FilistinHaberlerOrtadoğu

El-Cezire belgeleri ihaneti ortaya çıkardı

Katar’dan yayın yapan El-Cezire kanalı 23 Ocak Pazar akşamından itibaren Mahmud Abbas başkanlığındaki Filistin Özerk Yönetimi ile Siyonist işgal devleti arasında yürütülen müzakerelerle ilgili gizli belgeleri yayınlamaya başladı.

1600 belgeden ve binlerce sayfadan oluşan gizli belgeler, Ramallah yönetiminin Kudüs, Yahudi yerleşim birimi inşası ve mülteciler gibi hayati konularda Siyonist işgalciye benzeri görülmemiş tavizler verdiğini ortaya çıkardı.

Belgeler ayrıca, Ramallah’taki Fetih yönetiminin direniş güçlerine ve taraftarlarına karşı Siyonist işgal rejimiyle yaptığı güvenlik koordinasyonunun boyutlarını ve Gazze’ye açılan savaşta Siyonistlerle yaptığı işbirliğini gözler önüne seriyordu.

Dünyanın dört bir yanından gelen ve politika, tarih, hukuk ve benzeri bilim dallarında uzman akademisyenlerin belgeleri incelediğini ve tasnif ettiğini belirten kanal, belgelerdeki önemli konuları dosyalar halinde ve dört gün süreyle ana haber bülteni “Hasadu’l-Yevm” de yayınladı.

Elinde, 1999-2010 yıllarına ait e-mail, harita, özel görüşmelere ait detaylar, üst düzey takaslara ait bilgiler, stratejik notlar ve power point sunumlarına kadar binlerce sayfa belge bulunduğunu açıklayan El-Cezire, içerdikleri hassas bilgilerden dolayı, bu belgelere nasıl ulaştıklarını ve kaynaklarını açıklamayacaklarını ifade etti.

Belgelerin tamamını konuyla ilgili özel olarak açılan internet sitesinde de yayınlayan ve kamuoyuna sunan El-Cezire, büyük çoğunluğu İngilizce olan gizli belgeleri İngiltere’de yayınlanan The Guardian gazetesi ve El-Kuds El-Arabi gazetesi ile de paylaştı.

Wikileaks belgeleri gibi değil

El-Cezire, haber bültenlerinde yayınlanan belgelerle ilgili uzmanların yorumlarına da yer verdi. Dönüş Hakkı Konferansı Genel Koordinatörü Dr. Süleyman Ebu Sitte ve Filistinli ünlü tarihçi Beşir Musa Nafi’, hiçbir hukuki ve siyasi meşruiyete sahip olmayan Filistinli müzakerecinin verdiği tavizleri ortaya çıkaran belgelerin önemine dikkat çekerek belgelerin Wikileaks belgeleri gibi olmadığını, Wikileaks belgelerinin Amerikalı diplomatların kendi izlenimlerini ve görüşlerini içerdiğini, El-Cezire tarafından yayınlanan Filistin belgelerinin ise resmi görüşme tutanakları olduğunu ve konuşmaların kelimesi kelimesine kayda geçtiğini söyledi.

Kulislerde dönen dolapları ve müzakerelerin iç yüzünü ortaya çıkardığı için belgelerin Filistin tarihi ve halkı açısından son derece önemli olduğuna işaret eden Ebu Sitte ve Nafi’, belgelerin Siyonist işgal yönetiminin müzakerelere ve diğer önemli konulara yaklaşımına da ışık tuttuğunu ifade etti.

Kim yetki verdi?

El-Kuds El-Arabi gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Abdülbari Atvan ise, Filistin halkı adına Siyonist işgal yönetimiyle müzakere yapanların meşruiyetinin olmadığını, Filistin Kurtuluş Örgütü’nün mevcut yapısıyla tüm Filistin halkını temsil etmediğini ve reforma ihtiyacı olduğunu, seçimlerde en çok oyu alan Hamas’ın ve ayrıca İslami Cihad’ın Filistin Kurtuluş Örgütü’nde yer almadığını söyledi.

