Güven ve iyi niyet, Fars körfezi bölgesinde güvenliğin sağlanmasının gereği

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Seyyid Abbas Musevi, Riyad’da düzenlenen 40. Fars Körfezi İşbirliği Konseyi Liderler Zirvesi’nin bildirisini kınayarak, bölgede izansız politikaları destekleyenlerin kamuoyu karşısında hesap vermeleri gerektiğini vurguladı.
Musevi bu bağlamda yaptığı açıklamada, bölgede şimdiki izansız politikaların sürmesini destekleyen az sayıdaki ülkelerin kamuoyuna, Irak ve Suriye’de terör örgütlerini kurup, güçlendirmek ve yabancıların Fars Körfezi’ne gelmesinden başka, bölgede gerginlikleri azaltmak için hangi eylemlerde bulunduklarını açıklamaları gerektiğini vurguladı.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Seyyid Abbas Musevi, Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da düzenlenen Fars Körfezi İşbirliği Konseyi Liderler Zirvesi’nin ardından yayınlanan bildiriye ve oturumda yapılan bazı açıklamalara tepki göstererek, “Bu bildirideki bazı mesnetsiz iddiaların tekrarlanması son yıllarda çok taraflı işbirliğinin genişletilmesini önlemeye çalışan birkaç konsey üyesinin politik baskısı sonucudur” dedi.
1981 yılında kurulan Fars Körfezi İşbirliği Konseyi’nin üyeleri arasında bugün anlaşmazlıklar yaşanıyor, ayrıca Konsey, kimlik krizi ile karşı karşıya kalmıştır. Bu Konsey’in bazı üyelerinin izlediği yaklaşımlar, Batı Asya ve Fars Körfezi’nin güvenliği ve bölgede barışın lehine değil.
Suudi Arabistan’ın Fars Körfezi İşbirliği Konseyi üzerindeki geleneksel etkinliği ve Konsey üyelerine kendi politikalarını dikte etmesi, sözkonusu Konsey’i derin siyasi krizle karşı karşıya getirmiştir.
Buna ilaveten Suudi rejim, Bahreyn, BAE rejimlerinin takip ettikleri bölgesel yaklaşımlar, Fars Körfezi bölgesi için başka bir mesele sayılıyor.
Suudi rejim, Bahreyn ve BAE rejimlerinin Batı Asya ve Fars Körfezi bölgesinde ABD’nin hasmane ve yapıcı olmayan politikalarına uyarak hareket etmeleri, bölgede krize yol açmıştır.
Riyad’da düzenlenen Fars Körfezi İşbirliği Konseyi’nin 40. Liderler Zirvesi’nin sonuç bildirisi, Suudiler’in İran karşıtı yaklaşımını bir kez daha ortaya koydu. Oysa İran İslam Cumhuriyeti, “Hürmüz Barış Planı” dahil muhtelif öneriler ve planlar sunarak, Fars Körfezi bölgesinde iyi komşuluk ve bir arada barış içinde yaşama ilkelerine bağlı olduğunu kanıtlamıştır.
Bu durumda acaba Suudi rejim niçin İran’ın iyi komşuluk ilkesine dayalı politikasını görmezden gelerek, ABD rejiminin politikalarına ayak uyduruyor?
Yabancıların Batı Asya ve Fars Körfezi’ndeki varlığı ve bazı bölge ülkelerinin de onların belli hedefler güden politikalarına eşlik etmeleri, bölgede barış ve güvenliğin pekişmesine katkı sağlayamaz. Buna ilaveten, ABD’nin Suudi rejimi koruma şemsiyesi altına alması da, Fars Körfezi bölgesinde bu ülkenin güvenliğini temin edemez.
ABD’deki muhtelif hükümetler sadece kendi çıkar ve menfaatleri peşinde olmuştur. Trump yönetimi de siyasi teamüller ve diplomatik literatürüne aykırı yaklaşım ve açıklamalarıyla Suudi yetkililere hitap ediyorlar. Amerikalı yetkililerin bu sorumsuz tavırlarına karşı, Suudiler’in uyanık olması gerekiyor.
Fars Körfezi’nin kritik durumuna göre, sorumlu davranmak, barışık yaşamak ve yapıcı diyalog yürütmek, bölgede sorun ve krizlerin esas anahtarıdır.
İran İslam Cumhuriyeti hükümeti her daim, komşular ve bölge ülkelerine karşı iyi niyetini göstermiş ve güven ortamı yaratmaya çalışmıştır.
“Saldırmazlık Paktı”, “Bölgesel Diyalog Forumu” ve “Hürmüz Barış Planı” gibi öneriler sunan İran İslam Cumhuriyeti bölgesel işbirliği için ne kadar istekli ve kararlı olduğunu olduğunu ortaya koymuştur.
Bölgede barış ve güvenliğin sağlanması ve bazı siyasi dargınlıkların giderilmesi ancak bölgesel diyalog yoluyla gerçekleşebilir.
İran İslam Cumhuriyeti, bu önemli ilkenin farkında olarak, Fars Körfezi’nin güneyindeki ülkelere dostluk elini uzatmıştır.
