
BM genel sekreteri barışı koruma operasyonlarından sorumlu yardımcısı Hervé Ladsous ve BM Suriye temsilcisinin yardımcısı Jean-Marie Guehenno’nun yanı sıra uluslararası örgütten bir dizi yetkili Suriye’deki çalışmalarını ve yetkilerle temaslarını sürdürüyorlar.
Bu bağlamda Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı Velid el-Muallim dün; Suriye’de görev yapan BM gözlemciler heyeti başkanı General Robert Mood’un katılımıyla Ladsous ile bir araya geldi.
Daha çok pratiksel bir özellik taşıyan ve gözlemci heyet çalışmalarının masaya yatırıldığı görüşmede Ladsous; siyasi çözüm bulma yolunda uluslararası gözlemcilerin tüm ülkede yayılma sürecini kısa sürede tamamlamaları ve siyasi iletişime geçmeye başlamaları kanıtıyla sağladığı yardımlardan dolayı Suriye’ye teşekkürlerini ifade etti.
Ladsous; protokol metninden sapmadan görevin başarılı olması amacıyla sağladığı yardım ve kolaylıklara ek bir kanıt olarak Suriye’nin hava olanakları ve diğer hizmetlerinden faydalanmanın yanında gözlemcilerin uyrukları gibi konularda heyetin ihtiyaç duyduğu ek gereksinimlerden söz etti.
İnsani yardım konusunun da ele alındığı görüşmede Bakan Muallim, bu bağlamda vizyonun genişletilmesi önemine dikkat çekti.
Muallim insani yardım vizyonunu genişletmenin uluslararası örgütün; farklı bölgelerde meydana gelen terör eylemleri neticesinde zarar gören yaklaşık bir milyon insana yardım etmeyi iddia etmesinin Amerika ve Avrupa’nın dayattıkları yaptırımlarla 23 milyon Suriyeli vatandaşın yaşamını direk yada dolaylı olarak hedef alınmasına göz yumma anlamına gelmediğinin altını çizdi. Muallim Ladsous’un büyük önem taşıyan bu noktayı uluslararası örgüte taşıması umudunu dile getirdi.
Annan’ın Temas ve Çabaları Hakkında Brifing Verdi
Öte yandan Muallim BM Suriye temsilcisinin yardımcısı Guehenno ile bir araya gelerek; Kofi Annan’ın bu ayın sonunda Suriye’ye beklenen ziyaretine hazırlıkları değerlendirdi.
Görüşmede Guehenno; Annan’ın ilgili tüm taraflarla bulunduğu temaslar ve bu temasların sonuçları hakkında Muallim’e brifing verdi.
Guehenno; BM temsilcisi Annan’ın beklenen ziyaret turu kapsamında Suriye krizinde olumsuz etkileri bulunan ülkelerin bir kısmını ziyaret edeceği gibi bir dizi telefon görüşmesinde bulunacağını ekledi.
Guehenno ile görüşmesinde Muallim; Suriye’de görev yapan gözlemci heyetin sağlayacağı başarının Suriye için de bir başarı sayılacağının altını çizerek, Suriye’nin yardım ve işbirliğinden temel hedefinin siyasi çözüm olduğunu belirtti.
Muallim; heyetin bulunduğu gözlemleme çalışmalarının sırf gözlemlemeden ibaret olarak kalmasını istemediğine işaret ederek, Suriyeliler arasında siyasi ve Suriyeli bir çözümün sağlanması ortamı yaratmada katkı sağlaması temennilerinde bulundu.
Bakanlık ile Temsilci Arasında Günübirlik İletişim Var
Öte yandan Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığı resmi sözcüsü Cihad Makdisi; Bakanlık ile BM Suriye temsilcisi arasında günübirlik bir iletişimin bulunduğunu belirterek, bu iletişimin klasik olmadığını söyledi. Makdisi Muallimin; Annan planının imzalanmasından itibaren silahlı muhalefetin bulunduğu ve sayıları 3500’ü aşan ihlallere ilişkin Annan’a günübirlik olarak bilgi aktardığını söyledi.
Ladsous ile yapılan ilk görüşmeye değinen Makdisi; gözlemcilerin görev protokolünde yer alan metin ile yapılması beklenen yardım arasındaki denge ve değerlendirmelerin yapılması açısından yapıcı ve güzel geçtiğine işaret etti.
