HaberlerİranOrtadoğu

İran İslam Cumhuriyeti Ankara büyükelçiliği devrim bildirisi yayınladı

Ankara’da bulunan İran İslam Cumhuriyeti büyükelçiliği İslam devriminin 33. yılı kutlamaları nedeniyle basın bildirisi yayınladı. Bildiri;

Bismillahirrahmanirrahim
11 Şubat 1979, İran İslam İnkılâbı’nın zafere ulaştığı gündür. Her yıl 11 Şubat günü İran İslam Cumhuriyeti’nin milli günü olarak kutlanmakta, İslam İnkılâbı’nın Büyük Rehberi ve İran İslam Cumhuriyeti’nin Kurucusu Ayetullah İmam Humeyni ve İslam İnkılâbı’nın aziz şehitleri çeşitli etkinliklerle anılmaktadır. Bağımsızlık, özgürlük, İslam Cumhuriyeti’nin bekası, emperyalist ve sömürgeci güçlere karşı koymak, doğu ve batı güçlerine bağlılıktan kurtulmak, İran İslam İnkılâbı’nın en büyük hedeflerindendir. İran milleti, kendisine siyasi çizgi olarak, kaynağını dinden alan İslam Cumhuriyeti rejimini ve dine dayalı yönetimi seçmiştir.

İran gerek toplum gerekse rejim olarak, hukuku, meşru özgürlükleri, diyalogu, çoğulculuğu, adaletçiliği, etkin katılımı ve adaleti yaygınlaştırma anlayışını geliştirmeyi ve derinleştirmeyi benimsemiş ve bu yönde hareket eden bir ülkedir. Ortalama olarak her yıl bir seçimin yapıldığı ve ülke makamlarının tamamının doğrudan ve dolaylı olarak seçildiği İran’da, halkın mutlak çoğunluğunun devlet işlerine katılımı, halk ve devlet arasındaki kaynaşmanın somut bir ifadesidir.

İran İslam Cumhuriyeti’nin dış politikası, karşılıklı saygıya ve başkalarının içişlerine karışmama ilkesine dayalıdır. Barışsever İranlıların tarihi geçmişi ve diğer milletler ve ülkelerle kurduğu barışçıl ilişkiler bunun bir göstergesidir.

İran İslam Cumhuriyeti, bölgesel ve uluslararası barış ve güvenliğin güçlendirilmesi ve pekiştirilmesi, özellikle de uyuşturucu ve terörizmle mücadele ve enerji sevkiyatının güvenliği gibi önemli konularda bölgesel ve uluslararası role sahip bir ülkedir ve bu yolda maddi ve manevi ağır bedeller ödemiştir. İran’ın dünya ile olan yapıcı ve etkili ilişkilerinde bölgesel ve uluslararası alanda gösterdiği çaba; izzet, hikmet ve maslahat, küresel yönetimde söz sahibi olma ve bağımsız ülkelerin azami rolünü ifa etme ve tek kutuplu uluslararası diktatörlük ile mücadele etme esasına dayalıdır.

Hızla büyüyen ekonomisi ile ekonomik, bilimsel ve teknolojik alanlarda büyük atılımlar yapan İran, kendisine uygulanan yaptırımlara rağmen büyük başarıların altına imza atmıştır. Havacılık ve uzay gibi çeşitli sanayi dallarında bilgi ve teknoloji üretiminde dünyada adını duyurması, araştırma uyduları yapma ve uzaya gönderme konusunda yerli teknolojiye sahip olması ve ayrıca tıp, ilaç ürünleri, nano teknoloji, askeri donanım ürünleri ve barışçıl amaçlı nükleer teknoloji gibi çeşitli alanlarda sağladığı önemli ilerlemeler, İran İslam Cumhuriyeti’nin bahsettiğimiz kazanımlarına birer örnektir.

Geçtiğimiz otuz üç yıl boyunca İran’a yönelik tehditler ve ekonomik yaptırımlar, İran’ı asla yıldıramamış aksine İran’ın bu yolda daha kararlı adımlarla ilerlemesine neden olmuştur.

İran İslam Cumhuriyeti, sorumluluklarının bilincinde ve uluslararası yükümlülüklerine bağlı bir ülkedir. İran İslam Cumhuriyeti, uluslararası barış, istikrar ve güvenlik yolunun, yabancı güçlerin kendi görüşlerini başkalarına dayatmaktan vazgeçmesi ve milletlerin hakkını yine milletlere vermesinden geçtiğine inanmaktadır. Gelişmemiş veya gelişmekte olan ülkeler günümüz dünyasının bir parçasıdırlar ve tüm ülkeler uluslar arası yasalar karşısında eşit ve aynı haklara sahiptirler.

Irk ve mezheple ilgili ihtilaflı konuları gündeme getirmek, sömürgeci diktatörlerin ve siyonistlerin eskiden beri başvurduğu tezgâhlardan biridir; ancak günümüzde yaşanan gelişmeler bu düzenbazların kurduğu tezgâhı oldukça zarara uğratmıştır. İslam İnkılâbı’nın zafere ulaşmasıyla ve rahmetli İmam Humeyni’nin talimatı ile ülkenin gündem meseleleri arasına alınan İslam mezheplerini yakınlaştırma girişimi, İslam İnkılâbı’nın en önemli hedeflerinden biri olarak takip edilmektedir. İslam ümmetinin vahdeti, İran İslam Cumhuriyeti doktrininin önceliklerindendir. Dış politikada genel bir ilke olarak, mezheplerin yakınlaştırılması ve İslam ümmetinin vahdeti için bütün imkânlardan yararlanılmaktadır.

Halkın ve ilahi değerlerin toplumda yan yana olması, ilahi ve manevi değerlerin, dayatmacı anlayıştan uzakta, halkın iradesi ile birlikte var olması İran İslam Cumhuriyeti’nin yeni ve temel bir söylemidir.

Türkiye milleti ile ilişkilerin geliştirilmesi ve pekiştirilmesi, İran’ın dış siyasette izlediği önceliklerindendir. Bunun en güzel örneği iki ülke arasında 400 yıldır var olagelen barış ve dostluk sınırıdır. İki ülkenin bölgesel ve uluslararası gelişmelerdeki rolü nedeniyle, bu ilişkiler her zamankinden çok gelişme kaydetmektedir. İran-Türkiye arasındaki işbirliği siyasi, ekonomik ve kültürel tüm alanlarda kendini göstermektedir. İkili ilişkiler, iki ülke liderlerinin azim ve kararlılıkları sayesinde ve ayrıca ikili anlaşmaların hayata geçirilmesi ve işbirliği için yeni alanların yaratılması yoluyla daha çok gelişmesi bakımından aydınlık bir perspektif çizmektedir.

Başa dön tuşu
Bugün 13 Haziran 2026 (28) içerik yüklenmiştir.