AmerikaKüba

Amerika’nın Küba’ya yaptırımları uzatması

Amerika başkanı Donald Trump Beyaz Saray’a geldiğinden beri Washington’un Latin Amerika’daki en güçlü solcu ülkelerden Küba’ya yönelik hasmane siyasetlerini yoğunlaştırarak, Küba’daki solcu hükümeti devirmeye çalışmıştır. Bu çerçevede Trump Havana ile husumetini daha açık bir şekilde gözler önüne sererek Küba’ya yönelik yaptırımları 14 Eylül 2021’e kadar uzattı.

Trump, bu konuda yaptığı açıklamada, “Bence Küba’ya yönelik bu yaptırımların bir yıl daha uzatılması Amerika çıkarlarına hizmet edecektir.” Dedi.
Washington hükümetinin yaptırımlarına göre Amerikalı şirketler Kübalı taraflar ile ticaret yapamazlar.
Trump göreve başladığından itibaren Barack Obama döneminde ikili ilişkilerin iyileşmeye başlamasına bakmayarak, Washington ile Havana ilişkilerini azaltacak hasmane girişimlerde bulunmuştur.
Küba ile düşmanlıkta Trump’tan daha sert bir tavır takınan Amerika dışişleri bakanı Pompeo ise Ağustos 2020’de Amerika ile Küba arasında charter uçuşların durdurulduğunu bildirmişti. Amerika 60 yıla yakın süredir Küba’ya temelsiz bahaneler nedeni ile yaptırımlar uyguluyor.
Küba cumhurbaşkanı Miguel Diaz Canel ise Trump’ın ülkesine karşı girişimlerini, Küba devrimini yok etmek doğrultusunda olduğunu belirterek bu hasmane tutumu eleştirdi.
Washington’un Havan’ya karşı hasmane tutumu uluslararası kurum ve kuruluşların eleştirilerine de neden olmuştur.
Birleşmiş Milletler’e bağlı bazı uzmanlar Ağustos 2020 raporlarında Amerika’nın Küba ve Venezuela vatandaşlarına hem de koronavirüs salgını sırasında yaptırımlarını eleştirerek insan hakları ihlalleri bahanesi ile hayata geçirilen bu yaptırımların gerçekte insanların ölümüne sebep olduğunu ve onları sağlık, gıda ve yaşama gibi temel haklarından bile mahrum bıraktıklarını belirtmişlerdir.
BM özel raportörlerinden Alina Dohan Küba’ya yönelik yaptırımların kaldırılması veya azaltılması çerçevesinde çabaların arttırılmasını ve bu sayede Küba halkına sağlık ve tıbbi malzeme sağlanmasını istedi.
Amerika’nın Küba’ya yönelik tehditleri ve ağır mali ve ekonomik yaptırımlar uygulamasından amacı bu ülkedeki solcu hükümeti oldukça zayıflatmak ve sonunda da devirmektir.
Küba’nın Ottava büyükelçisi Josefina Vidal’e göre “Donald Trump hükümetinin son girişimleri, Küba’da istikrarsızlığa sebep olmuştur.”
Görünen o ki Trump hükümetinin genel hedefi, sırf Küba’ya yönelik baskıları arttırmak değil Latin Amerika’da bulunan tüm solcu yönetimlerine göz dağı vererek onlara baskı uygulamaktır.
Gerçekte Amerika özellikle Küba ve Latin Amerika’da diğer solcu hükümetler özellikle Venezuela ve Nikaragua hükümetlerini devirmek için onlara baskı siyasetine vurgu yapıyor.
Nitekim Washington’un yaptırım siyaseti sırf Küba’ya yönelik değil ve Venezuela’yı da hedef almıştır.
Solcu hükümetlerin görevde olduğu her iki ülke de Washington’un sultacı siyasetlerine karşı çıkarak Amerika’nın yıpratıcı baskılarına karşı hayatını sürdürüyor.
Uluslararası meseleler uzmanı Reza Resalet ise şöyle diyor: “Amerika, yaptırım siyasetini, ilişkilerini düzeltmek ve ideolojik hedeflerine ulaşmak için kullandığını göstermiştir. Nitekim Küba’ya yönelik yaptırımlar da bu türdendir.”
Washington’un kinci siyasetlerinin devamı ise Havana ve Karakas’ın tepkilerine yol açmıştır.
Venezuela Amerika’yı ekonomik savaş çıkarmak ve hükümeti devirmekle suçlayarak uluslararası adalet divanına bu hususta şikayette bulunmuş.
Havana hükümeti de Beyaz Saray’ı felç edici ekonomik baskıları arttırmak ve bu ülkede kargaşa ve isyan sebebiyet vermekle suçlayarak konuyu BM’e taşımıştır.
Aslında Amerika Monroe Doktrini çerçevesinde Latin Amerika’yı arka bahçesi olarak görüyor ve bu yüzden hep bu ülkelerin içişlerine müdahaleyi kendi hakkı görüp özellikle de solcu hükümetleri devirmeye çalışıyor.
Washington’un yaklaşımı bu ülkenin emperyalist ve sultacı özünü daha açık bir şekilde gözler önüne sermektedir. Buna rağmen Amerika’nın Venezuela, Küba ve Nikaraguay’a karşı yaklaşımı ise açık bir yenilgi ile sonuçlanmıştır.

Başa dön tuşu
Bugün 22 Haziran 2021 (34) içerik yüklenmiştir.