Abdülbari Atvan, El-Cezire’nin Kahire stüdyosundan programa katılan Filistinli baş müzakereci Saib Erekat’a “Size Filistin halkı adına bu tavizleri vermeniz için kim yetki verdi?” sorusunu yöneltti. Erekat’ın ise konuşmakta zorlandığı ve oldukça tedirgin olduğu gözlendi. Atvan, Saib Erekat ve benzerlerinin Filistin halkı adına konuşma yetkisinin olmadığını ifade etti.

Benzeri görülmemiş taviz

Elde edilen belgelerde öne çıkan en önemli bilgiler arasında, Filistin Özerk Yönetimi’nin Doğu Kudüs’teki yasadışı Yahudi yerleşkelerini kabul etmesi, Mescid-i Aksa’nın statüsü hakkında “yaratıcı” olunması ve mülteciler ile Filistinlilerin ana vatanlarına geri dönmesi hakkında Abbas yönetiminin vermeye hazırlandığı tavizler yer alıyor.

El Cezire’nin ele geçirdiği Filistin belgelerine göre, Filistin Özerk Yönetimi yetkilileri Kudüs’teki yasadışı inşaatların tümünü 2008’de kabul etti. Filistinli müzakereciler, neredeyse karşılığında hiçbir şey almadan, Siyonist işgal devletinin yasadışı yerleşimleri topraklarına katmasını onayladı.

Filistin Özerk Yönetimi’nin yaptığı, eşi benzeri daha önce görülmemiş teklif, 15 Temmuz tarihinde Tel Aviv’de yapılan üç taraflı görüşmede geldi. Görüşme, dönemin ABD Dışişleri Bakanı Condolezza Rice, o dönem Siyonist işgal devletinin başbakanı olan Tzipi Livni, yine dönemin Filistin Özerk Yönetimi Dışişleri Bakanı Ahmed Kurey ve Filistin baş müzakerecisi Saib Erekat arasında yapıldı.

Yine belgelere göre Kurey; “Bu son teklif, takas sürecinde yardımcı olabilir. İsrail’in Cebel El-Mukebbir dışında, Kudüs’teki tüm yerleşimleri topraklarına katacağını teklif ettik. Tarihte bu tür bir teklifi ilk defa yapıyoruz. Camp David’de böyle yapmayı reddetmiştik” ifadesini kullandı. Ekim 2009’da düzenlenen bir başka görüşmede ise Erekat, Kudüs’ün Eski Belde bölgesinde coğrafi bir bölümünü, Yahudi Bölgesi ve “Ermeni Bölgesi’nin bir kısmının” kontrolüyle beraber Siyonist işgal devletine vermeyi teklif etti.

Mültecilere büyük ihanet

El-Cezire’nin yayınladığı belgelere göre Abbas yönetimi, Siyonist işgal devletine, Filistin dışında ve mülteci kamplarında yaşayan ve bir gün anavatanlarına dönmeyi bekleyen milyonlarca Filistinli mülteciden sadece yüz bininin Filistin topraklarına geri dönmesini önermişti. Öneriye göre, dünyanın çeşitli bölgelerinde sayıları 7 milyonu aşkın Filistinli mültecilerden on yıl süreyle her yıl on bin mülteci Filistin’e geri dönecekti.

Belgelere göre, Filistinli müzakerecilerin Amerika’nın Ortadoğu Özel Temsilcisi George Mitchell ile yaptığı bir toplantıda, Filistin heyetinin lideri, eski Filistin Başbakanı Ahmed Kurey, konuyu çözmeye hazır olduklarını belirterek, “Arap ülkeleri de çözümün bir parçası olacak ise, konuyla ilgili herhangi bir problem kalmayacak” dedi. Erekat aynı toplantıda, “Bu uzlaşmazlığı çözecek bir anlaşmayı yapan kim olursa olsun, bölgede İsa’dan sonra en önemli figür olacaktır” dediği kaydedildi.

