Amerika’nın bölgesel konumunun zayıflaması

Bölgenin nüfuz rekabeti aşamasına girdiğini belirten uzmanlar ve siyasi gözlemciler, bu aşamanın Suriye’deki Amerikan işgalinin sona ermesine yol açacağını öne sürdüler.
Siyasi uzmanlara göre dünya kamuoyu, özellikle Suriye’deki Amerikan varlığına ve işgaline karşıdır. Siyasi uzmanlar diyor ki: Bugün Suriye konusu, uluslararası toplumun ve ABD’nin önceliklerinin ve ilgilerinin üst sıralarında yer almıyor ve bu nedenle ABD’ye baskı kurarak ABD üzerinde baskının arttırılması için uygun koşulları yaratmak mümkün. Böylece bu zararlar ciddi düzeyde olmasa da yıpratma savaşının temelini oluşturabilir. Böylece Amerikalılar, Suriye’deki planlarının stratejik perspektifi olmayacağını bunun tüm bu masraflara ve zararlara katlanmaya değmeyeceğini düşünebilir.
Stratejik konulardaki uzmanlar, siyasi bir çıkmazla karşı karşıya kalan Amerikan tutumlarının geçmiş deneyimlerine işaret ederek, şunları belirtmektedirler:” Lübnan’da ABD Deniz Piyadeleri karargahı saldırıya uğradığında Amerikalılar, güçlerinin varlığını güçlendirmek yerine geri çekildiler. Bu deneyim ABD’nin Somali’ye müdahalesiyle tekrarlandı.” Bu uzmanlar, Amerikalıların net bir siyasi ufku olmadığında ve aynı zamanda kayıplar yaşadıklarında, geri çekilme ve sahayı terk etme eğiliminde olduklarını hatırlattı. Bölgedeki bazı uzmanlar da Amerika’nın bölgedeki rolünün zayıflaması ve gerçek güçlerin boşlukları doldurma çabalarının ardından bölgenin nüfuz yarışına girdiğine inanıyor. Amerika’nın bölgedeki varlığının azaldığına işaret eden bu uzmanlar, Suriye’deki mevcut gelişmeleri, Amerika’nın bölgede kaybettiği nüfuzunu geri kazanma çabalarına bağlıyor.
Onlara göre Amerika, bölge ülkeleri arasında herhangi bir yakınlaşma yaratma girişimini etkisiz hale getirmek için bölgesel meselelerde gerilimi artırıyor. Bu uzmanlara göre İran ve Rusya’nın Suriye’deki varlığı, bu ülkedeki tek meşru taraf olarak kabul edilen Suriye hükümetinin resmi talebi üzerinedir ve bu nedenle bu iki ülkenin Suriye’deki varlığının niteliği Amerikan üslerinin varlığına benzer değildir. Suriye’deki Amerikan varlığına karşı başından beri bir direniş olduğunu vurgulayan siyaset uzmanları, Amerikan varlığına karşı direniş harekâtını harekete geçirmek için siyasi karar alınması gerektiğini belirtti.
Bu uzmanlar, direnişin askeri kabiliyetindeki artışa da işaret ederek, bu savunma kabiliyetinin Amerikan üslerini hedef haline getirdiğine ve bunun bu yüzleşme için yeni bir denklem çizdiğine dikkat çekti. Bölgedeki siyasi uzmanlar, Batı Asya bölgesinin artık nüfuz rekabeti aşamasına girdiğini, Amerikalıların bölgede uydularını ve ajanlarını harekete geçirerek bölgede kalmak istiyor. Ancak Suriye’deki önemli aktörlerden İran’ın da son tepkisi çok netti ve İran’ın bu yüzleşmede ileri gitmeye hazır olduğu gerçeğini doğruluyordu. ABD’nin Suriye’deki son büyükelçisinin Kongre’deki ifadesinde ABD’nin Suriye’deki varlığının belirsiz bir misyonu olduğunu defalarca ifade eden sözlerine atıfta bulunmak yerinde olacaktır. Basın röportajlarında da bu büyükelçisi şunları söyledi: “Amerika’nın Suriye’deki varlığını sona erdirmek için birkaç Amerikan askerinin cenazesinin Amerika’ya dönmesi görmek yeterlidir.”
