HaberlerOrtadoğuYemen

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 70. Yıl kutlamaları gölgesinde Yemen’de katliam

Yemen ulusal kurtuluş hükümeti sözcüsü, “Dünyanın İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 70. Yılı kutlamalarını yaptıkları bir dönemde Yemen milletinin, saldırgan Suudi koalisyon tarafından korkunç savaş suçları ve insanlık dışı cinayetlere maruz kalmasının utanç verici olduğunu” belirtti.

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, uluslararası bir anlaşma olarak BM genelkurulunda 10 aralık 1948 tarihinde Paris’te onaylandı. Bildiri, 2. Dünya savaşının direkt sonucuydu ve ilk kez tüm insanların hak ettiği haklarını küresel boyutta açıklıyor.
30 maddeden oluşan Beyanname, BM’nin insan hakları konusundaki görüşlerini açıklıyor. Beyannamenin içeriği ise tüm insanların yararlanması gereken sosyal, siyasi, ekonomik, kültürel ve medeni temel hakları belirliyor.
Evrensel İnsan Hakları Kanunu ise 1976 yılında gerekli sayıda ülke tarafından onaylanarak uluslararası hukuka dönüştü. Böylece birçok araştırmacının görüşüne göre bağlayıcı olan beyannamenin maddeleri ise uluslararası hukuk itibarına sahip oldu.
70 yıl önce İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi Paris’te onaylanarak 2. Dünya savaşında yaşanan faciaların tekrarlanmasının engellemesi umut edildi. Fakat acaba 70 yıldan beri insan haklarına tam olarak uyuldu mu?
İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin ardından diğer bir çok insan hakları anlaşmaları imzalandı; 1984 yılında işkenceyi yasaklayan uluslararası anlaşma, 1990 yılında çocuk hakları anlaşması ve 1984 yılında uluslararası adalet divanının kurulması bunlardan bazılarıdır.
Fakat geçen 70 yılda insanlığa ve insan haklarına karşı bir çok cinayet işlendi ve dünya toplumu da ya istemeyerek veya yapamadığından dolayı bu cinayetlere dur demedi. Filistin, Bosna ve Ruanda halklarının katliamı, Suriye, Irak ve Yemen’de işlenen savaş suçları, Myanmar’da Rohingyalı Müslümanların soy kırımı ise bunların bazı örnekleridir.
Bugünler ise dünyada insan haklarını ve barışı ihlal eden en önemli etkenler ve faktörler ile barış yanlısı çeşitli faaliyetlerin ele alınarak incelenmesi, böylece onların güç ve zayıf yönlerinin belirlenmesi ile barış, adalet ve güvenliği alanlarında BM gibi uluslararası kurum ve teşkilatların yapıcı ve etkin bir şekilde görevlerini yerine getirebilmeleri için en iyi fırsattır.
Günümüzde BM ana binasında insan hakları çanının sesi yankılanırken, Al-i Suud rejimin ülke içinde, bölgede ve uluslararası çapta illegal ve tek yanlı girişimlerinin özellikle de 2018’in başından itibaren yoğunlaşması ile dünyada barış, adalet ve güvenliği tehdit eden başlıca etken olduğuna şahit oluyoruz.
Arabistan rejimi muhalefeti en yoğun şekilde şiddetle bastırırken Arabistan halkını en basit siyasi, sosyal ve vatandaşlık haklarının mahrum bırakarak onların özgürlüklerini en yoğun şekilde ihlal ediyor. Riyad yönetimi, muhalif gazeteci Cemal Kaşıkçı’yı en vahşi şekilde öldürmesi ve Yemen halkını katliam etmesi ise uluslararası insan haklarının daha çok kırılgan hale gelerek sarsılmasına sebep oluyor.
Fakat Suudi Arabistan’ın işlediği tüm cinayetlere rağmen uluslararası kurum ve teşkilatlar, kendi siyasetleri ile dünyanın daha güvensiz olmasına ve insan haklarının daha da ayaklar altına alınmasına sebep olan Ali Suud ve batılı destekçilerine karşı gereken tepkiyi göstermezken, para diplomasisi ve Ali Suud hilelerinin yürütülmesine sebep oldular.
Bu şartlarda uluslararası toplumun barış, adalet, güvenlik ve insan hakları alanlarında uluslararası toplumun 2018 yılında zayıf davrandığı ve hatta eksik kaldığı söylenebilir. Arabistan’ın Yemen’de işlediği korkunç cinayetler ise bu tutumun sonuçlarından biri olarak Yemenli yetkililerin yoğun eleştirisine maruz kalmaktadır./

Başa dön tuşu
Bugün 11 Haziran 2026 (68) içerik yüklenmiştir.