HaberlerİranOrtadoğu

Ayetullah Reisi: Küresel istikbar İslami toplumları duyarsız yapma çabasında

Kutsal Rezevi külliyenin mütevellisi Ayetullah Seyyid İbrahim Reisi “Ünlü bayraktarlar” oturumunda yaptığı konuşmada, hassasiyetleri tespit etmek ve hassasiyetleri gidermek, küresel istikbarın İslamî toplumlarla mücadelesinde izlediği iki önemli strateji olduğunu belirterek, günümüzde düşmanların münkirleri önemsiz göstererek İslamî toplumlarda münkirlere karşı hassasiyetleri yok etmeye çalıştığını belirtti.

Astannews’un haberine göre, geçen Perşembe günü kutsal Meşhed kentinde emri maruf ve nehyi münkir alanında faaliyet yürüten yaklaşık bin kişinin katılımı ile kutsal Rezevi külliyenin Velayet salonunda düzenlenen oturumda konuşan Kutsal Rezevi külliyenin mütevellisi Ayetullah Seyyid İbrahim Reisi, küresel istikbarın müslümanlara karşı izlediği stratejilerinden biri, müslümanların münkirlere karşı hassasiyetini ölçmekten ibaret olduğunu belirterek şöyle dedi: Küresel istikbar için müslümanların herhangi bir münkire karşı hassasiyetini ve tepkisini bilmek ve ölçmek çok önemlidir, zira bu ölçümle müslümanların verdiği tepkinin biçimi, niteliği ve niceliğine göre gelecek için planlar yapar.Horasan dini ilimler merkezleri yüksek konseyi üyesi Ayetullah Reisi sözlerini şöyle sürdürdü: kalemini satmış biri çıkıp İslam Peygamberi’nin –s– kutsal makamına ihanet ediyor ve böylece müslümanların nasıl tepki vereceklerine bakıyor. Eğer İslamî toplum ciddi tepki verirse, bir daha bu saygısızlığı tekrarlamıyor, ama eğer hassasiyet yoksa, bir adım daha ileri atıyor.Bilgeler meclisi üyesi Ayetullah Reisi günümüzde istikbarın beşeriyete kaşı zulmünün en somut örneği mazlum Filistin ve Yemen halklarına karşı işlediği cinayetler olduğunu belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: eğer bugün İslamî toplum, küresel istikbarın bölgedeki uzantısı olan Suud hanedanının Yemen’de işlediği cinayetlere karşı tepki vermezse, bu İslamî toplum uyuyor demektir. Bir müslümana karşı işlenen cinayet, Kur’an’ı Kerim ve camiye hakaret, İslam ülkelerinin insanlarını veya liderlerini şehit etmek ve benzeri vakalar, İslamî toplumun susmaması gereken durumlardır.Müslümanların münkirlere ve zulme karşı susmasını şiddetle reddeden Ayetullah Reisi, Aşura ziyaretnamesinde de hem zulmedenler ve bu zulümlere razı olanlara lanet okunduğunu hatırlatarak sözlerini şöyle sürdürdü: kameri 61 yılında Emevi iktidarı önce hassasiyetleri ölçüyordu. Eğer o dönemin İslamî toplumu ehli beyt –s– fertlerine saygısızlığa karşı hassasiyet sergileseyde, İslam Peygamberi’nin –s– torunu bu şekilde zulme maruz kalmaz ve Aşura faciası yaşanmazdı.Kutsal Rezevi külliyenin mütevellisi Ayetullah Seyyid İbrahim Reisi hassasiyetleri tespit etmek ve hassasiyetleri gidermek, küresel istikbarın İslamî toplumlarla mücadelesinde izlediği iki önemli strateji olduğunu belirterek, günümüzde düşmanların münkirleri önemsiz göstererek İslamî toplumlarda münkirlere karşı hassasiyetleri yok etmeye çalıştığını belirtti.Ayetullah Reisi şöyle devam etti: bugün karşı karşıya bulunduğumuz tarihin en büyük faciaları ve büyük sapkınlıkların kökleri, bazılarının küçük ve önemsiz saydığı olaylara uzanır. Asrı saadette de bazıları Sıddıke-i Kübra’nın –s– Sakifa hadisesine karşı tepkisini küçük bir olay sandılar.Günahların en büyüğü günahı küçük saymaktan ibaret olduğunu kaydeden Ayetullah Reisi şu vurguyu yaptı: eğer toplumumuz ilahi olmazsa olmazlara karşı hassasiyet sergilemezse, ölü bir toplumuz demektir ve istikbarın hedeflerine hizmet etmiş oluruz. Emri maruf ve nehyi münkir önemli bir ilkedir ve toplumun sağlığını güvence altına alır.