HaberlerOrtadoğuSuriye

Suriyedeki Siyonist Destekli Teröristlerin Amacı Kadın ve Çocukları Rehin Almaktı

Suriye televizyonu ve Hizbullahın Almanar kanalı dün akşam, 29 Nisan tarihinde Dera kırsalındaki Sayda ve Tafas beldelerinde bulunan askeri lojmanlarda ailelere saldıran silahlı terör grubu başkanının itiraflarını yayınladı.

Adının Ahmet Muhammed Ayyaş olduğunu ifade eden terör grubu başkanı, 1976 doğumlu olduğunu ve Dera kentinin doğusunda düşen el-Kahil semtinde ikamet ettiğini, Şam Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden mezun olduğunu söyledi.

Ayyaş, yaklaşık olarak üç ay önce iş bulma amacıyla Suudi Arabistan’a gittiğini ve orada “Suriye yönetimine karşı savaşmanın gerekliliğinde” kendisini ikna eden Suudi Arabistanlı Saud el-Atibi adında bir şahısla tanıştığını söylerken bu şahısın gereken finansı sağlama vaadinde bulunduğunu açıkladı. El-Atibi’nin yüksek bir ikna gücüne sahip olduğunu, okumuş aydın biri olduğunu kaydeden Ayyaş, bu şahısın aynı zamanda güçlü bir nüfuza da sahip olduğunu ekledi. Ayrıca “Suriye’deki yönetimin İslam dinine karşı savaştığını, dolayısıyla bu yönetimi düşürmek için güçlü bir plana sahip olduklarını” söylediğini itiraf etti.

Ayyaş, Suudili şahısın; “planlarına karşı çıkacak herkese yönelik ne pahasına olursa olsun her türlü yöntemle savaşmanın, Suriye yönetimini savunan her kesin kadınlarını ve çocuklarını esir almak gerektiğini anlattığını” ve yardımcı olması halinde yüklü miktarlarda para verme taahhüdünde bulunduğunu söyledi.

Ayyaş; Suriye’ye dönmesi ardından sözünü ettiği Suudili şahısın kendisine yüklü miktarlarda para havale ettiğini itiraf ederken, havaleleri aldığı para havale şirketlerinin adlarını sıraladı. Ardından gerekli silahları satın aldığını ve beş kişiden oluşan bir terör grubu kurduğunu itiraf etti.

Kurduğu silahlı terör grubuyla Dera kırsalına bağlı Sayda bölgesindeki askeri konutlara saldırma planları hazırladıklarını söyleyen Ayyaş, saldırıdan amacın mümkün olduğunca yüksek sayıda asker ve subay öldürmekle birlikte kadın ve çocuklarını esir ve rehine almak olduğunu belirtti. Silahlı terör grubu başkanı; 29 Nisan Cuma günü Dera’nın doğusunda düşen köylerden insanlarla sözde barışçıl bir gösteri düzenleyerek Sayda bölgesindeki askeri lojmanlara gittiklerini söyledi.

Ayyaş, grubuyla birlikte Sayda bölgesinde askeri lojmanların nöbetçi askerlerine saldırdıklarını ve lojmanlarda yaşayan asker ailelerine yoğun bir şekilde ateş açtıklarını itiraf etti.

Terör grubu başkanı, hazırladıkları plana göre; kaleşnikof silahlar taşıyan kendi grubunun ilk başta nöbetçi askerlere ateş açtığını, nöbetçileri öldürmeleri ardından silahlı diğer grupların saldırmaları, kadın ve çocukları rehine almaları kararlaştırıldığını söyledi.

Asker aileleri ve nöbetçi askerlerin ilk başta kendilerini barışçıl göstericiler sandıklarını ifade eden Ayyaş, ateş açmalarıyla silah eğitimi almış olduklarını, el bombaları ve otomatik silahları bulunduğunu anladıklarını söyledi. Ayyaş, diğer terör gruplarıyla birlikte asker ailelerinde gerçek bir katliamda bulunduklarına işaret ederken çok sayıda vatandaşı öldürdüklerini ve yaraladıklarını açıkladı.

Gösteriye katılanların binlerce vatandaş civarında olduğunu söyleyen Ayyaş, içlerinde en azından 10 silahlı grubun bulunduğunu, her grubun da bir kaç kişiden oluştuğunu söyledi. Ayrıca, grup üyelerinin tümünün birbirlerini tanımadıklarını ve tam bir gizlilik içinde çalıştıklarını açıkladı.

