
Kışkırtıcı medya kanalları çıkarına medya çarpıtması alanında çalışan iki terörist, kanallarla çalışma şekillerini, görüntülerin nasıl ulaştırıldığını ve aldıkları talimatları itiraf etti.
Çarpıtma araçlarından birinin sahibi, terörist Enes Katrun’un itirafları, Suriye Televizyonunda yayınlandı.
Katrun, terör gruplarının Cisreşşuğur’da posta binasını havaya uçurduğunu ve içindeki güvenlik güçlerini öldürdüğünü, çatışmaların 24 saat sürdüğünü söyledi. Son saatte bir varil benzin taşıyan bir buldozerin, benzini müfreze binasına geçirdikten sonra silahlılarca patlatıldığını açıklayan Katrun, sözlerine şöyle devam etti:
“Patlamadan sonra güvenlik güçlerinden bazıları dışarı çıktı. Bazıları kapıda öldürüldü. Silahlılar geri kalanları yakalayıp bir sahaya aldıktan sonra üzerlerine ateş edip herkesin önünde öldürdü. Hüseyin Cihat’tan silahlı gruplarca öldürülen ve toplu mezara gömülen askerleri görüntülemesini istedi. Ondan görüntüleri bir kanala ileterek askerlerce öldürülen siviller olarak haber edilmesini talep etti. Postaneye giderek dört cesedi görüntüledim ve Cihat ve Hüseyin’in talebi üzerine, uydu kanallarına görüntüleri iletecek Memun’a teslim ettim.”
Katrun, sınırlı kişilerin ve sınırlı pankartların olduğu bir gösteriyi filme alarak uydu kanallarında görüntülenmeleri için sorumlu kişilere ilettiğini ifade etti. Daha sonra gösteriyi televizyondan izlediğinde çok büyük bir kalabalık ve izdiham olmakla birlikte, pankartların çokluğundan dolayı göstericilerin pek gözükmediğini belirten Katrun, “kendilerine gönderdiğimiz görüntüleri montajdan geçirerek ses, insan ve pankart ekliyorlardı” dedi.
Kışkırtma araçlarından bir diğerinin sahibi olan terörist Beşir el-Abdo da, Enes Katrun’un bir gün kendisinden Cisreşşuğur yakınındaki Hırbatalcavz köyüne giderek, içinde gösteri ve pankartlar ile yönetime karşı kötü şeyler içeren Flaşdiski aldığını belirtti. Köydeki okulun yakınında Mamun Hammuda aracılığıyla tanıştığı Muhammet ile görüşerek kendisine Flaşdiski telsim ettiğini söyleyen el-Abdo, ikinci görüşmede, köyün tepesinde yer alan ve içinde birtakım cihazlar ile bilgisayar sunucuları olan bir odaya gittiğini, görüntülerin oradaki bilgisayarlardan aktarıldığını belirtti.
Gösterilerin görüntülenmesini talep etmelerinden sonra televizyonda oldukça farklı bir biçimde izleyince durumun farkına vardığını ifade eden el-Ebdo, televizyondaki görüntülerin daha büyük ve çok sayıda pankart ve gösterici içerdiğini görünce diğerlerine durumu sorduğunu ve “biz bunları bliyor ve bunun için çalışıyoruz” yanıtını aldığını söyledi.
El-Abdo: “Cisreşşuğur’da çok sayıda silahlı kişinin askeri müfrezeye doğru gittiğini gördük. Müfreze yönünden büyük patlama ve çok sayıda silah sesi geldiğini duyduk. Bu durum müfrezenin aleyhine saatlerce sürdü. Bu esnada insanları beldenin içine götürüyordu. Cemil Saeb isimli şahıs da, yaralıları görüntülerken, ordudan ayrıldıklarını ve saldıranın askerler olduğunu zorla söyletiyordu. Ben olay yerinde idim ve iki astsubay çavuşu görüntülemeye çalıştım. Başaramadım ama Cemil ve oradakiler aynı şeyi yapmaya uğraştı. Uzun süren patlama ve silah seslerinden sonra, patlamaların sesi kesilince oradakilere bunun kaynağını sordum. Bana, bozguncuların müfrezeyi patlatmak üzere hazırladığı dinamitlerin sesi olduğunu söylediler.”
Silah sesleri kesildikten sonra silahlıların bazı askerleri esir alarak Savma adı verilen alana götürdüklerini belirten el-Abdo, daha sonra askerlerin tümünün üzerine ateş açılarak öldürüldüğünü işittiğini ifade etti.
El-Abdo sözlerini şöyle sürdürdü: Cemil Saeb, “yalan dahi olsa, medya yoluyla gıda yetersizliği ve mahsüllerin yakılması konularının işletilmesi gerekiyor” diyordu.
Daha sonra internet sitelerinde ve uydu kanallarında bazı güvenlik güçlerinin emirlere karşı çıktığından dolayı öldürüldüğü haberi yayılır. Ama gerçekler çok kısa süre içerisinde belirerek, askerlerle polislerin Cisreşşuğur’da silahlı terör gruplarınca şehit edildiği hakikati ortaya çıkmıştır.
