
İslamî Direniş Hareketi (Hamas), dün iki günlük çalışma programını bitiren Arap Zirvesi’yle ilgili yaptığı açıklamada, zirveden çıkan sonuçların Filistin halkının beklentilerine ve Arap halklarının umutlarına tercüman olmaktan uzak olduğunu belirtti. Hareket, zirvede alınan kararların başta Filistin halkına ve mukaddes mekânlara karşı her türlü tecavüzü sürdüren işgal rejimi olmak üzere ümmetin karşı karşıya olduğu tehditlere cevap vermekten uzak olduğunu da ifade etti.
Hamas hareketi dün akşam (28 Mart Pazar) sona eren zirve ile ilgili olarak yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Arap liderlerin, direnişi alternatif bir seçenek görmeden sadece düşmanla barış görüşmelerinden bahsetmeleri terör devletinin barbarlığını artıracaktır. Düşmanla barış görüşmelerine başlamayı, yerleşim birimlerinin durdurulması şartına bağlamaları da daha önceki tecrübelerde görüldüğü gibi anlamsız bir şeydir. Çünkü Arapların daha önce sundukları barış girişimine işgal rejimi daha çok yerleşim birimi inşa ederek cevap vermişti.”
Açıklamada ayrıca, Filistin halkıyla diğer halkların Arap yönetimlerinden, daha önce Güney Lübnan’dan ve Gazze’den düşmanı çıkarmayı başaran direnişi destekleyecek bir tavır göstermelerini ve bu seçenek etrafında birlik olmalarını beklediği kaydedildi.
Arap liderlerin sadece kuşatmanın kalkmasını temenni etmelerini ve bunun için ciddi bir adım atmamalarını garipsediklerini belirten Hamas, “Filistin halkı Arap liderlerinden Gazze kuşatmasını derhal kaldıracak bir karar bekliyordu. Rafah sınır kapısı tamamıyla Arapların sorunudur. Sınır kapılarının kapatılmasından sadece işgal rejimini sorumlu tutmak Arapları sorumluluktan kurtarmaz” dedi.
Arapların Kudüs halkını sadece sözle desteklemelerinin yeterli olmadığını belirten hareket, açıklamasını şu cümlelerle sürdürdü: “Arap ülkelerinin Kudüs’ü korumak için pratik adımlar atmaları gerekir. Arap ülkeleri; Kudüs’ü Yahudileştirme, Mescidi Aksa’ya zarar verme ve burada yaşayan Filistin halkını tehcir etme konusunda işgal rejimini dizginleyecek birçok baskı kartına sahiptir. Bu yönetimler en azından ülkelerindeki Siyonist büyükelçileri sınır dışı edebilir, işgal mallarını boykot edebilir ve ticari bürolarını kapatabilirler.”
