
Suriye televizyonu dün akşam; ülkenin tanık olduğu olaylar, Suriye’nin durumu ve onu çevreleyen bölgesel ve uluslararası değişimler ışığında vizyonuna ilişkin Cumhurbaşkanı Beşşar el-Esad ile mülakat programı yayınladı.
Programda aynı zamanda; reform sürecine ilaveten bu sürece ilişkin kararlar ve yasamaların uygulanması, Suriye’nin batı ile ilişkileri, uluslararası baskılara karşı icraatları ele alındı.
Yapılan Planlarda Çok Daha Farklı Şeyler Bekleniyordu
Programda güvenlik rahatlığı konusunda sorulan bir soruya cevap olarak el-Esad; güvenlik yönünü diğer tüm yönlerden ayrı olarak izole etmenin mümkün olmadığını ifade ederken asıl önemli olanın siyasi, ekonomik ve sosyal yönler olduğunu belirtti. Buna rağmen tüm bunlara politik yön adı verildiğini ifade eden el-Esad; “ önemli olan bizlerin nerede olduğumuzu bilmemiz gerekiyor.. mevcut olayların geçmişteki nedenlerini idrak etmek ve gelecekte bu bunlarla nasıl davranacağımızı bilmemiz gerekiyor..” dedi.
Sözlerine devam eden el-Esad; günümüzde rahatlatıcı olan şeyin, daha iyi görünen güvenlik durumu değil de; asıl planlanan şeyin çok daha farklı olmasından ibaret olduğunu ifade etti.
El-Esad; “ bir kaç hafta içinde Suriye’nin düşürülmesi planlanmıştı. Vatanı koruyan ise Suriye halkının bilincidir.. asıl rahatlatıcı olan şey de budur.. Dolayısıyla olayların tırmanması artık sorun teşkil etmez.. güvenlik durumuna gelince; şu anda özellikle son haftalarda olmak üzere silahlı eylemlere daha çok yöneldi.. bunu özellikle de geçen Cuma günü, ordu, polis ve güvenlik merkezlerine yapılan saldırılarda görmek mümkündür.. aynı zamanda bomba atma, patlama eylemleri düzeleme, suikast eylemleri, sivil yada askeri otobüslere pusu kurma gibi eylemlerde görmek mümkündür.. güvenlik açısından durumlar daha mı iyi sorusu açısından bu tehlikeli sayılabilir, fakat gerçekte bizler bu durumun üstesinden gelme gücüne sahibiz.. son zamanlarda oldukça başarılı güvenlik icraatları başardık, fakat bu başarıların tamamlanması açısından ilan edilmedi.. gerçek şu ki ben şu anda mevcut olaylardan endişeli değilim.. evet diyebilirim ki güvenlik açısından durumlar daha iyidir… “dedi.
Çözüm Politiktir, Fakat Güvenlik Olayları Olduğunda Güvenlik Kurumlarıyla Karşı Koyulmalıdır
Suriye otoritelerinin olaylara karşı aldığı güvenlik icraatlarının yanında siyasi dahil diğer tüm seçenekleri ve çözümleri uzak tuttuğuna ilişkin bir soruyu cevaplayan el-Esad; bu konunun bir çok kez ortaya atıldığını söyledi.
El-Esad; her defasında bu soruya cevabının, aslında güvenlik çözümü yada güvenlik seçeneği diye bir şeyin bulunmadığını, sadece ve sadece politik çözümün mevcut olduğunu belirtti.
Ordularıyla savaş açmaya giden ülkelerin bile askeri hedefler için değil de politik hedefler için bunu yaptığına işaret eden el-Esad; dakik olmak gerekirse güvenlik seçeneğinin bulunmadığını, fakat güvenliği sağlama ve koruma seçeneğinin mevcut olduğunu vurguladı.
Sözlerine devam eden el-Esad; “ Suriye’de çözüm politiktir.. Fakat güvenlik olayları yada durumları olduğunda, bunlara güvenliği korumakla mükellef kurumlarla karşı koymak kaçınılmazdır.. Bu kurumların arasında da polis, güvenlik, asayişi koruma, terörle mücadele güçleri ve ilgili diğer güvenlik cihazları bulunuyor.. Dolayısıyla Suriye’de açık ve net omamız gerekiyorsa, çözüm politiktir.. ilk günlerden beri politik çözümü seçmiş ve tercih etmiş olmasaydık, ta baştan beri reformlar yönünde hareket etmezdik.. Öyle ki bir haftadan az bir süre içinde bir demet reform kararı ilan ettik.. Böylece Suriye devletinin tercihi yada seçeneği kesinlikle politik seçenek oldu.. Fakat yinede şu bir gerçek ki, politik çözüm güvenlik sağlanmadan başarılı olamaz.. Bu da devletin sorumluluk ve yükümlülüklerinden biridir..” şeklinde konuştu.
Parti Kadroları ve Yöneticilerinin Perspektifleri Önemli
Birkaç gün önce düzenlenen Sosyalist Arap Baas Partisi Merkez Komite Üyeleri, parti kadroları, sendika ve mesleki örgüt temsilcileri toplantısındaki yenilikler ve tartışılan önemli davalara değinen el-Esad, bazılarının bu tip toplantılarda karar alınmasını beklediklerine işaret etti.
Cumhurbaşkanı el-Esad, bunun Baas Partisi açısından kongre değil yüksek ve orta düzeyli kadro toplantısı olduğuna dikkat çekerek bu tür toplantıların belirli aralıklarla düzenlenmesinin doğal olduğunu, düzenlenen toplantının periyodik bir toplantı olmayıp Suriye’de yaşanan olaylarla bağlantısı bulunduğunu bildirdi.
