Amerikaİran

ABD Adalet Bakanlığı’nın Devrim Muhafızları’na karşı iddianamesinde İsrail mafyasının rolü

ABD Adalet Bakanlığı bir iddianame yayınlayarak, bu bakanlığın Devrim Muhafızı üyesi olarak nitelediği Şehram Pur Safi isimli bir kişinin, eski Amerikan yetkililerinden John Bolton ve Trump yönetiminin diğer bir yetkilisine yönelik suikast için bir Amerikan vatandaşını kiraladığını ileri sürdü.

Bu girişimden amacın, Devrim Muhafızları Kudüs Gücü eski komutanı Şehit Korgeneral Kasım Süleymani suikastını telafi etmek olduğu ifade edildi.
Bilindiği üzere ABD’nin eski Başkanı Donald Trump’ın doğrudan talimatı ile İslam İnkılabı Muhafızlar Ordusu eski Kudüs Gücü Komutanı Korgeneral Kasım Süleymani’ye yönelik Bağdat’ta Amerikan ordusunca düzenlenen suikast sonucu şehit oldu. Ancak İran olayın yaşandığı günlerin hemen ardından milyonlarca İranlı’nın duygularının zedelendiği bir ortamda Hac Kasım Süleymani’nin suikastının intikamını Amerikan İHA’sının havalandığı ve Amerikan askerlerinin konuşlandığı Ayn el Esed üssüne füze yağdırarak, almış oldu. Bu saldırıdan kurtulan Amerikan askerleri, hala o günlerin korkunç kâbusundan kurtulamamış ve beyin travması yaşamaktalar.
Bu yüzden şimdi ABD Adalet Bakanlığı, sözkonusu iddianameyi gündeme getirmekle hangi hedef peşinde olduğu sorusu ile birlikte acaba ABD Adalet Bakanlığı, bu olayda bağımsız bir aktör mu hareket etmekte, yoksa başkalarının etkisi altında mı kalacağı sorular gündeme geliyor.
ABD Adalet Bakanlığı’nın hazırladığı iddianame, belgelenmiş bir adli metinden ziyade, önceden hazırlanmış bir senaryoya benziyor. Aslında Birkaç sene önce CIA’nin Suudi Arabistan’ın eski Washington Büyükelçisi Adil Cübeyr’e suikast ile ilgili senaryosu veya MOSSAD’ın Devrim Muhafızları’nı 3 Amerikan, Fransız ve Türk vatandaşına eşzamanlı suikast iddiası gibi senaryoyu çağrıştırıyor. Daha sonra, MOSSAD’ın suikastı yapacağını iddia ettiği kişiyi kaçırarak, baskı altında itiraf aldığı da ortaya çıktı.
Yapısal ve zaman dilimine göre, bu tür iddianamenin yayınlanması, en az iki konu ile ilgilidir ki Batı medyası bunlara değinmekten kaçınıyor:
Birincisi, nükleer anlaşma görüşmeleridir ki AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’in önerisi uyarınca yeniden başladı. İranlı taraf, müzakerelerin Aşura gününden sonra, devam edeceğini beklerken, Batılı taraflar birden görüşmelerin son bulduğunu açıkladı. Bu durum, Batılı ülkeleri, müzakereleri bırakmaya zorlayan tarafların bizzat, ABD Adalet Bakanlığı’nı da alelacele ile, bu iddianameyi hazırlamaya zorlayanlar olduğunu gösteriyor. Bunu yapan da, Siyonist İsrail mafyasından başka birisi değil. Bu mafya, ABD’de ara seçimlerin yakın olduğu için yeniden harekete geçmiştir.
İkinci konu ise, ABD ekonomisinin durgunluk dönemine girmesidir. Bu nedenle, Biden yönetimi, rakibi Cumhuriyetçi parti gibi, kamuoyunun dikkatini iç ekonomik konulardan saptırarak uzaklaştırmak için güvenlik senaryolarına odaklanmış ve Eymen Zavaheri suikastının ardından başka bir güvenlik senaryosunu gündeme alarak Bolton ve Pompeo gibi Amerikan Evangelistlerine imtiyaz vermekle bir nevi Biden yönetimine yönelik eleştirilerini önlemeye çalışmakta.
Buna göre, bu sürecin ilerleyen günlerde de devam edeceğini ve Biden yönetiminin cumhuriyetçiler gibi, yeni güvenlik senaryo ve planları gündemine taşıyacağını şimdiden söylemek mümkündür./

Başa dön tuşu
Bugün 19 Eylül 2026 (12) içerik yüklenmiştir.