Ramallah yönetimi başkanı Mahmud Abbas ise Siyonistlere bir ara şöyle demişti: “İsrail’den 5 ya da 1 milyon mülteciyi kabul etmesini istemek mantıksız, bu İsrail’in sonu olur.”

Tutanaklarda Filistinli mülteciler konusunda Bush döneminin Dışişleri Bakanı Condolezza Rice’tan da ilginç bir önerinin geldiği belirtiliyor. Berlin’de Haziran 2008’de yapılan bir görüşmede Rice, Filistinli mültecilerin, Güney Amerika’ya, Arjantin ve Şili’ye gönderilmelerini gündeme getirmiş.

Siyonist işgal devletinin Yahudiliği konusunda Abbas yönetiminin tavrına ışık tutan belgeler, Filistin adına müzakerelere katılanların verdikleri tavizlerle başta o dönemin Dışişleri Bakanı Tzipi Livni olmak üzere Siyonistleri dahi şaşırttığını gösteriyor.

‘En büyük Jerusalem’i veriyoruz’

Tutanaklara göre 13 Kasım 2007’de yapılan bir toplantıda Filistinli müzakereciler Siyonistlere şöyle demiş: “İsrail’in kendini dilediği gibi tanımlama hakkını hiç bir zaman inkar etmedik. Kendinizi “İsrail Yahudi Devleti” olarak adlandırmak istiyorsanız bunu istediğiniz şekilde yapabilirsiniz. Fakat biz bunu şimdi açıkça dile getirmek istemiyoruz.”

13 Ekim 2009’da Saib Erekat’la yapılan bir toplantıda ise BM Ortadoğu Barış Süreci Özel Temsilcisi Robert Serry, Kudüs’te Filistin Başbakanı Selam Feyyad ile görüştüğünü belirterek “Tek ihtiyacımız Şeyh Cerrah’taki ailelere bölgede yeni evler kiralayabilmeleri için para vermek” demiş ve konuyu Ürdünlüler ile görüştüğünü söylemiş. Bunun üzerine Erekat, “O ailelere parayı Selam Feyyad’ın vermesi gerekir; siz veya Ürdünlüler değil” demiş. Serry de Erekat’ın bu görüşüne “Elbette” diyerek katılmış.

Saib Erekat, 30 Haziran 2008’de Livni ile yaptığı toplantıda da, “Haritamızda size tarihteki en büyük Jerusalem’i verdiğimiz bir sır değil” şeklinde konuşarak Kudüs’te verilen büyük tavizi itiraf etmiş.

Abbas, savaşı önceden biliyordu

El-Cezire’nin yayınladığı belgeler, Mahmut Abbas’ın, Siyonist işgal rejiminin Aralık 2008-Ocak 2009 tarihlerinde Gazze’ye açtığı vahşi savaştan önceden haberdar olduğunu da ortaya çıkardı.

Belgelere göre, Ekim 2009’da bölgeyi ziyaret eden ABD Ortadoğu Özel Temsilcisi George Mitchell Filistin baş müzakerecisi Saib Erekat’la yaptığı görüşmede Erekat, Mitchell’e savaştan önce Siyonist Savaş Bakanlığı’na bağlı Güvenlik ve Siyaset Dairesi Başkanı Amos Gilat’ın Abbas’la görüşüp fikrini aldığını, Abbas’ın ise Gilat’a “Gazze’ye İsrail ordusunun bir tankı üzerinde gitmek istemiyorum” dediğini anlattı.