“Yönetim düzeyinde toplantılar düzenledik. Fakat olayların yaşanmasından bu yana bu tip bir toplantı düzenlemedik. Toplantıda, görüşleri dile getirirken kadroları olayların akışı, gelişmesi ve ulaştığı nokta hakkında bilgilendirdik. Diğer yandan gündeme getirdiğimiz reform paketini tartıştık” diyen Cumhurbaşkanı el-Esad, Şam Üniversitesi amfisinde yaptığı konuşmasında gündeme getirdiği yasaların bitmesinin yaklaşmasıyla birlikte önümüzdeki aşamada cevheri bir konu olan anayasa konusunun tartışılmaya başlanacağına dikkat çekti.
Bir yandan Baas partisi ilkelerinin perspektifini yansıtması bir yandan da Baas Partisinin Suriye’nin geçmişi ve yaşadığı anı hazırlaması bakımından kadroların bakış açıları ve görüşlerini dinleme gerekliliğine vurgu yapan el-Esad, toplantıda ileriki yıllarda Baas Partisinin konumunu koruması amacıyla parti çalışmalarını geliştirecek mekanizmaların ele alındığını ifade etti.
Ulusal Diyaloga Katılanlar Toplumun Tüm Kesimlerini Temsil Etti
Ulusal diyalog ve ulaştığı noktaya ilişkin bir soruya cevaben el-Esad, “geçen dönemde ulusal diyalogun içeriği ve görevleri konusunda yanlış anlayışların bulunduğunu fark ettim. Başlangıçta, Suriyeli vatandaşlarla yaptığım görüşmeler sonucu bu diyalogun iller düzeyinde başlatılmasını düşündüm. Fakat olayların hızlanması ve reform sürecinin güvenilirliğinden şüphe duyulması bizi merkezi bir diyalog düzenlemeye itti. Bu diyalogdan reform paketini ya da anayasa öncesindeki yasaları açıklamadan önce genel olarak sokağın nabzını yoklamak amacıyla yararlandık” dedi.
Cumhurbaşkanı el-Esad diyaloga katılanların halkı temsil etmediği yönündeki söylemlerin bulunduğuna işaret ederek hiç kimsenin seçilmeden halkı temsil edemeyeceğini, bunun doğal bir durum olduğunu, fakat katılımcıların Suriye toplumunun tüm kesimlerini temsil ettiklerini kaydetti.
Partilerin Kurulması ve Sokakta Varlığını Hissettirip Olgunlaşması İçin Zaman Gerekiyor
“Biz nabız yoklamak istedik. Bu nabız konusunda bilgimiz vardı. Fakat yasa paketine ulaşmak amacıyla daha fazla araştırmaya ihtiyacımız vardı” diye belirten el-Esad, şu an rahat olduklarını ve bir kısım yasanın onaylandığını dile getirdi.
Suriye’de bir geçiş aşaması yaşandığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı, geçiş aşamasının kritik ve zor bir aşama olduğunu, bu aşamada diyalogu sürdürmenin önem taşıdığını ifade etti.
Sekizinci Madde Dahil Anayasa Yeniden Gözden Geçirilecek
Cumhurbaşkanı el-Esad, yasa paketinin onaylanması ardından siyasi, sosyal ve hizmetsel her konuyu ele alacak iller düzeyinde bir diyalog başlatma kararı alındığını ve bunun partilerin görevi olduğunu bildirerek partilerin kurulması ve sokakta varlığını hissettirip olgunlaşması için zaman gerektiğinin altını çizdi. Anayasa ve ülkeye yeni bir anayasa hazırlanıp hazırlanmayacağı konusunda ise el-Esad, bu konunun toplantıda tartışılan en önemli konu olduğunu, bazı katılımcıların 8. Maddenin düzenlenmesini önerdiğini söyledi.
El-Esad, bu maddenin anayasadaki siyasi sistemin cevherini oluşturduğunu ve anayasadaki birçok maddenin 8. Maddeyle bağlantısı bulunduğunu belirterek sadece bu maddenin değiştirilmesinin mantıklı olmadığını, diğer maddelerin de 8. Madde değiştirilmeden değişmesinin mantıksız olduğunu beyan etti. “8. Maddeye bağlı tüm bu anayasa maddeleri Suriye’deki siyasi rejimin cevherini oluşturuyor. Dolayısıyla tüm anayasanın gözden geçirilmesi gerekiyor” diye konuştu.
Seçimler Yasası Yakında Hazır Oluyor
Seçim ve parti yasalarını uygulama icraatları ve nihai şekilde pratiğe dökülmesi yönündeki zaman ve tahmini programına ilişkin soruya cevabında el-Esad, “yaklaşık olarak ya da tahmini diyemeyiz. Bu hafta içinde dememiz ileriki günler anlamına gelir. Hatta Perşembe günü parti yasası açısından başvuruları kabul eden ve İçişleri Bakanı, yargıç ve üç bağımsız şahsiyetten oluşan partiler komisyonunu kurmamız gerekiyor. Yaklaşık olarak komisyonu oluşturacak isimleri seçtik. Önümüzdeki günlerde karar çıkacak” diye belirtti.
“Seçimler yasasına gelince, yakında hazır olacak. Fakat bu yasa bir yanıyla partiler yasası ve yerel yönetimler yasasına bağlı. Yerel yönetimler yasası da önümüzdeki günlerde hazır olacak. Kısa bir süre sonra da seçim tarihini belirleyebiliriz” sözlerini ekledi.
Yasaların vatandaşa ve Suriye sokağına getireceği yenilikler konusunda ise Cumhurbaşkanı el-Esad, teknik açıdan bu yasalarda, seçimlerin şeffaflığını ve güvenilirliğini arttıracak yenilikler bulunduğunu söyleyerek yasanın uygulanmasının seçmene bağlı olduğuna dikkat çekti.
