi, ey önemli işlere yeten, ey her şeyden kifayet eden, göklerde ve yerde hiçbir şey kendisinden kifayet etmeyen! Peygamberlerin sonuncusu Muhammed’in, Emirulmüminin Ali’nin hakkı hürmetine, peygamberinin kızı Fatıma’nın, Hasan ve Hüseyin’in hakkı için; ben bu halde onların vasıtasıyla sana yöneldim, sana onları aracı ve şefaatçi kıldım; onların hakkı hürmetine senden istiyorum; sana ve onların senin yanındaki mevkilerine, onların senin katındaki kadirlerine, onları âlemdekilerden üstün kıldığı şeye, senin âlemdekiler arasında sadece onlara has kıldığın onların yanındaki ismine ve o isim vasıtasıyla onların âlemdekilere üstünlüğünü açıklamanla onların faziletini âlemdekilerden üstün kıldığın ismine yemin ediyorum ve yemine veriyorum (bunların hakkı için) Muhammed ve Ehl-i Beyt’ine rahmet eyle; üzüntümü, gamımı, sıkıntımı gider; önemli işlerimde bana yet; borcumu öde, fakirlikten ve yoksulluktan beni kurtar; senin yaratıklarından istemekten beni gâni et.
Sıkıntısından korktuğum kimsenin sıkıntısından, zorluğundan korktuğum kimsenin zorluğundan, sertliğinden korktuğum kimsenin sertliğinden, kötülüğünden korktuğum kimsenin kötülüğünden, hilesinden korktuğum kimsenin hilesinden, azgınlığından korktuğum kimsenin azgınlığından, zulmünden korktuğum kimsenin zulmünden, sultasından korktuğum kimsenin sultasından, tuzağından korktuğum kimsenin tuzağından, üzerime gücünden korktuğum kimsenin gücünden bana yeterli ol ve benden hilecilerin hilesini ve düzenbazların düzenini gider.
Allah’ım! Bana kötülük yapmak isteyenin kötülüğünü kendisine çevir, bana hile yapmak isteyene hile yap, onun hilesini, düzenini, şiddetini ve arzusunu benden çevir; istediğin bir şekilde ve dilediğin bir zamanda onu benden alıkoy.
Allah’ım! Bana kötülük ulaştırmaması için onu telafi etmeyeceğin bir fakirliğe, örtmeyeceğin bir belaya, kapamayacağın bir yoksulluğa, şifa vermeyeceğin bir derde, izzet vermeyeceğin bir zillete ve telafi etmeyeceğin bir miskinliğe düşür.
Allah’ım! Zilleti onun gözleri önüne dik, onun evine fakirlik, bedenine dert ve hastalık ver; böylece beni bırakıp kendisiyle uğraşması için kurtulamayacağı bir uğraşıyla meşgul et; ona seni hatırlamasını unutturduğun gibi beni hatırlamasını da unuttur; onun kulağını, gözünü, dilini, elini, ayağını, kalbini ve bütün uzuvlarını bana kötülük ulaştırmaktan engelle; bu uzuvlarının hepsine hastalık ver ve bunlarla uğraşıp bana kötülük ulaştırmaması ve beni hatırlamaması için şifa verme; ey kendisinden başka kifayet edecek bulunmayan -Allah-! Bana kifayet et. Doğrusu sen, kendisinden başka kifayet edici bulunmayan kifayet edici, kendisinden başka genişletici (sıkıntıdan kurtarıcı) olmayan genişletici (sıkıntıdan kurtarıcı), kendisinden başka imdada koşan olmayan imdada koşan, kendisinden başka sığınak olmayan sığınaksın! Sığınağı senden başkası olan, imdatçısı senden başkası olan, sığınağı senden başkası olan, kaçacağı senden başkası olan, iltica edeceği senden başkası olan, kurtarıcısı senden başkası ve senin yarattıklarından biri olan mahrum olmuş ve ümidi boşa çıkmıştır.
