İranAfganistanHindistan

Ali Şemhani Üçüncü Yeni Delhi Bölgesel Güvenlik Diyalogları oturumunda İran’ın bölgede sürdürülebilir bileşenleri hakkındaki tutumunu ve bakış açısını açıkladı

Ali Şemhani, Afganistan’ın Amerika tarafından işgalinin sonuçları ve etkilerini hatırlatarak şu açıklamada bulundu: ” 20 yıl önce Amerika Afganistan’ı Taliban ve El Kaide ile mücadele ve terörizme karşı koyma iddiaları ile işgal etti ve sonuçta bu krizzede ülkenin tüm bileşenlerini daha da olumsuz hale getirdi. ”

İran ulusal güvenlik yüksek konseyi sekreteri Amerika’nın iddia ettiği devlet ve millet kurma senaryosunun gerçekleşmediğini belirterek sözlerine şunları ekledi: ” Amerika aşağılanmış bir şekilde yenilgiye uğrayarak, çaresiz bir şekilde ülkeden kaçtı. Bugün ise Afganistan dağlar kadar sorunlar ile karşı karşıya kalmıştır. İşte bu ülkeyi sağlam limana ulaştırmak bizim görevimizdir. ”

Yabancıların bölgede güvenliği korumak bahanesi ile bulunması stratejik bir hata idi. Bu hatanın bedelleri ise bölge ülkelerine yüklenmektedir. Afganistan ve Irak bu alanda iki gözle görülür somut örnekler sayılırlar.

Günümüzde bölge ülkeleri ve uluslararası toplum Amerika’nın bölgeyi istikrarlaştırıcı ve güvensizliği arttıran rolünden tamamen haberdardırlar.

Siyasi meseleler analisti Kasım Muhibbali şu değerlendirmede bulunmaktadır: ” Amerika ve Siyonist Rejim İsrail, kimi bölge Arap ülkelerinin de işbirliği ile Suudi Arabistan ile beraber hareket ederek bölgede güvenlik çatışmaları, krizler ve gerilimler yaratma amacı peşinden koşmaktadırlar. ”

Amerika ise yirmi yıllık taciz ve işgalin ardından sefil bir şekilde skandal bir biçimde Afganistan’dan çekilmek zorunda kalmasına rağmen bölgedeki şom planları ve kriz yaratma arzusu hala devam etmektedir. Bu bileşenlerin incelenmesi bölgede istikrar ve güvenliği bozan faktörler hususunda ortak kavrayışın sağlanması yönündeki ilk adım da sayılır.

Bu açıdan Yeni Delhi oturumunun amaçlarını üç başlık altında incelemek mümkün olacaktır.

İlk husus, bölgede güvenlik istikrarsızlığının ve istikrarı bozan temel unsurlar ve akımlarının nedenlerinin incelenmesidir. Gerçekte Amerika’nın stratejik amaçlarından biri de bölge ülkelerinin Amerika’ya bağlı olarak görülmesidir. Bu yöntemi, İngilizler Amerikalılardan önce izlediler. Hindistan’da veya Fars Körfezinde tefrika ve ihtilaflar yaratarak bölge milletlerinin zenginliklerini ve servetini yağmalamaya odaklandılar.

İkinci mesele, bölgede güvensizlik sonuçlarının ve etkilerinin aydınlanması ve ekonomilerin geride kalmasındaki etkisini, ihtilafların ve güven yoksunluklarındaki etkisini bölge ve komşu ülkelerin dostane ilişkilerini bozmasındaki etkisini ifşa etmektir.

Üçüncü husus, bölge ülkelerinin işbirliği çerçevesinde ortak güvenlik stratejilerinin belirlenmesi için yapıcı ve etkin görüşlerin bildirilmesidir.

Bu açıdan İran İslam Cumhuriyeti ulusal güvenlik yüksek konseyi sekreterinin sözleri ve İran’ın bölgesel istikrar ve güvenliğin korunması hususundaki görüşünü ve bakış açısını aydınlatan açıklamaları iki açıdan ele almak mümkün:

İlk husus, dış müdahale ve yabancı güçlerin varlığına ihtiyaç kalmadan bölgesel yakınlaşma ve “kolektif ” güvenlik kavramının ortak kavrayışına dayalı modele esasen “herkes için güvenlik” ilkesine yapılan vurgudur.

İkinci husus, Amerika’nın bölgedeki maceraperestliğinin hedeflerinin ifşa olunmasıdır.

İran İslam Cumhuriyeti tekfirci terör karşısında hem Suriye’de hem Irak’ta direndi. Bu şekilde bölgesel ve küresel barış ve istikrarı korumakta rolünü ifa etmeye çalıştı.

Şimdi de Ali Şemhani’nin açıkladığı gibi, İran Afganistan içi ve dışındaki aktörler ile işbirliği yaparak, Afganistan halkı ve komşuları ve sonuçta bölge lehine olan planlara doğru hareket etmek istiyor.

Başa dön tuşu
Bugün 29 Kasım 2022 (10) içerik yüklenmiştir.