“Kimi seçeceksin, önceki yolda mı kalacaksın? Yeni partiler ve siyasi rejimden söz etmemiz mümkün mü? Pek çok yeni şey ve eski mekanizmalara bağlı büyük umutlar mevcut.. Kanımca, devlet kurumları içindeki veya dışındaki gençlerimizi nasıl motive edeceğimiz en önemli konudur. Gençlerle görüşmelerimde gençlerin önemsenmedikleri duygusuna kapıldıklarını hissettim. Bu tehlikeli bir durum ve karamsarlık yaratır. Gençler karamsar ve yılgın olursa devletin potansiyel gücü yok olur. Gençler potansiyel gücümüzdür ve onlar yılarsa ülke potansiyel gücü çöker ve bu da tehlike oluşturur” dedi.
Gençlere Daha Etkin Bir Rol Verilmeli
Cumhurbaşkanı el-Esad, toplum olarak gençlere rol vermek gerektiğine dikkat çekerek gençlerin büyüklerin yerini tutamayacağını, toplumun farklı kesim ve yaş gruplarından oluştuğunu, fakat gençlere önemsenmediklerini ya da deneyimsiz olduklarını hissettirmemek gerektiğini ifade etti.
Basın yasasının hızla uygulanması, siyasi hareketlilik yaratma, gerçek reform, yasaları uygulama mekanizması, zaman programı, Halk Meclisi seçimleri ve anayasanın düzenlenmesi konusunda ise el-Esad şunları söyledi: “Şu ana kadar üç yasa onaylandı. Bunlar, olağanüstü halin kaldırılması, seçim ve parti yasalarıdır. Daha önce de söylediğim gibi, önümüzdeki günlerde parti yasası komisyonu oluşturulmasına ilişkin resmi bir karar çıkacak. Ardından parti kurmak isteyenler bu komisyona başvurabilecek. Pratik olarak önümüzdeki haftadan itibaren yeni partilerin açıklanması ve başvuruların kabul edilmesi için hazır olması gerekiyor” diye belirtti.
“Yerel Yönetimler yasasına gelince, bu yasa birkaç gün önce hükümet tarafından noktalandı ve önümüzdeki günlerde onaylanacak. Yerel yönetimler yasasını seçimler yasasına bağlamak doğal. Yerel yönetimler yasası seçimlerin açıklanması için 45 günlük bir süre tanıyor. Seçim tarihinin belirlenmesine ilişkin bir kararname çıktığında önümüzde 45 günlük bir süre olacak. Bu yasa yerel yönetimin idari yapısı üzerindeki düzenlemeleriyle geldiği için Yerel Yönetimler Bakanlığı bu yeni yapıyı hazırlamak için benzer bir süre talep etti. Bu bağlamda yerel yönetimler seçimlerinin bu yasa çıktıktan üç ay sonra yani Aralık ayında düzenlenebileceğini söyleyebiliriz” diye ekledi.
Cumhurbaşkanı el-Esad, geriye kalan basın yasasının ise Ramazan ayından önce onaylanması gerektiğine değinerek yürütme talimatlarının çıkması ardından hemen uygulamaya koyulacağını kaydetti. Ramazan ayından sonra, anayasayı inceleyecek bir komisyonun oluşturulması gerektiğine işaret eden el-Esad, bu komisyonun en az üç aya ihtiyacı olacağını, 6 aydan fazla bir süreye ihtiyacı olmayacağını ve kesin bir tarihin ya da zaman programının komisyonla koordinasyon içinde belirlenmesi gerektiğine dikkat çekti.
Meclis Seçimleri Şubatta Olacak
Cumhurbaşkanı el-Esad Halk Meclisi seçimlerine değinerek, seçim yasası yürütme talimatlarının çıkması ardından 4 ila 8 aylık bir sürenin önerildiğini söyleyerek patilere kurulma ve rekabet edebilme fırsatı verilmesinin hedeflendiğini dile getirdi.
Uygun zamanın 6 ay olduğuna dikkat çeken el-Esad, Halk Meclisi seçimlerinin Şubat ayında düzenlenmesinin beklendiğini bildirdi.
El-Esad, bu yasa ve icraat paketiyle reform aşamasının yasama ve seçim açısından tamamlanmış olacağını, ardından uygulamaya geçileceğini belirterek bu noktadan sonra farklı şeylerden söz edileceğine vurgu yaptı.
Kürt Kökenli Suriyelilere Vatandaşlık Verilmesi 2002 Yılında Öne Çıktı
Kürt kökenli Suriyelilere vatandaşlık verilmesine dair yasamanın, bu faktörü kriz içerisinde harekete geçirme ihtimali endişesiyle onaylanıp onaylanmadığı ile ilgili soruya el-Esad, şu şekilde yanıt verdi:
“Doğrusu, bu konu ilk olarak 2002 yılının Ağustos ayında Haseke’ye gerçekleştirdiğim ziyarette kentin aralarında Kürt kardeşlerimizin de olduğu halk temsilcileriyle bir araya geldiğimde gündeme getirildi. O ziyarette yanıtım, bu mevzunun bir hak ve insani bir durum olduğu, konuyla ilgilenilmesi gerektiği ve konunun çözüme kavuşturulması için çalışmalara başlayacağımız yönünde idi.
Gerekli icraatları almaya ve ihtimaller üzerinde çalışmaya başladık. Önümüzde bunun gibi bir karar alınması için anayasa ve hukuk çerçevesindeki tablonun nasıl olacağına dair birçok senaryo vardı… Bu yönde ilerledik ve elbette çalışmalar hızlı ilerlemiyordu ancak, 2004 yılının başında, tam olarak 2004 yılının Mart ayında, Haseke ve Kamışlı olayları başladığında, bazı odaklar, şahsiyetler ve güçler vatandaşlık verilmesi konusunu siyasi kazanımları yönünde istismar ederek, Araplar ile Kürtler arasında bir gerginlikle sonuçlanacak uğraşlar peşinde koştu… Duraklayıp, konuyu erteleyerek çeşitli kesimlerle diyaloga başladığımızda da, yine bu konuyu istismar etme çabalarının sürdüğünü fark ettik.
