
Siyonist rejim savaş bakanı Avigdor Liberman dün (17 mayıs) yaptığı açıklamada rejimin bir an önce BM insan hakları konseyinden ayrılmasını istedi.
Geçen miladi yüzyılın ikinci yarısında yaşanan en önemli olaylaradan biri, uluslararsı kurumsallaşmaktı. Uluslararsı kurumsallaşmak, ikinci dünya savaşı gibi olayları engellemek, uluslararası barış ve istikrarı sağlamak, sivillerin haklarını korumak, savaş yanlısı ülkelere karşı mücadele etmek ve de sivillerin haklarını yükseltmek gibi çeşitli hedeflerle gerçekleşti. Bu bağlamda 1999 yılında “Roma Statüsü” olarak bilinen Uluslararası Ceza Mahkemesi-UCM statüsü onaylandı ve 2002 yılından itibaren yürürlüğe girdi. Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin kurulması ise suç işleyen yetkililerin yargılanmsı için önemli bir adım sayılıyor.
Buna ilaveten zaman aşımı ile BM’ye yeni bir kurum eklendi, bunlardan biri ise insan hakları konseyidir. İnsan hakları konseyi, Evrensel Dönemsel Değerlendirme-UPR ( Universal Periodic Review)bir mekanizmayı devereye soktu. Bu sisteme göre, Birleşmiş Milletler üyesi devletler, ülkelerindeki insan haklarına ilişkin durumların iyileştirilmesi ve insan haklarına ilişkin yükümlülüklerinin yerine getirilmesine dair neler yaptıklarını, her dört yılda bir sunacakları raporlarında anlatacaklardır. Raporlar, İnsan Hakları Konseyi tarafından değerlendirilecektir. Bu konuda verilecek kararların bağlayıcı olmadığı biliniyor.
Uluslararasu kurumsallaşma süresi son 70 yılda gerileme süreci yaşamasına rağmen Amerika ve Siyonist rejim özellikle de son 18 ayda, en önemlisi BM olan uluslararsı kurum ve teşkilatları itibarsızlaştırmada önemli adımlar attılar. BMGK aralık 2016 tarihinde 2334 sayılı karar ile Siyonist site yapımlarını kınmasına rağmen işgalci rejim Amerika ile birlikte sürekli BMGK kararını çiğnediler ve bu süreci 14 mayıs 2018 tarihinde büyükelçiliği Kudüs’e taşımakla zirveye ulaştırdılar.
Amerika başkanı Donald Trump’ın İran ve 5+1 arasında imzalanan Bercam nükleer anlaşmayı çiğneyerek tekyanlı olarak anlaşmadan çekilen Amerika BMGK 2231 sayılı kararını hiçe saymakla söz konusu uluslarası kurumu bir kez daha itibarsızlaştırdı.
Bu arada başta BM olmak üzere bir çok uluslararası kurum ve kuruluş Siyonist rejimin son günlerde gazze’de Filistinlilere karşı uyguladığı katliama karşı her zamanki sessizliklerini koruyarak sadece sözlü bir kınamakla yetinirken BM insan hakları konseyi 16 mayıs konu ile ilgili olağan üstü oturum düzenleyerek ırkçı rejimin şiddetini kınarken Siyonist rejime karşı bir şikayet mektubu da hazırladı.
Buna rağmen Siyonist rejim savaş bakanı Avigdor Liberman, BM insan hakları konseyinin bağlayıcı olmayan bu girişimine bile karşı, Siyonist rejimin BM insan hakları konseyi tarafından saldırıya uğradığı iddiası ile Tel Aviv’in konseyden ayrılmasını istedi. liberman aynı zamanda, kendilerine her zamankinden daha destek veren Amerika’dan da kendilerine bu konuda eşlik etmelerini istedi. Amerika bundan önce BM insan hakları konseyinin girişimlerine tepki olarak birkaç kez konseyden ayrılma uyarısında bulunmuştu.
Uluslararsı kurum ve teşkilatlar ve özellikle de BM’nin Siyonist rejimin işlediği korkunç cinayetlerine karşı pasifliği , Tel Aviv ve Washington tarafından daha da itibarsızlaşmasına sebep olmuştur. nitekim Türkiye cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 16 mayıs Çarşamba akşamı Gazze halkının Siyonist işgalci askerler tarafından katliam edilmesine tepki olarak “BM bitmiştir, tükenmiştir, çökmüştür. Şu anda BM Genel Sekreteri’ne hukukumuz ileri derecede olmasına rağmen ulaşamıyoruz” dedi./
