
Pazar gecesi Ürdün’ün kuzeydoğusundaki Amerikan askerî üssüne düzenlenen ve en az üç Amerikan askerinin ölümü ve onlarcasının yaralanmasıyla sonuçlanan saldırının ardından aralarında Başkan Joe Biden’ın da bulunduğu bazı Amerikalı yetkililer, bu saldırının Suriye’de faaliyet gösteren İran destekli gruplar tarafından gerçekleştirildiğini iddia etti.
Son aylarda Amerikan güçlerinin veya Siyonist rejimin Batı Asya’daki mevzilerine yönelik her saldırının ardından genellikle Batılı yetkililer ve medya, Siyonist rejime verdiği destek nedeniyle bu saldırıların ana nedeni olarak İran İslam Cumhuriyeti’ni tanıtmaya çalıştı. Direniş grupları ve elbette İslami İran direniş gruplarını desteklemeye devam etmenin önemini her zaman vurgulamış ve bu grupların karar ve eylemlerinde İran’dan emir almadıklarını belirtmiştir.
Daha önce, Hamas hareketi önderliğindeki Filistin direniş güçlerinin 07 Ekim’de başlattığı ve Siyonist rejimin caydırıcılığını ortadan kaldıran başarılı Mescid-i Aksa Tufanı Operasyonu’nun ardından bazı Amerikalı ve Siyonist çevreler, bu büyük istihbarat ve güvenlik zafiyetini telafi etmeye çalıştı.
Hâliyle Irak ve Suriye’deki ABD askerî üsleri, 17 Ekim’den bu yana direniş gruplarınca İHA, roket ve füze saldırılarıyla hedef alınıyor.
Siyonist rejimin Gazze Şeridi’ndeki saldırıları ve Washington’un bu rejime kapsamlı desteği sonrasında, Irak ve Suriye dâhil olmak üzere Batı Asya bölgesindeki İslami direniş grupları ve Yemen güçleri, ABD’yi bölgedeki Amerikan üslerini hedef alması konusunda defalarca uyardı.
Gazze savaşının başından bu yana İran İslam Cumhuriyeti, Siyonist rejimin Filistin halkına yönelik devam eden saldırıları ve ABD’nin işgal rejiminin Gazze ve Batı Şeria’daki katliam ve soykırımını topyekûn desteği nedeniyle bölgedeki çatışmaların kapsamının genişlemesi tehlikesi konusunda defalarca uyarıda bulundu.
İran ayrıca, Irak ve Suriye’nin ulusal egemenliğinin Amerikan güçleri tarafından sürekli ve defalarca ihlal edilmesini, Irak, Suriye ve Yemen’deki grup ve halklara yönelik bombalama ve saldırıları da bu istikrarsızlık döngüsünü alevlendireceği uyarısında bulunmuştur.
Son yıllarda ABD’ye yönelik en ağır saldırılardan biri olan Batı Asya’daki Amerika mevziine yönelik dünkü eylem, aynı zamanda Amerika’nın Gazze savaşında Siyonist rejime verdiği kapsamlı desteğin ve bölgedeki güvensizlik döngüsünün de bir sonucudur.
Dolayısıyla bölgedeki Amerikan mevzilerine yönelik saldırılarda İran’ın rol oynadığı iddiası, daha çok çatışmaların coğrafyasını genişletme ve kamuoyunun dikkatini ABD’nin mali ve askeri desteğini alan Siyonist rejimin Gazze’deki siyasi saldırılarıyla devam eden soykırımından uzaklaştırma girişimi olarak görülmelidir.
Gerçek şu ki, İran İslam Cumhuriyeti’nin direnişin meşru hakkı olan kendini savunma ve işgalci ve saldırganlara karşı koyma hakkına verdiği destek her zaman devam etmiş ve defalarca vurgulanmıştır ancak bu, İran İslam Cumhuriyeti’nin direniş gruplarının eylem ve operasyonlarına müdahale etmek anlamına gelmemektedir.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Naser Kenani bu konuyla ilgili yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: Bölgedeki direniş grupları karar ve eylemlerinde İran İslam Cumhuriyeti’nden emir almıyor, İran İslam Cumhuriyeti de direniş gruplarının Filistin milletini nasıl himaye etme veya kendilerini ve ülkelerinin halklarını her hangi bir saldırı ve işgal karşısında savunmaya ilişkin kararlarına karışmıyor.
Dışişleri Sözcüsü ayrıca, İran’a yönelik temelsiz suçlamaların tekrarlanmasının kendi çıkarını ABD’nin bölgede yeniden bir savaşa sürüklenmesi ve krizin büyümesi ve genişlemesi için bu ülkenin kışkırtılmasında görüp, böylece kendi sorunlarının üstünü örtmeye çalışanların bir komplosu olduğunu kaydetti.
Açıkçası Batı Asya bölgesi, işgal eylemleri ve terör örgütlerini desteklemeleri dâhil olmak üzere Siyonist rejim ve ABD’nin politikaları yüzünden kargaşalı ve güvensiz bir bölgeye dönüşmüştür. Son aylarda da Siyonist rejimin soykırımı ve ABD’nin bu rejimin cinayetlerini desteklediği için bu olaylarla daha da tırmanmıştır.