İşin aslı, olayların başlangıcında yasama hazır idi. Bundan dolayı yasamanın çıkarılması hızlı gerçekleşti. Yani çalışmalar tamamlanmış ve kararlar kağıt üzerinde imzalanmayı bekliyordu. Bizler ilkesel olarak bu yöntemle düşünemeyiz. Çünkü öncelikle bu konuda Kürtlere vatansever olmadıkları gibi bir itham öne sürülmüş olur. Şayet bu şekilde düşünüyor olsaydık, bu, devlet ile halk arasında rüşvet yoluyla muamele edildiği anlamına gelirdi ki, bu da tehlikelidir… Halkına saygı göstererek onları paralı asker olarak gören bir devlet olamaz… Ve bu sözler kabul edilmemekle birlikte, Suriye halkı çağdaş ve geniş olup Kürt kardeşlerimiz Suriye Arap dokusunun temel parçalarındandır…
Yıllar önce de söylemiş olduğum gibi, Suriye, bileşenlerinden biri kaybolduğunda bildiğimiz Suriye olamaz ve istikrarda sağlanamaz.. her vatandaş kendini misafir veya göçmen kuş olarak değil de temel olduğunu hissetmediği sürece ulusalcı olamaz. Bunlar olmadan Suriye’nin istikrarlı olması mümkün değildir… Bu da bizler için Suriye’de karara bağlanmıştır.. Dava teknik bir mevzudan ibaretti ancak kimileri bunu siyasi bir davaya dönüştürmeye çabaladı… Tarihimize dönüp baktığımızda Fransızlara ve diğer sömürgecilere karşı savaştığımızda, Kürtler içinde de Fransızlarla mücadele eden önderler vardı ki, bunlar soyut olarak devrimci değil, bunlar devrim önderlerinden idi. Dolayısıyla bu şüpheyi kabul edilmez olarak görüyoruz. Aynı zamanda ulusalcılığı ve vatanseverliği doğal olarak ve genel bir şekilde Kürtler, Araplar ve diğerleri için aynı olarak görüyoruz.”
Pratiğe Geçmeyen Kanunlarda Öncelikle Nedenleri Analiz Etmemiz Gerekmektedir
Bazı kesimlerin son günlerde onaylanan kanun ve yasamaların kağıt üzerine karalanmış mürekkepten başka bir şeyden ibaret olmadığı yönündeki iddiaları ile ilgili soruyu da yanıtlayan Cumhurbaşkanı el-Esad, şöyle konuştu:
“Tüm yasamaların bir başarı veya kağıt üzerinde mürekkep olduğunu varsayarak bir genelleme yapmamız mümkün değildir… Tüm vaziyetler söz konusudur ama kağıt üzerinde mürekkep karalamaları yönünü, kışkırtıcı söylemleri kale almadan ele alacaksak… Ben, gerçekten sonuç vermeyen kanunlardan bahsedeceğim.. Öncelikle nedenleri analiz etmemiz gerekmektedir.. Kanun, içeriğiyle bağlantılıdır.. kanunun özüyle.. lügatsel kapsamıyla.. Bazen bir kelime yerine başka bir kelime koyulur ve bu bent yoluyla kanun daha zayıf hale gelir… Belki de iyi bir kanun için uygulama talimatları çıkartılır ancak beklenen sonuçlar elde edilemez… Böylece kanun, zayıf veya hiç tesiri olmayan bir kanun haline dönüşür…
İnsanların dikkat etmediği bir nokta var. O da, kanunlar arasında bağlantının olması zorunluluğudur.. Bizler belirli bir sonuca ulaşmak istiyoruz.. Bu sonuç, sadece bir kanun değil, birçok kanun silsilesine ihtiyaç duymaktadır… Maalesef, bu sonucu sağlayacağına inandığımız kanunla bu sonuca varamıyoruz… Çünkü bu kanuna yardımcı olacak bütünleyici, tamamlayıcı kanunların söz konusu olması gerekmektedir.. Bazen bu huzmeyi görüyoruz ama tersten ve birinci öncelik yerine beşinci öncelikle başlıyoruz… Tabii ki bizler deniyor ve zor durumda kalıyoruz çünkü bizler kendimiz deniyoruz, uzmanlarımız yok… Öğrenmeye çalışıyoruz.. İnanıyorum ki diyalog çemberini, faydalanıcı kesimlerle genişletmek, temel çözüm olacaktır.
Kanunu veya yasamayı öneren veya onaylayan merci, kanunu uygulayacak kurumda en alt seviyelerle konuyu ele almalıdır… Bu daha önceleri gerçekleşmiyordu ancak şimdi bunu uygulamaya başladık… İkinci daire de, bu kanundan faydalanan veya kanundan olumsuz etkilenenlerle konuyu tartışmaktır… Hiçbir kanunu, bu kanunun getirileri veya sonuçları üzerinde tüm kesimlerle görüşmeden çıkaramazsınız.. Buna da başladık… Kanun çıkarma konusunda diyalog çemberini genişlettikçe, hatalar azaldı.. Ancak bizler kanun çıkarmaya devam edeceğiz ve elimizde uygulama talimatlarını ve kanunları değiştirmek için esneklik vardır.. Bunlar, indirilmiş kitap değildir.. Kanunlar da belki de aynı gün içerisinde yeniden değiştirilebilir ve bunda herhangi bir ayıp söz konusu değildir.”