Yayınlanan belgelere göre ayrıca 11 Mart 2008 tarihinde bölgeyi ziyaret eden Ortadoğu Dörtlüsü Özel Temsilcisi Tony Blair ile görüşen Selam Feyyad, Gazze’ye uygulanan ablukanın hafifletilmemesini isteyerek Tony Blair’e şöyle dedi: “Sınır kapılarının açılması iki tarafı keskin bıçağa benziyor. Hamas Hareketi’nin kapıları açmada başarılı olduğu havası verilirse atılan füzeler meyvesini vermiş demektir. Amerikan yönetiminden bu konuda İsrail’e baskı yapmasını bekliyoruz.”

Direnişe karşı Siyonistlerle işbirliği

El-Cezire’nin yayınladığı gizli belgeler, Abbas yönetiminin birçok konuda Filistin halkının haklarından büyük tavizler vermesinin yanında direniş gruplarına karşı Siyonist işgal güçleriyle yaptığı kirli işbirliğinin boyutlarını da ortaya çıkardı.

Belgelere göre, 2005 yılında o zamanın Siyonist Savaş Bakanı Şaul Mofaz ve yine o dönemin güvenlik sorumlusu Filistin eski İçişleri Bakanı General Nasr Yusuf arasında yapılan bir toplantıda, Fetih yönetimiyle Siyonist işgal hükümeti Fetih Hareketi’nin askeri kanadı El-Aksa Şehitleri Tugayı’nın Gazze’deki komutanı Hasan El-Medhun’u birlikte ortadan kaldırmayı tartıştı ve iki taraf arasında şu konuşma geçti:

Mofaz: “Hasan El-Medhun’un adresini biliyoruz. Reşid Eş-Şebbak (Gazze’deki Koruyucu Güvenlik eski müdür yardımcısı) bunu biliyor. Onu neden öldürmüyorsunuz?”

Nasr Yusuf: “Reşid’e talimat verin, ne olacağını göreceksiniz.”

Bu görüşmeden birkaç hafta sonra 1 Kasım 2005’te Siyonist işgal uçakları füzeleriyle El-Aksa Şehitleri Tugayı’nın Gazze’deki komutanı Hasan El-Medhun’u ve İslami Direniş Hareketi (Hamas)’ın askeri kanadı İzzeddin El-Kassam Tugayları askeri sorumlusu Fevzi Ebu’l-Gar’ı hedef aldı ve her ikisi de şehit oldu.

Belgelere göre, Abbas başkanlığındaki Fetih yönetimiyle Siyonist işgal güçleri arasındaki istihbarat işbirliği Amerikalıların ve Siyonistlerin büyük övgüsüne mazhar oluyor.

Taraflar arasında yapılan istihbarat işbirliğine ek olarak Abbas yönetimi, belgelerde yer aldığına göre, Filistin topraklarındaki güvenlik koordinatörü Amerikalı General Keith Dayton’dan Hamas’a karşı mücadele edebilmeleri için kendilerine silah vermesi için Siyonist işgal rejimini ikna etmesini istedi.

Saib Erekat’ın 10 Haziran 2006’da Dayton ile yaptığı toplantıda söyledikleri de Fetih yönetiminin Hamas’a karşı işgalciden silah istediğini doğruluyor. Erekat o toplantıda Dayton’a şöyle demiş: “Başkanlık muhafızlarının silaha ve mermiye acil ihtiyacı var. Özellikle de Gazze’deki durum bu işi hayati derecede önemli hale getiriyor.”

İşin en ilginç tarafı da, Hamas’a karşı silahlanan ve işgal güçlerinden silah desteği isteyen Ramallah yönetimi, Siyonist işgal devleti için tehlike teşkil etmesin diye kurulması vaat edilen Filistin devletinin silahtan arındırılmış olmasını kabul ediyor.

Direnişe karşı kazanılan başarılar!

El-Cezire’nin yayınladığı belgelerde ayrıca, Fetih yönetiminin direniş güçlerine karşı kazandığı söylenen başarılardan bahsediliyor ve bu konuda bir takım rakamlara yer veriliyor.