Sen benim güvenim, ümidim, sığınağım, kaçtığım, iltica edeceğim ve kurtuluşa kavuşacağımsın. O halde, senin vasıtanla genişlik ve seninle kurtuluş istiyorum, Muhammed ve Ehl-i Beyt’ini vasıta kılarak sana yöneliyor, sana tevessül ediyor ve senden şefaat umuyorum. O halde, senden istiyorum ey Allah, ey Allah, ey Allah! Hamd sana hastır, şükür sana mahsustur, şikayet yalnız sana yapılır ve yalnız senden yardım istenir. O halde, senden istiyorum ey Allah, ey Allah, ey Allah! Muhammed ve Ehl-i Beyt’inin hakkı hürmetine, Muhammed ve Ehl-i Beyt’ine rahmet eyle; peygamberinin gamını, kederini ve sıkıntısını giderdiğin ve düşmanlarının korkusundan ona yettiğin gibi burada benim gamımı, kederimi ve sıkıntımı gider; ondan bertaraf ettiğin gibi benden bertaraf et; onun sıkıntısını giderdiğin gibi benim sıkıntımı gider, ona kifayet ettiğin gibi bana kifayet et; korkusundan korktuğum şeyin korkusunu, zahmetinden korktuğum şeyin zahmetini, gamından korktuğum şeyin gamını bana bir zahmeti olmadan benden çevir; beni buradan haceti reva olmuş, dünya ve ahiretim konusunda önemli olan konuda bana kifayet etmiş olarak geri çevir.
Ey Emirulmüminin ve ey Eba Abdullah! Ben kaldığım, gece ve gündüz kaldığı sürece benden sana selam olsun, Allah bunu sizi son ziyaretim etmesin ve Allah beni sizden ayırmasın.
Allah’ım! Beni, Muhammed ve soyundan gelenlerin yaşamıyla yaşat, beni onların ölümüyle öldür, beni onların dini üzere öldür, beni onların safında haşret, beni dünya ve ahirette hiçbir zaman bir göz kırpacak kadar onlardan ayırma.
Ey Emirulmüminin ve ey Eba Abdullah! Ben sizin ziyaretinize geldim; Rabbim ve Rabbiniz olan Allah’a tevessül ettim, sizin vasıtanızla O’na yöneldim ve hacetlerim için sizi Allah’a şefaatçi kıldım; o halde bana şefaatçi olun; doğrusu sizin Allah katında beğenilmiş bir makamınız, değerli mevkiiniz, yüce makamınız var ve siz Allah’a vesilesiniz. Ben, Allah’tan, sizin Allah yanında bana şefaatçi olmanızla hacetlerimin kesinleşmesini, reva olmasını ve gayeye varmasını beklediğim halde sizin ziyaretinizden dönüyorum. O halde ümit kesmeyeyim ve benim -bu ziyaretten- dönüşüm mahrum ve zarar etmiş bir dönüş olmasın; benim bu dönüşüm, gayeye varmış, mutluluğa ermiş ve bütün hacetlerim reva olmuş bir dönüş olsun ve Allah katında bana şefaat ettiğiniz ki Allah’ın irade ettiği şey üzere döneyim; güç ve kuvvet ancak Allah’tandır; ben işimi Allah’a bırakıyorum; Allah’a sığınıyorum; Allah’a tevekkül ediyorum ve diyorum ki: Allah bana yeter ve kifayet eder; Allah kendisini çağıranı işitir.
Ey velilerim! Benim Allah’tan ve sizden başka varacak bir sığınağım yoktur. Allah’ın istediği olur ve istemediği de olmaz. Güç ve kuvvet ancak Allah’tandır. Sizi Allah’a emanet ediyorum; Allah bunu size son ahdim etmesin. Ben döndüm ey efendim, ey Emirulmüminin, ey mevlam ve ey Eba Abdullah, ey efendim! Selamım, gece ve gündüzün birbirini izlediği müddetçe sürekli sizin üzerinize olsun; bu selamım sürekli size ulaşsın ve inşallah hiçbir zaman selamım sizden engellenmesin. Siz ikinizin hakkı hürmetine Allah’tan bunu istemesini ve yapmasını istiyorum. Doğrusu o çok övülmüş ve bağış sahibidir.
Ey efendim! Ben tövbe ederek, Allah’a hamd ederek, şükrederek, kabul etmesini ümid ederek, ümitsizliğe kapılmadan ve meyus olmadan, tekrar sizin ziyaretinize dönüp rücu etmeyi dileyerek, sizden ve sizin ziyaretinizden başka bir şeye rağbet etmeksizin, inşallah tekrar size dönmek ve size müracaat etmek kastıyla ayrılıyorum. Güç ve kuvvet ancak Allah’tandır.
Ey velilerim! Dünya ehli size ve sizin ziyaretinize eğilim göstermezken ben size ve sizin ziyaretinize eğilim gösterdim; o halde Allah umduğum şeyde ve sizin ziyaretinizde arzu ettiğim şeyde benim ümidimi boşa çıkarmasın; doğrusu O -kullara- yakın ve duaları kabul edendir.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dön tuşu
Kapalı