Kim Olursa Olsun Suçları Kanıtlananlar Kanun Önünde Hesap Verecektir
Önceki aşamada yanlış yapanlardan hesap sorulup sorulmayacağına dair yöneltilen soruya da, Cumhurbaşkanı el-Esad şu şekilde yanıt verdi:
“İlkesel olarak evet. Aslında belki de bir sorudan veya insanlar arasında dolaşan söylemlerden hesap sorulmadığı yönünde görüşler öne sürülebilir, aksine bazı kimselerden hesap sorulmuştur.. sınırlı sayıdan.. Bu sınırlı sayı, bunların suça karıştığına dair kesin kanıtlar bulunması imkanıyla bağlantılıdır. Dolayısıyla ilke, gerek asker gerekse sivil olsun, Suriye vatandaşına karşı işlenen suça bulaşmış herkes, hesap verecektir.. Bu, kesin bir söylemdir.. Her kimin kati delillerle bir suça karışmış olduğu kanıtlanırsa, hesap verecektir. Suç işleyen masum görülmeyeceği gibi, masumlardan da hesap sorulmayacaktır… Burada, tüm yetkileri elinde barındıran bir komisyon söz konusudur. Bu komisyonla birçok defa resmi kanallar yoluyla iletişime geçerek tahkikatta nereye varıldığını sordum.. Belki de ayrıntıları daha da netleştirmek için; engelleri açıklayacak komitenin medyaya daha çok yansıması gerekiyor..
Herhangi bir yavaşlama, ihmal veya baskı söz konusu mu diye.. Yok, ama komisyonun durumların nereye vardığını bilmeleri için vatandaşlara daha şeffaf şekilde açıklama yapması daha uygundur. Ama ben, ilkelerden bahsedebilirim, zira ilkelerle tahkikat yapan ben değilim… Ellerinde tam bir örtü var… Aynı zamanda tam bir şeffaflık söz konusu… Aynı zamanda var olan hesap sorma ilkesi, herkese uygulanacak ve yaşlanıp ölmeyecektir.. Çünkü kan hakkı sadece ailenin değil, aynı zamanda devletin de hakkıdır.. Aile kan hakkından tenezzül etse dahi, genel hak baki kalacaktır. İşte bu hakkımızdır çünkü aynı zamanda genelin inzibat hakkıdır… Dolayısıyla hesap sorma gerçekleşmeden, kurumlarda inzibatın sağlanması mümkün değildir.
Batının reform konusundaki olumsuz tutumları konusunda ise el-Esad; geçmişe dönüldüğünde batının Suriye’nin yaptığı her şeye tek yanıt olarak “yetersiz” dediğine dikkat çekerek, yöntem ve dil değiştirdiklerini dile getirdi. El-Esad temelde batının reformlarla ilgilenmediğini, asıl hedefinin reformlar olmadığını, hatta bir kısmının reformlardan rahatız olduklarını belirterek, onların asıl amaçlarının reformların olmaması, ülkenin gerilemesi ve yerinde saymasıyla birlikte hiç kalkınmaması olduğunu açıkladı.
Sözlerine devam eden el-Esad; “tüm batı demiyorum, fakat sömürücü batılı ülkeler için diyebilirim ki, reformlar sadece onların istediklerini sunmaktan ibarettir.. “ben tüm haklardan vazgeçiyorum” demektir.. direniş, mücadeleden vazgeçmektir.. haklarından vazgeç ve düşmanlarını savun.. onlar için reform budur.. Batılı sömürücü ülkeler hakkında bildiğimiz şeyleri yapmaktan ibarettir onlara göre reformlar.. Fakat tüm basitlik ve açıklıkla diyebilirim ki; ne bu koşullar içinde ne de başka koşullarda bunun hayalini bile kurmasınlar..” dedi.
Dünyadaki Katliam ve Cinayetlerin Asıl Sorumluları Çekilmelidir
ABD Başkanı Barack Obama’nın ABD, Fransa, Almanya ve İngiltere Dışişleri Bakanlarının diliyle yönetimi bırakması çağrısına ilişkin cevabı konusunda el-Esad; son günlerde Suriyeli vatandaşlarla bulunduğu bir dizi görüşmede bu sorunun farklı yollarla kendisine sorulduğunu söyledi.
Vatandaşların bu gibi açıklamalara neden cevap verilmediğini sorduklarını, fakat cevabının ne olduğunu sormadıklarına işaret eden el-Esad, normalde de bu gibi durumlarda bazen cevabın olduğunu bazen de cevap verilmediğini söyledi.
El-Esad her duruma ha bir şekilde icraat alındığını yada cevap verildiğini ifade ederken, özellikle belirli uluslararası nedenlerden dolayı kanaatine uygun tutumlar sergilemediğinde ve dost yada kardeş ülke olduğunda tutumu netleştirmek açısından cevap verildiğini söyledi.
Fakat dost yada kardeş olmayan ülkelerle ilgili durumlarda ise; “politikalarınızda uzağa gitmek istiyorsanız, bizler de daha uzağa gitmeye hazırız mesajını vermek için bazen cevap vermekteyiz.. bazen de sözlerinin hiç bir değeri olmadığını ifade etmek hiç bir şekilde cevap vermeyiz.. sorduğunuz konuda ise bu seçeneği tercih ettik.. Fakat şimdi; Suriye vatandaşı olan herkes için değerli bir kuruluş olan Suriye televizyonu ile konuşuyor olmamızla birlikte ve şeffafiyeten hareketle; diyebiliriz ki: bu sözler, sandalyenin hiç bir anlam taşımadığı bir başkana söylenmez.. ABD yada batının iktidara getirmediği, onu seçmediği bir başkana söylenemez.. Suriye halkının seçtiği ve getirdiği bir başkana söylenemez.. Kim olursa olsun semi temsilcinin var olmasını reddeden bir halka da söylenemez.. devletinin bir ilkesi değil de sırf kendisinin bir ilkesi olarak direnişle birlikte olan bir halka söylenemez.. asıl fark da budur işte.. direnişle birlikte olan halkın kendisidir.. bu ilkeleri destekliyor ve haklarından vazgeçmiyor.. yönetimi terk et sözü; ABD’de yaratılan bir başkana, boyun eğen ve dışarıdan emirlere uyan bir halka söylenir..” diye konuştu.
