Arabistan yetkililerinin İran karşıtı iddialarının tekrarlanması

Suudi Arabistan dışişlerinden sorumlu bakan Faysal bin Ferhan, İran İslam Cumhuriyetinin barışçıl nükleer çalışmaları ve savunma kabiliyetini batı Asya bölgesi için tehdit sayıldığını iddia etti.
Suudi Arabistan dışişleri bakanının iddiaları, yeni bir şey olmayıp, tekrardan ibarettir. Faysal bin Ferhan ve ondan önce de Adil el-Cubeyr de hiçbir kanıt göstermeksizin İran İslam Cumhuriyetine karşı temelsiz iddialarda bulundular. İran’ın nükleer çalışmaları ve füze gücü bölgenin güvenliğini tehdit ediyor, İran nükleer programı uluslararası sorumluluklarla çelişiyor, İran Arap ülkelerin içişlerine karışıyor gibi iddialar, Suudi yetkililer bu cümleden eski ve yeni dışişleri bakanlarının İran İslam Cumhuriyetine karşı eskiden beri ileri sürdükleri tekrardan ibaret iddialarıdır.
Fakat tüm bu iddiaların tekrarı her şeyden çok, Arabistan’ın özellikle son 10 yılda dış siyasetinde aldığı yenilgiler ve bölgede güç dengesinin İran’ın lehine değişmesinden kaynaklanıyor. 2011 yılında Arap ülkelerinde yaşanan ayaklanmaların ardından Al-ı Suud rejimi benzer gösteriler ve protestolara sahne olmaktan korkuya kapıldı, bu yüzden büyük paralar harcayarak halkın itiraz gösterilerini bastırarak bu kıyamların yayılmasını engellemeye çalıştı.
Suudi Arabistan aynı zamanda Arap ülkelerin içişlerine müdahale ederek halk ayaklanmalarının sonuca ulaşmasını engelledi. Suriye ise Al-ı Suud ve direniş hareketine karşı olan diğer ülkelerin en önemli müdahale alanıdır. Temel hedef de Suriye hükümetini devirmekti, fakat İran İslam Cumhuriyeti ve direniş ekseninin destekleri, Suriye’nin terörizm ile mücadelede başarılı olmasını sağladı.
Buna ilaveten Suudi Arabistan’ın Yemen’e karşı savaşta da Al-ı Suud açıkça yenilgiye uğradı ve şimdi Arabistan’ın sınırlarının yanı başında kimlik açısından İran İslam Cumhuriyetine yakın olan Ensarullah hareketi bir hükümet kurmuştur. Tabi Lübnan ve Irak’ta da yaşanan durum, Suudi Arabistan’ın lehine değildir.
Bu duruma bakıldığında, Suudi Arabistan İran İslam Cumhuriyetini suçlamak ve siyonist rejim İsrail’e yaklaşmakla İran karşıtı iki hedef amaçlıyor. Birinci hedef İran İslam cumhuriyetine karşı dünya baskısını arttırmaktır, bu da Amerika’da Donald Trump’ın görevde olduğu süre içinde gerçekleşti fakat Katar ve Türkiye ile aynı zamanda çatışmaya girmek, Cemal Kaşıkçı’nın feci cinayeti, Yemen’in günlük bombalanmasının sürmesi, ülke içinde insan haklarının açık bir şekilde ihlal edilmesi, Suudi prenslerin tutuklanması ayrıca Trump’ın tek yanlı siyasetlerine karşı olan ülkelerle mücadele ve Amerika’nın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde inzivaya sürüklenmesi, Riyad hükümetinin dünya tarafından baskıya alınmasına sebep oldu.
Arabistan’ın ikinci hedefi ise siyonist rejim ile yazılmayan bir koalisyon çerçevesinde bölgede İran İslam cumhuriyetine karşı güç dengesini kurmaktı. Amerika’da Donald Trump’ın yenilmesi, işgal altındaki Filistin topraklarında iç krizin yoğunlaşması ve Amerika’nın İran’a karşı maksimum baskı siyasetinin yenilgiye uğraması ise pratikte İran’a karşı bölgede denge çalışmalarının gerçekleşmemesine sebep oldu.
Şimdi Arabistan yetkilileri ve başta dışişleri bakanı Faysal bin Ferhan’ın İran karşıtı iddiaları daha çok Amerika’da yeni hükümetin dış siyasetini etkilemek amacıyla tekrarlanıyor. Fakat Amerikalı yetkililer ve bu cümleden dışişleri bakanı Antony Blinken açıkça Suudi Arabistan’ın siyasetlerini eleştirerek dolaylı olarak Arabistan’ın Yemen siyasetlerini batı Asya’da güvensizlik ve tehdidin sebebi olduğunu belirtiyorlar.