Ayyaş, insanlar ve güvenlik güçleri önünde barışçıl gösteri yapıyorlarmış gibi davrandıklarını ifade ederken, tanınacak durumda olmadıkları hallerde ise istedikleri ve planladıkları eylemleri gerçekleştirdiklerini belirtti.

Silahlı terör grubunun bir başka üyesi Abdullah Sami el-Yebrudi ise; 1985 doğumlu olduğunu ve Dera’ya bağlı Umveled bölgesinde ikamet ettiğini söyledi. Yebrudi; 28 Nisan Perşembe günü bölgedeki el-Kebir Cami imamı şeyh Surur el-Rifai’nin gençleri ikindi namazında toplantıya çağırdığını ifade etti.

Şeyh el-Rifai’nin gençleri toplaması ardından askeri lojmanlara saldırma ve nöbetçilerin silahlarını ele geçirme konusunda ikna etmeye çalıştığını belirterek, gençlere bunun haram değil de helal olduğunu söylediğini ekledi.

Grup üyesi Yebrudi; kimi gençlerin şeyhin söylediklerini reddetmeleri üzerine onlara para dağıttığını ve ikna ettiğini belirtti. Ayrıca bir kısım gençlere para ve silah dağıttığını da sözlerine ekledi.

Yebrudi, ertesi gün Cuma namazından sonra şeyh el-Rifai’nin daha fazla insan toplama amacıyla barışçıl bir gösteri çağrısında bulunduğunu ve ardından askeri lojmanlara doğru yürüdüklerini söyledi.

İktisat fakültesinden mezun olduğuna işaret eden Yebrudi; “lojmanlara yürüdüğümüzde beraberimde RBC ve 4 el bombası taşıyan Muhammed el-Belhi, av tüfeği ve 3 el bombası taşıyan İsmail el-Belhi, bulunuyordu. Bunlara ek olarak tabanca taşıyan İmad, Rami, Abdülmunim ve daha adlarını hatırlamadığım iki kişi daha mevcuttu” şeklinde konuştu.Silahlı terör grubunun bir diğer üyesi olan Velid Kasım Avdat; Şam – Busra 1989 doğumlu olduğunu söyleyerek kendini tanıttıktan sonra Şeyh İbrahim Barğusi’nin kendilerinden, Sayda konutlarına giderek konut korumalarının silahlarını almalarını ve kadınlara tecavüz etmelerini istediğini ifade etti.

Barğusi’nin bu faaliyetlerin kendilerine haram değil helal olduğunu ve ordu mensuplarının Yahudi olduklarını fetva ettiğini söyleyen Avdat; Şeyh Barğusi’nin grubun her üyesine birer silah ve 6000 lira vererek Cuma günü namazdan sonra konutlara saldırmalarını emrettiğini aktardı.

Abdullah Halit el-Kazazi, Asım el-Türk ve Muhammed Hasan el-Tarbuş’un silah taşıdıklarını grubun diğer üyelerinin ise bıçak ve kesici aletler taşıdıklarını aktaran Avdat; konutlara yaklaştıklarında silahı olanların konut korumalarına doğru ateş etmeye başladıklarını anlatarak bu çatışmada terör grubunun kimi üyelerinin yaralandığını kiminin de öldüğünü beyan etti.Bu çerçevede terör saldırısına maruz kalan asker eşlerinden biri; saat 14.30’da Sayda semtinin başında barış,,, barış sloganlarıyla barışçıl bir gösterinin başladığını gösterinin semt ortasına ulaşmasından sonra ordu güçlerine ateş edilmeye başlandığını anlattı.

Ordunun çelik bir yumrukla olaylara el koymasını temenni eden asker eşi hayatlarının tehdit altında olması nedeniyle evlerine dönemediklerini beyan etti.

Asker eşi olan bir diğer bayan da olay sırasında evden çıkmadıklarını kapı ve pencerelerini sıkıca kapatarak beklerken saatlerce silah sesi duyduklarını aktararak bu vatanın evlatlarından oluşan ve vatanı koruyan ordunun neden hedef alındığını anlayamadığını dile getirdi.

Eşi asker olan bir üçüncü bayan önce semt girişinde bir gösterinin başladığını ardından da ağaçların arasından çıkan silahlı kişilerin ateş etmeye başladığını ancak bu silahlı kişilerin askerler tarafından yakalandığını anlattı.

Başa dön tuşu
Bugün 18 Temmuz 2026 (17) içerik yüklenmiştir.