Sözlerine devam eden el-Esad; dürüstlük ve güvenirlik konusunda ise; bu sözlerinde dayandıkları ilke ve dayanakları sorguladı. Bunun iddia ettikleri gibi sözde insan hakları olduğunu ele alacaksak sırf bu konunun tartışılması durumunda batının bölgede herhangi bir çıkara ulaşmak için bu sahte bahaneyi öne koyduklarına dikkat çekti.
El-Esad; “ sözde insan haklarından söz eden ülkelerin geçmişlerine değil de, şu anki tarihlerini ele alalım.. geçmişte sömürü ve işgale değinmeyelim.. Afganistan, ırak ve Libya’ya kadar olanların sorumlusu kimdir.. bu ülkelerde yaşanan katliamlar, cinayetler, milyonlarca kurban ve şehitten kim sorumludur.. milyonlarca hatta belki de on milyonlarca yaralı, özürlü, yetim ve dullardan kim sorumludur.. Filistinlilere karşı tüm çirkef politikası ve düşmanlığıyla İsrail’den yana tutumlarını bir kenara bırakalım ve sadece batının ve ABD’nin bu yönlerini ve sorumluluklarını ele alalım.. bu durumda yönetimi bırakması yada çekilmesi gereken asıl taraf kimdir.. cevap net ve açıktır..” dedi.
Suriye’nin Batı İle İlişkisi Egemenlik Kavgasından İbaret
Suriye’nin özellikle büyük ülkeler olmak üzere batı ile ilişkisine yönelik bir soruya cevap olarak el-Esad; “ diyebiliriz ki bu ilişki; egemenlik savaşından ibarettir. Onların sürekli olarak hedefleri Suriye dahil, ülkelerin egemenliğini yok etmektir. Sorun sadece Suriye ile değildir.. Bizler kesinlikle tereddütsüz olarak egemenlik ve bağımsızlığımıza tutunuyoruz.. Aslında bu ilişki sadece bu krizde görünenlerden ibaret değildir.. hatta kimilerinin bal ayı olarak düşündükleri zamanlarda bile, her şey güllük gülistanlık değildi.. onlar her fırsatta Suriye’nin içişlerine latif yollarla müdahale etmeye çalıştılar.. Bizlerde her zaman Suriye’nin hiç bir şekilde egemenliğinden, bağımsız kararından ve özgürlüğünden ödün vermeyeceğini belirttik onlara.. kriz sırasında görünümden başka yeni bir şey yoktur.. fark şu ki tuzakları tehdit yada latif yollarla önüne koymaktalar..” şeklinde cevapladı.
Her Hangi Bir Askeri Eylemin Sonuçları Kaldırabileceklerinden Çok Daha Ağır Olacak
Batının Suriye’ye baskıları, içişlerine yönelik yabancı müdahaleler, uluslararası güvenlik konseyinden kınama kararı çıkması ve NATO’nun askeri müdahalede bulunması yönünde bir soruyu cevaplayan el-Esad; “ ilk olarak 2003 yılında Bağdat’ın düşmesi bir kaç hafta sonra, henüz direniş yada ABD’nin bataklığa batma durumu olmadan, Afganistan’daki başarısızlık henüz ortaya çıkmadan ABD’ye korkunç bir boyun eğme bulunuyordu. O zamanlarda Amerikalı bir yetkili geldi ve daha direk olarak aynı askeri mantıkla konuştu.. Çünkü o zamanlarda yapılan planlar, Irak’tan sonra Suriye’ye gelmek ve sizden bir.. iki.. üç diye talepleri sıralamaktı.. O sıralarda Suriye’nin cevabı tüm bu talepleri ve bentleri reddetmek oldu.. Ardından sürekli olarak bizlere tehditler savrulmaya başlandı.. o dereceye geldi ki askeri müdahalede bombalanacak yerlerin haritaları bile bize geliyordu.. bu durum bir süreden başka bir süreye tekrarlanıyor… Bu bilgileri ilk kez konuşuyorum.. Suriye’ye karşı herhangi bir düşmancıl eylemin sonuçları kaldırabileceklerinden çok daha ağır olacaktır.. aynı şey askeri müdahale yada uluslararası güvenlik konseyi için geçerlidir.. Bunun bir çok nedeni vardır.. ilk neden; Suriye’nin coğrafi ve politik konumudur.. ikinci neden ise küçük bir kısmını bildikleri, ama gerisini bilemedikleri Suriye’nin imkan ve olanakları.. bilmedikleri bu olanakların sonuçlarını kaldırma güçlerine de sahip değiller.. Dolayısıyla bizlerin korkutma ve gerçekleri birbirlerinden ayırmamız gerekiyor.. Yani psikolojik savaş ile gerçekleri ayırmamız gerek.. fakat yine de korkutma yada psikolojik savaşı ihmal etmemeliyiz.. Bu da hiç bir ihtimali iptal etmiyoruz.. Fakat bu ihtimal bizleri panik yada korkuya götürmüyor.. Askeri müdahaleye karşı böyle davranıyoruz.. uluslararası güvenlik konseyi ise bizim için daha kolay..” dedi.
Sözlerine devam eden Cumhurbaşkanı el-Esad; 2005 yılında Lübnan eski başbakanı Refik el-Hariri’ye yapılan suikast eyleminden sonra bunu yaptıklarını hatırlatarak; soruşturmalar başlığı altında uluslararası güvenlik konseyini Suriye’den egemenliği alacak bir alet kıldıklarını ifade etti.
