Kuzey Amerika

Amerika’da Irkçılık ve Ayrımcılığın Devam Etmesi

Şiddet ve etnik ayrımcılığı, Amerikan toplumunda ciddi ve yaygın bir sorun olmaya devam ediyor. Birçok göçmen ve beyaz olmayan insan ciddi şekilde saldırıya uğruyor. Son gelişmede, 65 yaşındaki Asyalı bir kadın, New York’un Manhattan bölgesinde yürüyüşte çıktığı sırada güpegündüz bir kişi tarafından saldırıya uğrayıp adamın tekmeleri ile yere serilerek dövüldü.

Bu olay, son aylarda Asyalılar ve beyaz olmayanlar da dahil olmak üzere farklı ülkelerden gelen göçmenlerin saldırıya uğradığı ikinci olaydır. Asya Kökenli Amerikalılar Merkezine göre, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Asyalı-Amerikalı yaşlıların yarısından fazlası, koronavirüs salgını sırasında ırkçı duyguların kurbanı oldu. Eski Başkan Donald Trump’ın şiddetle Kovid-19 salgını için Çin’i suçlu tutması ve bu yöndeki iddiaları da , bu saldırıları yoğunlaştıran faktörlerden biridir.

Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Asya Kökenli Vatandaşlara Karşı Nefreti Durdurun topluluğu direktörü Catherine Ramakrishnan şöyle diyor: “2020 yılına kadar, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Asyalılara karşı korona virüs salgını ile ilgili 2 bin 800’den fazla bağnazlık ve nefret saçan suç raporu oldu. Birçok benzer olay da gizli kaldı. ”

Göçmenlere yönelik ırk ayrımcılığı ve şiddet meselesi, Amerikan toplumunda yeni bir konu olmasa da, son dört yılda eski ABD Başkanı Donald Trump’ın yaklaşımı nedeni ile şiddetlendi, öyle ki yargı sürecinde bile cezalandırma için bir acele söz konusu değildir. Bu bağlamda, George Floyd’un aile avukatı Jeff Storms, Amerikan halkını siyahlara karşı kasıtlı suçlara kayıtsız kaldıkları için eleştirip, Amerikalıları siyahilere yönelik baskılara kayıtsız kalmamaya çağırdı. George Floyd, Mayıs 2020’de Minneapolis, Minnesota’da bir Amerikan polis memuru tarafından vahşice öldürülen siyahi bir Amerikan vatandaşıydı.

Bu vahşice girişim, birçok Amerika eyaletinde sivil protestolara yol açmasına, şiddet ve ırk ayrımcılık, çok sayıda vatandaş ve insan hakları aktivisti tarafından bir kez daha kınanmasına rağmen, cinayeti gerçekleştiren polise karşı herhangi bir işlem yapılmadı.

Koronavirüs salgını devam ettiği bir sırada renkli derililer ve göçmenlerin daha zor durumda kaldığı söylenebilir. Koronavirüs aşılanması, ilaç ve tedaviye erişim sürecinde, hatta mezarlıklarda bile yaygın ayrımcılığa maruz kaldıkları söylenebilir. Tanmay Hill bu hususta şöyle bir rapor yayımladı: “Sistematik ırkçılık Amerikan kamu yaşamında eleştiriliyor, ancak Amerikan mezarlıklarında da gizlice uygulanıyor. Öyle ki Oaklin Springs Mezarlığı’ndaki yetkililer sadece beyazların gömüldüğü mezarlığa eyaletin siyahi polisi direktör yardımcısının gömülmesine izin vermedi.

New York Belediye Başkanı Bill de Blasio, Amerika’nın bu kentindeki Korona aşılanmasında ırksal eşitsizliği doğrulayıp, siyahi ve Latino vatandaşların beyaz ve Asyalı vatandaşlara kıyasla çok düşük bir yüzdesinin korona aşısı aldığını söyledi.

Ayrımcılık, Amerikan toplumunun inkar edilemez bir gerçeğidir. Başkan Joe Biden, son dönemde Amerika’da sistematik ayrımcılığı ve ırkçılığı kabul edip reform yapma sözü vermesine rağmen, beyaz üstünlükçü düşüncenin, ayrımcı yazılı ve yazılı olmayan yasaların etkisi, göçmenlere ve siyahilere ve onların eğitim ve refahı gibi imkanlara erişim eksikliği, ırk ayrımcılığının faillerine karşı cezai tedbirlerin olmaması, tüm sloganlara rağmen, göçmenlerin ve beyaz olmayan insanların baskı ve taciz altında kalmasına ve ayrımcılığın fiilen ortadan kalkmamasına neden olmuştur. Halbuki Biden seçim kampanyasında bu ayrımcılığı kaldırma sözü vermişti ve slogan olarak bu hususu kullanmıştı.

Başa dön tuşu
Bugün 30 Temmuz 2021 (20) içerik yüklenmiştir.