ArabistanHaberlerOrtadoğu

Yemen’de savaş, çocuklara karşı savaş

Çocuk Kurtarma Fonu Başkanı Suzanne Kroger Yemen’in başkenti Sana ve ülkenin Güney bölgelerini ziyareti ardından, bu ülkede yaşanan acil durumun dünyada en büyük insani kriz olduğunu belirtti.

Kroger Suudiler ve müttefiklerince yapılan bombardımanları sonucu binlerce Yemenlinin katliam edildiğini, hastalandığı ve açlık çektiğine işaretle Yemen halkına yardım için Birleşmiş Milletler’in çalışmalarının zaruretini vurguladı.
Dublin’de yayınlanan İrlanda basınından “Irish Times” gazetesi de bir süre önce Birleşmiş Milletler’e bağlı üç kurumun başkanlarınca Yemen’deki vahim insani durumu hakkında yayınlanan ortak bildiriye işaretle, ” Yemen’de savaş, çocuklara karşı savaştır “diye yazdı.
Siyasi gözlemcilere göre Suudi rejimi tarafından başta çocuklar olmak üzere Yemen halkının öldürülmesi gibi katliamlar terörizmin en kötü şeklidir. Uluslararası toplumun Yemen’de Suudi Arabistan’ın saldırılarının yoğunlaşması ardından yaşanan durum ile ilgili uyarıları, bu ülkede insani krizin yeni boyutlarını gösteriyor.
Suudi Arabistan Amerika’nın yeşil ışığı ile 26 Mart 2015 tarihinde Yemen’e yönelik hava ve topçu saldırılarına başladı. Bu saldırılarda ülkenin hayati altyapıları ve sağlık merkezleri ile hastanelerin tahrip edilmesine ilaveten aralarında birçok kadın ve çocuğun da bulunduğu en az 12 bin kişi öldürüldü. Bu arada BM genel sekreteri insani yardımlar işlerinden sorumlu yardımcısı da Yemen’in Suudiler tarafından ablukaya alınmasına tepki olarak, bu durumun devam etmesinin son on yıllarda yaşanan en kötü kıtlığa sebep olacağı ve milyonlarca insanın hayatını kaybedeceği konusunda uyarıda bulunmuştu.
Riyad’ın yayılmacılıklarına karşı teslim almak hedefi ile, Suudi Arabistan’ın Yemen’de çocukları daha yoğun bir şekilde katliamdan geçirmesi, aslında Yemen halkı arasında korku ve dehşet oluşturuyor. Bu arada Al-ı Suud’un, başta çocuklar olmak üzere mazlum ve savunmasız Yemen sivil halkını katliam etmesi ve cinayetlerine devam etmesini sağlayan ise Birleşmiş Milletler yetkililerinin Arabistan’a karşı müsamahakârlığı ve pasifliğidir. Birleşmiş Milletler kendi çelişkili siyasetleri ile bir yandan Al-ı Suud’un kadınlar ve çocuklara karşı cinayetlerini kınarken diğer yandan insanlık düşmanı bu rejimin cinayetlerine karşı ciddi önlemlerin alınmasını engelliyor.
Burada önemli olan konu ise Suudi Arabistan’ın Yemen’de işlediği geniş çaplı cinayetleriyle savaş suçunun bariz bir örneği olmasıdır. Buna rağmen Suudi Arabistan bir süre önce batılı güçlerin desteği ile tekrar Birleşmiş Milletler insan hakları Konseyi üyeliğine seçildi. Birleşmiş Milletler’in Al-ı Suud rejimine karşı ciddi tutum sergilemekteki müsamahakârlığı, pratikte bu rejimin Yemen halkına karşı cinayetlerinin devam etmesinde gereken fırsatı sağlamış oluyor, böylece dünya kamuoyu Yemen’deki insani krizin daha vahim boyutlara ulaşmasına şahit oluyor.
Fakat Birleşmiş Milletler Ali Suud cinayetleri dosyasını Güvenlik Konseyi veya genel sekreter aracılığı ile uluslararası Ceza Mahkemesine gönderebilir. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin yemen krizine ilgisiz durması, aslında Suudi Arabistan’ın tüm uluslararası konvansiyonlar ve yasaları çiğneyerek Yemen’deki cinayetlerini yoğunlaştırmak için yeşil ışık sayılıyor.
Fakat Suudi Arabistan’ın Yemen’de hedeflerine ulaşamaması ve bu yolda yenilgiye uğraması, bu rejimin işlediği cinayetlerin boyutlarını etkiliyor ve cinayetlerinin daha korkunç boyutlara ulaşmasına sebep oluyor. Suudi yetkililerinin Yemen’e karşı savaş çığırtkanlıkları bu ülkeyi daha da zor durumda bırakmıştır ve her gün Yemen’deki insani facia boyutlarını daha da genişleyerek burada yaşanan insani faciayı daha da derinleştiriyor.

Başa dön tuşu
Bugün 15 Haziran 2026 (12) içerik yüklenmiştir.