Örneğin, Şubat 2008 ile Mart 2009 arasını kapsayan dönemde yapılan güvenlik koordinasyonu ile ilgili 9 Haziran 2009 tarihli belgede, direniş güçlerine karşı kazanılan başarılar arasında silahlı gruplara mensup 3700 kişinin tutuklandığı, 4700 kişinin ifade vermeye çağrıldığı, 1100 parça silah ele geçirildiği, silahlı gruplara ait 2 milyon 500 bin şikeli aşkın paranın ele geçirildiği kaydediliyor.

Bunun da ötesinde, Filistinli baş müzakereci Saib Erekat, Siyonist işgal devletinin güvenliğini korumak adına Filistinlileri öldürdüklerini itiraf ederek şöyle diyor: “Düzeni sağlamak için çok vakit ve çaba harcadık. Hatta bu uğurda halkımızın evlatlarını dahi öldürdük. Ramallah hükümeti başkanı Selam Feyyad, kurumların inşası için elinden geleni yapıyor. Henüz devlet değiliz. Fakat Arap dünyasında sadece biz toplanan zekatları ve camilerde okunan hutbeleri denetim altında tutuyoruz. Biz üzerimize düşen görevi yerine getirmeye çalışıyoruz.”

Hamas: Filistin davasını tasfiyede Fetih’in rolü ortaya çıktı

İslami Direniş Hareketi (Hamas), El-Cezire’nin yayınladığı belgelerin, Fetih yönetiminin işgalcilerle birlikte hareket ettiğini ve Filistin davasını tasfiye görevinde rol aldığını açıkça ortaya koyduğunu belirtti.

Hamas sözcüsü Dr. Sami Ebu Zuhri konuyla ilgili verdiği demeçte, “El-Cezire’nin yayınladığı belgeler çok önemli. Bu belgeler tehlikeli ve karanlık bir sürece ışık tutuyor. Filistin davasını tasfiye etmede Fetih yönetiminin nasıl bir kirli ilişkiler ağının içinde olduğunu açıkça ortaya koyuyor” dedi.

Yayınlanan belgelerin Fetih yönetiminin ahlaki ve siyasi açıdan düştüğü bataklığı yansıttığını söyleyen Ebu Zuhri, “Bu konuda Filistinli grupların söyleyecek bir sözleri olmalı” şeklinde konuştu. Hamas sözcüsü, Filistin halkından ve İslam ümmetinden Abbas yönetiminin Siyonist düşmanla nasıl birlikte hareket ettiğini iyi anlamak için belgeleri iyi takip etmelerini istedi.

Şeyh Sabri: Belgelerin yayınlanması tavizleri engelleyecek

Mescidi Aksa hatibi Şeyh İkrime Sabri toprak değiş tokuşunun haram oluşuyla ilgili daha önce verdiği fetvanın hâlâ geçerli olduğunu belirterek, El-Cezire kanalının yayınladığı belgelerin önümüzdeki dönemde olası tavizlerin önünü tıkayacağını ifade etti.

Şeyh İkrime Sabri konuyla ilgili verdiği demeçte şöyle dedi: “Bu belgeleri yayınlayan El-Cezire’ye teşekkür ediyoruz. Çünkü bu belgelerin yayınlanması müzakerelerde ortaya çıkabilecek bütün tehlikelerin önüne set çekecektir.”

Mescidi Aksa’nın hiçbir zaman düşmanla pazarlık konusu yapılamayacağını belirten Şeyh İkrime Sabri “Mescid-i Aksa her türlü müzakerenin, yargı ve hukukun üstündedir. Mescid-i Aksa düşmanla pazarlığa sığmayacak kadar yücedir. Arap ve İslam ülkelerinin dışındaki ülkelerin yer alacağı bir komisyonu kabul etmediğimiz gibi, işgalcilerin Mescid-i Aksa için komisyon kurmasını da kabul etmeyeceğiz.”

Başa dön tuşu
Bugün 20 Haziran 2026 (30) içerik yüklenmiştir.