Gücün Zirvesinde Oldukları Zaman Boyun Eğmediysek Şimdi de Eğmeyeceğiz
Cumhurbaşkanı el-Esad; “ o zamanlarda da açık ve net bir cevabımız ve politikamız oldu.. Şam Üniversitesinden yaptığım konuşmada; ulusal egemenlik ve ulusal kararın uluslararası herhangi bir karardan daha önemli olduğunu belirttim.. bu ilkesel bir durumdur.. uluslararası güvenlik konseyinde yada başka yerde bu konu bizleri ilgilendirmiyor.. durum sadece bundan ibarettir.. korkuya yada endişeye gelince, bu halkın arasında tekrarlanıyor.. Durum ilkelse bir şeyden ibarettir.. savaş yada başka şeylerden korkacaksak, ilk baştan beri direnmememiz, haklarımıza bağlanmamamız gerekiyor.. Fakat ilkelerimize ve haklarımıza tutunma kararı almamızla korkuyu bir kenara bırakmak gerekiyor.. Bizler için hak ve ilkelere bağlılık sabittir.. dolayısıyla ileriye doğru hareket etmeye devam edeceğiz.. ayrıca savaşla tehdit eden ülkelerin başı belada olduğunu da unutmamak gerekiyor.. öyle ki bu ülkelerin ekonomik, politik, askeri ve hatta sosyal açılardan başları belada.. yani başka bir değimle durumları zayıftır. Altı yıl öncesine nazaran çok daha zayıf durumdalar.. altı yıl önce gücün zirvesinde oldukları bir zamanda onlara boyun eğmediysek, bu gün mü boyun eğeceğiz.. tabi ki kesinlikle hayır..” diye konuştu.
Ekonomi Etkilendi Ama Afiyetine Kavuşuyor
Suriye’nin halihazırdaki ekonomik durumu, batı ülkelerinin yaptırımları ve Suriye halkının yaşamına etki etmesi yönündeki endişeler kapsamında ekonomisinin geleceği ile ilgili soruya el-Esad şöyle yanıt verdi…
Şüphesiz kriz ekonomiyi etkilemiştir ancak manevi nedenlerden dolayı etkisi olmuştur… Ekonomik durum, iç ekonomi dinamiklerinin hareketiyle son iki ayda afiyetine kavuşmaya başlamıştır ki, bu olumludur…
Ama yaptırımlardan bahsedeceğimizde… Öncelikle yaptırımlar zaten vardı… Görünürde aramızda ekonomik açıdan güçlü ilişkiler olmasına ve bizim Avrupa ile ilişkilere itimat etmemize rağmen iyi ekonomik ilişkiler olduğu zamanlarda bile, çeşitli koşullarda bir aşamadan başka bir aşamaya geçiyorlar….. Tabii ABD ile değil…
Elbette yaşadığımız dünyada alternatifler mevcuttur ve bizler 2005 yılında yaptırımlara başladıklarında BAAS Kongresinde doğuya yönelme kararı alarak bu yönde çalışmalar yaptık… Adımlarımız daha hızlı olabilirdi ama bizler şimdi Doğuya yönelimi sürdürüyoruz… Şayet soru uluslar arası arena ise, uluslar arası arena kapalı sayılmaz.. Bu yönden, en üstün teknolojiden en basit maddelere kadar çoğu alternatif mevcuttur…
Türklerin Demeçlerini Bir Kaç İhtimalde Değerlendirebiliriz
Cumhurbaşkanı el-Esad, Suriye Türkiye ilişkileri, bazılarının Türkiye’nin Washington’un Ortadoğu Bölgesinde istediği gibi hareket ettirdiği bir araç ya da oyuncağa dönüştüğünü söylemeye iten zebzebeli Türk tutumu ve Suriye ile ilişkilerde tırmandırmaya yönelip yönelmediği konusuna da değindi.
El-Esad, “Genel çerçeveyle başlamak gerekirse, biz sürekli olarak farklı ülkelerden yetkilerle bir araya geliyoruz ve onlarla iç meseleleri tartışmaktan çekinmiyoruz. Onların nasihatlerini dinliyor bazen de nezaketen dersler alıyoruz. Fakat deneyimleri olan ve özellikle toplumsal açıdan bize benzeyen yakın ülkelerle bu deneyimlerini tartışıyoruz. Bu doğal bir durum sayılıyor. Fakat karar konusu mevzu bahis olduğunda, yakın ya da uzak olsun hiçbir ülkeye Suriye kararına karışma izni vermeyiz. Türkiye konusuna gelince, bu konuya birkaç açıdan bakmak gerekiyor. Geçtiğimiz yıllarda Türkiye ile yaptıklarımız çift taraflıdır. İki halkın hafızasından 20. asırda hâkim olan yüzyıllık olumsuzlukları silmek istedik. Bu konuda başarılı olduk. Bu ilişkileri devletlerarası ilişkilerden ayırt etmek gerekiyor” dedi.
Türk yetkililerin demeçleri konusunda ise el-Esad, “gerçek niyetleri bilmediğimiz ve insanların niyetlerini Allahtan başka hiç kimse bilemeyeceği için bu demeçleri birkaç ihtimal içinde değerlendirebiliriz. Bu demeçler ara sıra dinlediğimiz bir tür özen gösterme olabilir. Eğer gerçekten özense, Suriye’ye gösterilen bu özenden dolayı takdir ve teşekkürlerimizi sunuyoruz. Bu demeçler, Suriye’de olabilecek herhangi bir hatanın Türkiye’yi etkileyebileceği endişesinin ifadesi de olabilir. Bu endişe de doğal sayılmalı. Üçüncü ihtimal ise, Suriye davasından yararlanılarak rehber, öğretmen veya aktör rolü oynama çabası da olabilir. Türkiye dâhil hangi ülkeden gelirse gelsin ve hangi yetkiliden kaynaklanırsa kaynaklansın bu tavrı kesin olarak reddediyoruz. Fakat niyetleri bilmediğimiz için kullanılan bu lehçenin arka planını belirlemek zor. Biz ayırdığımıza göre, her niyetleri için bir davranış yöntemimiz olduğunu da biliyorlar” diye konuştu.
