İşgalci İsrail RejimiFilistinHaberlerOrtadoğu

İsrail’in Somaliland’ı tanıması: Güç gösterisi mi yoksa Gazze’den çıkarma planı mı?

İsrail’in Somali’nin ayrılıkçı bölgesi Somaliland’ı tanıması, Afrika, Arap dünyası ve ötesinde şiddetli tepkilere yol açtı. Aynı zamanda, bu adım İsrail’in altta yatan niyetlerini daha net bir şekilde ortaya koyarak bölgesel güvenlik, uluslararası hukuk ve Gazze’deki Filistinlilerin kaderi hakkında soruları gündeme getirdi.

Başbakan Benjamin Netanyahu Cuma günü İsrail ve Somaliland’ın tam diplomatik ilişkiler kuran ortak bir bildiri imzaladığını duyurdu. Saatler içinde Somali hükümeti bu adımı yasa dışı ve egemenliğine bir saldırı olarak kınadı ve Somaliland’ın Somali’nin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı.

Somaliland 1990’larda bağımsızlığını ilan etmesine rağmen, Somali veya herhangi bir dünya hükümeti tarafından tanınmamıştır. Bu nedenle İsrail’in tek taraflı tanıması dünya çapında kınamalara yol açmıştır.

Afrika Birliği (AU), İsrail’in bu hamlesini derhal reddederek Somali’nin birliğine ve “bağımsızlıkta miras alınan sınırların dokunulmazlığına” olan bağlılığını yeniden teyit etti.

Arap ülkeleri de bu tanımayı kınadı. Suudi Arabistan bu adımı uluslararası hukukun ihlali olarak nitelendirerek Somali’nin egemenliğine tam destek sözü verdi. Katar ise İsrail’i uluslararası meşruiyeti zayıflatmak ve istikrarsızlığı körüklemekle suçlayarak, bunun yerine Filistin’i tanımasını ve Gazze savaşını sona erdirmesini istedi.

Mısır, Afrika Boynuzu’ndaki “tehlikeli gelişmelere” karşı çıkmak için Somali, Türkiye ve Cibuti ile koordinasyon sağladı. Irak, Ürdün ve Kuveyt de dahil olmak üzere diğer Arap devletleri de benzer kınamalar yayınladı.

Filistin’in yanıtı

Filistin Dışişleri Bakanlığı, İsrail’in Somaliland’ı tanımasını Arap ve bölgesel güvenliğe tehdit olarak nitelendirdi. Hamas ise daha da ileri giderek bunu “tehlikeli bir emsal” olarak adlandırdı ve İsrail’i Gazze’de savaş suçları işlerken sahte meşruiyet aramakla suçladı.

Hamas, İsrail’in bu tanımayı, Filistinlilerin Gazze’den Somaliland’a zorla göç ettirilmesi planlarıyla bağlantılı olduğunu belirtti. Bu, İsrail’in Gazze’deki Filistin varlığını azaltmaya yönelik daha geniş bir stratejinin parçası olarak Afrika’da yerleşim seçeneklerini sessizce araştırdığına dair önceki raporları yankılıyor. Gazze’den sürülen Filistinliler için bir varış noktası olan Somaliland, artık merkezi bir endişe kaynağı haline geldi.

Somaliland’daki insan hakları savunucuları, böyle bir adımın sadece bölgeyi istikrarsızlaştırmakla kalmayıp, Somaliland’ı Gazze’deki İsrail soykırımına da karıştıracağı konusunda zaten uyarıda bulunmuşlardı. Filistinlilerin kırılgan, tanınmayan bir bölgeye yerleştirilmesi fikri, derin insani ve hukuki soruları gündeme getiriyor. Eleştirmenler, bunun diplomasi kılıfına bürünmüş bir etnik temizlik olacağını ve Somaliland’ın tanınma arayışının, modern tarihin en tartışmalı nüfus transferlerinden birini kolaylaştırmak için bir kaldıraç olarak kullanılacağını savunuyor.

Filistinliler için bu plan, iki yönlü bir mülksüzleştirme anlamına geliyor: önce Gazze’deki evlerinden, ardından da egemenliği tartışmalı bir bölgeye yerleştirilme riski. Somaliland için ise, meşruiyetini tehlikeye atabilecek ve İsrail’in savaş suçlarına bulaştırabilecek jeopolitik bir pazarlığa çekilme riski taşıyor.

ABD Cumhuriyetçilerinin Somaliland’a desteği

Somaliland’ın tanınması, bazı ABD Cumhuriyetçileri arasında da destek buldu. Ağustos ayında Senatör Ted Cruz, İsrail ile olan bağlarını ve İbrahim Anlaşmaları’na verdiği desteği gerekçe göstererek Başkan Donald Trump’ı Somaliland’ı tanımaya çağırdı. El Cezire’nin bir haberine göre Cruz, AIPAC dahil olmak üzere İsrail yanlısı lobi gruplarından yaklaşık 2 milyon dolar fon aldı.

Cuma günü Somaliland Cumhurbaşkanı Abdirahman Mohamed Abdullahi, bölgenin İbrahim Anlaşmalarına katılacağını ve böylece İsrail ve ABD destekli normalleşme çabalarıyla daha da uyumlu hale geleceğini duyurdu.

Stratejik hesaplamalar

Filistin meselesinin ötesinde, analistler İsrail’in Somaliland’ı tanımasının stratejik hesaplamalara dayandığını savunuyor. Kasım ayında, İsrail Ulusal Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü tarafından yayınlanan bir raporda, Somaliland’ın Yemen’deki Ensarullah’ın istihbarat takibinde ve harekete karşı doğrudan operasyonlar başlatmada potansiyel rolüne dikkat çekilmişti.

Birleşik Arap Emirlikleri’nin Berbera’da limanı ve havaalanı bulunan bir askeri üssü zaten mevcut. Analistler, bu üssün Birleşik Arap Emirlikleri’nin Ensarullah karşıtı kampanyasında kritik bir nokta haline gelebileceğini ve İsrail’in de kendi bölgesel nüfuzunu genişletmek için Birleşik Arap Emirlikleri ile olan bağlarından faydalanabileceğini öne sürüyor.

Şu anda, İsrail’in Somaliland’ı tanımasının diplomatik bir jestten öte, jeopolitik bir hamle olduğu açıktır. Bu hamle üç stratejik hedefi iç içe geçiriyor:

– Bölgesel askeri konuşlanma – Yemen ve Kızıldeniz yakınlarında bir dayanak noktası oluşturmak
– Diplomatik genişleme – Somaliland’ı İbrahim Anlaşmalarına dahil etmek ve ABD müttefikleriyle bağları güçlendirmek
– Filistinlilerin yerinden edilmesi – Gazze’den sürülen Filistinliler için Somaliland’ı bir varış noktası olarak araştırmak; bu plan ciddi insani, hukuki ve ahlaki endişeler doğurmaktadır

Somali’den, Afrika Birliği’nden, Arap devletlerinden ve Filistinli gruplardan gelen tepkiler, bu adımın risklerini vurguluyor. İsrail’in bu tanıması, Somaliland’ı izole etmekten çok uzak, Afrika Boynuzu’ndaki egemenlik, uluslararası hukuk ve stratejik hırslar arasındaki derin fay hatlarını ortaya çıkardı.

Başa dön tuşu
Bugün 07 Ekim 2026 (12) içerik yüklenmiştir.