İmam Rıza –s– en büyük emri maruf ve nehyi münkir edendirKutsal Rezevi külliyenin mütevellisi Ayetullah Seyyid İbrahim Reisi konuşmasının bir başka bölümünde de İmam Rıza –s– ziyaretnamesinde emri maruf ve nehyi münker yapılmasına vurgu yapıldığını hatırlatarak sözlerini şöyle sürdürdü: İmam Rıza –s– tüm alemin en büyük emri maruf ve nehyi münkir edenidir ve tarih boyunca bunu yapan tüm insanlar için en seçkin örnektir ve ziyaretçiler de bu değerli imamın ziyaretnamesinde bu konuya şahadet getirmektedir. Enbiya, masum imamlar –s– ve peygamberler insanları melekuti etmek için görevlendirilmiştir, öyle ki insan dünya ahiret saadetini rabbani bir yaşam temelinde inşa eder.Emri maruf ve nehyi münkir tüm yetkililerin sorumluluk duygusunu ve gözetimini gerektiren bir fiil olduğunun altını çizen Kutsal Rezevi külliyenin mütevellisi Ayetullah Seyyid İbrahim Reisi, insanları iyiliklere davet etmek ve kötülüklerden men etmek, İslamî toplumun tüm bireylerinin görevidir. İslamî toplumda tüm bireyler sorumluluk duygusu taşımalıdır.Rivayetlerde emri maruf ve nehyi münkiri terk eden toplumların ölü ve cansız bir topluma benzetildiğini kaydeden Ayetullah Reisi şöyle devam etti: içinde emri maruf ve nehyi münkir yapma ruhu hakim olmayan bir toplum, ruhsuz ve cansız ve çevresinde yaşanan hadiselere karşı hiç bir tepki veremeyen ölü bir insan gibidir.Kutsal Rezevi külliyenin mütevellisi Ayetullah Seyyid İbrahim Reisi İslam kültürü sorumluluk kültürü olduğunu belirterek, İslamî toplumun günahlara ve haramlara karşı duyarsız kalması asla kabul edilemez olduğunu, emri maruf ve nehyi münkir için tüm insanların sorumluluk hissetmeleri gerektiini vurguladı.Emri maruf ve nehyi münkir meselesinde genel gözetim şarttırKutsal Rezevi külliyenin mütevellisi Ayetullah Seyyid İbrahim Reisi konuşmasının devamında emri maruf ve nehyi münkir meselesinde genel gözetimin şart olduğunu belirterek şöyle konuştu: insanlarda sorunlara karşı sorumluluk hissinin yok olması, emri maruf ve nehyi münkirin terk edilmesi toplumun sapmasına yol açar, oysa sorumluluk duygusu toplumun tüm kesimlerinde yaratılması gereken bir konudur.Emri maruf ve nehyi münkiri yargı konusu ile karşılaştıran Ayetullah Reisi, yargıcın kişisel bakışına göre karar vermediğini ve ancak tüm şartlara ve hukuki konuma sahip olan veliyi fakih tarafından atanması sayesinde halkın yaşamı ile ilgili tüm boyutların hakkında karar verebileceğini vurguladı.Yargıda bulunmanın temel özelliği ahkamı tanımak ve kişisiz garezden arınmaktan ibaret olduğunu kaydeden Kutsal Rezevi külliyenin mütevellisi Ayetullah Seyyid İbrahim Reisi sözlerini şöyle noktaladı: Bu özelliklerin emri maruf ve nehyi münkir yapanlarda da bulunmalıdır. Emri maruf ve nehyi münkir ancak Allah rızası için yapılmalıdır ve bunu yapan insan hatta kendi nefsinden etkilenmemeli ve sırf Allah rızası için bunu yapmalıdır.Oturumun başında Rezevi Horasan emri maruf ve nehyi münkir merkezi sekreteri Seyyid Abdullah İrcai yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi:Emri maruf ve nehyi münkirleri koruma yasası çıkarılmadan önce bazı mümin insanlar kendiliğinden kutsal Rezevi külliyede ve kutsal Meşhed kentinde bu iki ilahi farizeyi yerine getiriyordu. Yasa onaylandıktan sonra emri maruf ve nehyi münkir merkezleri kuruldu ve bu iki farizeyi yapanlar koruma altına alındı.

Başa dön tuşu
Bugün 11 Haziran 2026 (68) içerik yüklenmiştir.