Taban Basının Objektif Olması Skandal ve Şantaja Dayanmaması Gerekiyor
Yeni basın yasasının onaylanması ardından ulusal basının durumu, zor konuların gündeme getirilmesi konusunda tabanın arttırılması ve gözlemci rolü oynamasına değinen el-Esad, taban koyulmaması gerektiğine, tabanın herhangi bir kurumu yöneten yasaların olduğuna dikkat çekti.
“Taban basının objektif olması, skandal ve şantaja dayanan sarı basınımızın olmamasıdır. Taban budur. Basının ileriki aşamaya ciddi bir katkısı olmayacaksa yeni basın yasası çıkarmaya gerek yok” diye konulan Cumhurbaşkanı el-Esad, basının ileriki süreçte ana ve kilit bir rol oynaması gerektiğine dikkat çekti.
Devlet ile vatandaşlar arasında kurulacak kanalların söz konusu olduğuna işaret eden el-Esad, bu kanalları genişletmek gerektiğine, fakat pratik olarak devlet ile milyonlarca vatandaş arasında açık kanallar kurulamayacağını, bu noktada basının rol oynayacağını ifade etti.
Cumhurbaşkanı el-Esad sözlerine şu şekilde devam etti…
Fesat ile mücadelenin birçok boyutu var.. Kurumun rolü, vatandaşın bilinci ve katılımı… Ancak, medyanın, siyasi partilerin, devletin ve dış hareketin de rolü söz konusudur.. Siyasi tutum açısından, kamuoyu olan bir medya vardır. Gördüğümüz kadarıyla medya, toplumun çeşitli bileşenleri arasında yer alan ukdedir. Bu ukdenin sağlıklı ve doğru olması, özellikle geçiş aşamasında büyük bir pay teşkil edecektir… Geçiş aşaması… Bunda birçok zorluk ve fırsatçılık söz konusu olacaktır… İşte bu noktada medyanın rolü büyük önem kazanacaktır… Ancak bu aşama atlatıldığında, medya, tüm vatandaşların ve yetkililerin diğer vatandaşlarla diyalog kurması için bir vesile haline dönüşecektir. Bu da medyanın toplumun her mekanında yer alacağı anlamına gelir.
Halihazırdaki aşamada medyaya bakış açısı ve medyanın reform fikrini ele alışı ile ilgili soruya el-Esad’ın yanıtı şu şekilde oldu…
Objektif olmak gerekirse, sizler de benim işittiğim gibi resmi medyaya dair eleştiriler var.. Bu durumda şunu söylemek gerekiyor.. Acaba resmi medyaya buradan hareket etmesi için bilgi verdik mi? Bu bir.. Ayrıca, ayrıntı verdik mi.. İşte resmi medyaya bilgi ve ayrıntı verdiğimiz zaman, onu olumlu veya olumsuz şekilde eleştirme hakkına sahip olabiliriz.. Bunun dışında diğer kamu kuruluşları, medyanın zayıf noktalara sahip olmasında büyük oranda sorumluluk sahibidir… Bununla birlikte ben ve resmi medyayı eleştirenler diyebiliriz ki, son iki ayda öne doğru önemli bir sıçrama kaydeden medya aynı zamanda tüm dünyada özel bir medya olamayacağı gibi, resmi medya ile ilgili öngörülerimizde mübalağa edemeyiz. Çünkü resmi medya, ciddidir ve açık hedefleri vardır.. Yönlü bir medyadır ve en büyük izleyici kitlesine ulaşmak için hiçbir şeyden bahsetmemektedir. Tüm bunları kavradığımızda, değerlendirme objektif olacaktır. İnanıyorum ki, zor koşullara rağmen son aylarda yaptıklarınız, çok önemlidir… Gerçekleştirdiğimiz açılımla, verilen bilgilerle ve daha çok şeffaflık ile birlikte yeni Medya Kanunu’yla Suriye medyasını geliştirmede önünüzde bir ivme söz konusudur.
Suriye Halkı Her Zaman Daha Güçlü Çıkmıştır Bu Kriz Daha da Güçlendirecek
Özellikle birden çok krize tanık olan Suriye, krizlerden daha güçlü çıkmış olup, bu durumda Suriye halkına ne söyleyeceğine dair soruyu el-Esad, şöyle yanıtladı…
Suriye’nin krizden daha güçlü çıktığını söylediğimizde, krizden çıkan Suriye halkının kendisidir… Suriye halkına rahatlamasını ve endişelenmemesini çünkü güçlü olduğunu ve daha güçlü çıkacağını söylememe gerek yok.. Çünkü o bunu biliyor… Bizler, en az beş bin yıllık, belki de daha çok, belki de bundan önce kurulmuş bir medeniyetten bahsediyoruz.. Bilemeyiz… Ancak kesinlikle, bizler bundan çok daha önce var idik.. Ki bu halk mevcuttur ve her aşamada daha güçlü hale gelmiştir. İşte Suriye Medeniyeti şimdiki haline böyle ulaşmıştır… Bir kriz baş gösterip de Suriye’yi tümüyle yok etmedikten sonra bizler düşmeyiz… Bizlerin Suriye’yi bitirecek nitelikte bir krizle mücadele ettiğini düşünmüyorum… Kendim için bahsedebileceğim doğal seçenek, rahat olduğumu söylemektir.. Çünkü Suriye halkı her zaman için daha güçlü çıkmıştır. Doğal olarak bu, gücüne güç katacak herhangi bir kriz gibidir.. Dolayısıyla endişe duymadığım gibi, kimseyi endişelendirmiyorum ve korku içindekileri rahatlatıyorum.
