Başkanlık Adaylarının İlk Canlı Yayın Tartışmasında Kaybeden Tarafı Amerika Halkı

90 dakika kadar tartışma, kavga, saygısızlık, öfke, plansızlık ve agresiflik, Cumhuriyetçi ve Demokrat Amerika başkanlık adaylarının ilk canlı yayın münazarasının sonucu oldu.
Amerika’da nezaketsizlik ve ahlaksızlık açısından eşine ender rastlanan bu canlı tartışma programında Amerika başkanı Donald Trump ve geçmişte başkan yardımcılığı yapmış Demokrat Joe Biden karşı karşıya gelerek bir birlerini sert sözler ile yalancılık, ahlaksızlık, ırkçılık ve dış mihraklara bağlı olmakla suçladılar. Adayların kariyerlerini, koronavirüs, işsizlik ile mücadele, güvenlik, enerji ve çevre ile ilgili meseleler için çözümlerin anlatılması için ayrılan bu tartışma programı milyonlarca muhatabın gözleri önünde az görülen siyasi bir savaş ve hesaplaşma programına dönüştü.
İki aday sürekli bir birlerinin sözlerini kesmekle deneyimli tanınmış moderatör Chris Wallace’ın bu durumu yönetmesine bile müsaade etmediler. Trump münazarada Biden’in oğlunu Ruslardan rüşvet almakla suçlarken Biden de Trump’a Rusların kuklası olduğunu söyledi.
Biden bir kaç kez Trump’ı saygısız bir şekilde susturmaya çalışırken Trump da Biden’e “geri zekalı” olarak sesledi. Bu yüzden CNN “ilk münazara, tam bir kaos” ve Atlantik Dergisi de “Demokrasi için tiksindirici akşam” başlığını attılar.
ABC kanalının ünlü gazetecisi ve analisti George Stephanopoulos ise paylaştığı Tweette, ” Bu münazara, rayından çıkmakta olan trendeki çöp kutusunun içindeki pislik gibi idi.” Yazdı.
Tabii Trump ve Biden’in bu tartışmada kavgası Amerika’nın siyasi ortamının vahametinin boy aynası idi. Öyle bir ülke ki siyasi ihtilaflardan dolayı param parça olmuş ve öfke ile şiddet ateşinde yanmaktadır. Bu canlı yayın tartışması Amerikalı siyasetçilerin hiçbir şekilde bir birlerine karşı tolerans göstermediklerini, iktidarı korumak ve ele geçirmek için her türlü hakaret ve saygısızlığı göze aldıklarını , aileleri bile aşağılamaktan çekinmediklerini gösterdi.
İki başkanlık adayının tartışması Amerika’nın iki önemli partisi arasında en ufak işbirliğinin söz konusu olmadığını, tarafların isteklerine hiçbir şekilde göz yummak istemediklerini gösterdi. Bu yüzdendir ki son yıllarda her hangi ufak siyasi ve toplumsal sorun bile Amerika genelinde derin krizlere dönüşmüştür. Örneğin 3 milyar Dolar kadar bütçesi bulunan bir ülkede 5 milyar dolarlık sınır duvarı projesi, federal hükümetin üç hafta boyunca kapatılmasına yol açtı. Ya da yabancı bir ülkenin lideri ile telefon görüşmesi Amerika başkanı Trump’ın hakkında azil soruşturması açılmasına yol açtı.
Amerika temsilciler meclisi başkanı ise Amerika’da yılın en önemli yönetim oturumunda Trump’ın konuşmasının ardından onun konuşma metnini herkes karşısında yırttı. Bu nedenden dolayı ise Trump bir yıl kadar temsilciler meclisi başkanı ile konuşmamıştı.
Buna rağmen daha önemli nokta ise canlı yayın tartışmasında moderatör Chris Wallace’ın son sorusunda adaylara seçimlerin sonuçlarını kabul etme sorusuydu. Bu soru aslında Amerika’nın ne denli kritik bir dönemde olduğunu, siyasi ve toplumsal kaoslar eşiğinde olduğunu, bu durumun sözde Amerika demokrasisinin tehlikeye girdiğini göstermiş oldu.
Bu yüzden Cumhuriyetçi ve demokratların seçim kampanyalarının bir birlerini kaybeden taraf adlandırmasına karşın, Amerika halkının bu görülmemiş kavgaların asıl kaybedeni olduğu söylenebilir. Amerika halkı şimdi de yoksulluk, işsizlik, hastalık ve dizginlenmeyen şiddet olayları ile karşı karşıya ve her gün de siyasetçilerin şiddetli kavgalarına şahitlik yapıyor.