Makdisi; Suriye’nin her daim sadece üstüne düşen sorumluluklara değil de; Annan’ın rolü, diğer taraftaki çözüm arayışı ve planını sabote etmeye çalışan güçlerle çabalarına odaklandığına dikkat çekerken; imzalanan anlaşmanın, şüpheye yer vermeksizin sorumluluk ve bağlılıklara işaret ettiğini bunlarında silahlı muhalefet tarafından da uygulanması gereğini belirttiğine vurgu yaptı.
Suriye’nin açık ve net bir şekilde plana bağlılık gösterdiğini belirten Makdisi; bu bağlılığın, batılı karar üretici dairelerin istek ve arzularıyla değil de imzalanan anlaşma metniyle ilişkisi olduğunu ifade etti. Makdisi; fakat istenen çözüme ulaşmanın sadece Suriye’nin değil aynı zamanda tüm tarafların plana bağlılığını gerektirdiğine dikkat çekerken, bunun Annan planıyla ilgisi olduğunu ve Suriye krizinin oldukça karmaşık olmasının yanında planı sabote etmek isteyen tarafların çok olduğunu ifade etti.
Makdisi; son olarak yüzlerce ton silah taşıyan ve yakalanan gemiler ve terör şebekelerinin yanında Şam, Halep ve Deyrezzor’u sarsan büyük terör patlamalarının görüldüğüne dikkat çekerek Suriye krizinde yeni bir faktörün ortaya çıktığını söyledi. Bu faktörün tekfirciler ve Kaide terör örgütünden gruplar olduklarına işaret eden Makdisi; batının Suriye’nin söylediği gerçeğin oldukça büyük ve ciddi bir tehlike teşkil ettiğini gayet iyi bildiğini belirtti.
Konunun Annan’ın elinde olmadığını, arkasında uluslararası güvenlik konseyinin tam olarak üstlendiği bir girişim bulunduğunu belirten Makdisi; güvenlik konseyinde sorumluluk düzeyinde olması gereken ülkelerin bulunduğunu ekledi. Makdisi sorumluluk düzeyinde olması gereken söz konusu bu ülkelerin; silahlı teröristlerin Suriye’ye geçmelerine yardımcı olmak, onları eğitmek, finanse etmek, barındırmak ve desteklemekten vazgeçmeleri için bölgedeki müttefikleri olan ülkelerle konuşması gerektiğine işaret etti.
Makdisi; Suriye’nin Annan planını kabul etmesinin, Annan’ın eskiden ve hala olduğu gibi sadece ve sadece BM temsilcisi olması itibarıyla geldiğine işaret ederek BM şemsiyesinin Arap Ligi şemsiyesinden çok daha büyük olduğuna dikkat çekti. Bunun arkasındaki nedenin çözüm bulmada Suriye’ye yardım etmekten vazgeçen tarafın Arapların kendileri olduğuna söyleyen Makdisi; aynı Arapların misak ve kanunlara aykırı olarak Suriye’nin Arap Ligindeki üyeliğini dondurduklarını ve Suriye’nin ulusal güvenlik-istikrarını sabote etmeye çalıştıklarının altını çizdi.
Makdisi Arap rolü tehlikesinin arttığını ifade ederken; bir kısım Arap ülkelerin Suriye’deki terör eylemlerinde hiç bir sınır tanımayan silahlı gruplara nitelik ve nicelik açısından daha fazla silah temin etme, onları finanse etme, barındırma, eylemlerini örtbas etme ve NATO tarafından Suriye’ye askeri saldırı çağrısında bulunmaya başladıklarını ifade etti. Makdisi; tüm Araplara sağladığı yardımlar ve destek nedeniyle irfanı hakkeden Suriye’ye yardım etmeye çalışması yerine dezenformasyon ve iftiralarla Suriye dosyasını güvenlik konseyine taşıyan Arap Ligi genel sekreterini eleştirdi.
Suriye krizinin çözüm çabalarında Arap Liginin hiç bir rolü yada misyonu olmadığını belirten Makdisi; Ligin, çözüm parçası olması yerine sorunun bir parçası olduğuna işaret etti.
Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığı resmi sözcüsü Makdisi; Arap Liginin tutumlarını pratikte düzeltmesi durumunda Suriye’nin bu ligin mevcut rolünü değil de beklenen ve olması gereken rolüne ilişkin tutumunu gözden geçireceğini söyledi.
