HaberlerAsyaAvrupa

Avrupa Birliği’nin Çin’e yönelik yaptırımları

Batı’nın Çin’e karşı baskı politikasının devamında Avrupa Birliği Amerika gibi Pekin’e karşı insan hakları bahanesiyle yaptırım kararı aldı. Washington, Avrupa’yı Çin aleyhindeki çalışmalarında kendi yanına almak için yoğun çaba sarf etti.

Bu bağlamda Avrupa Birliği 28 Temmuz’da Pekin yetkililerinin Hong Kong’daki gelişmelere karşı tutumunu bahane ederek, dünyanın büyük ekonomisi Çin’e karşı yaptırım kararı aldı. Amerika’nın Çin’e yönelik yeni yaptırımları, eylemcilerin bastırılmasında kullanılabilecek teçhizat ve ekipmanların Çin’e ihracatının kısıtlanmasını kapsıyor. Ayrıca Avrupa Birliği ülkeleri, Hong Kong sakinleri için iltica fırsatları ve vize kolaylığı sağlayacak yolları incelemekteler.
 Avrupa Birliği, bu bağlamda 2020 yılının sonuna kadar yeni adımlar atmaya çalışıyor. Çin’in Avrupa Birliği Temsilciliği’nden ise şu ana kadar bu yaptırım kararına bir tepki gelmiş değil.
Avrupa Birliği aldığı yaptırım kararı ile Amerika yönetiminin Çin’e karşı hasmane yaklaşımına bir adım daha yaklaşmış oldu. Washington’un Pekin’e karşı baskı süreci, ticari ve askeri boyutların yanısıra, insan hakları ve bu ülkenin iç işlerine müdahale boyutuna kadar genişlemiştir. Gelinen aşamada Washington, Avrupalı müttefiklerini  bu bağlamda kendi safına almaya böylece kendince Çin’e yönelik uluslararası inzivaya arttırmaya çalışıyor.
Amerika Dışişleri Bakanı Mike Pompeo bu bağlamda yaptığı açıklamada, Çin’in karşısında sadece Amerika değil dünyanın durduğunu ileri sürdü.
Burada önemli konu, kısıtlı olan Avrupa Birliği’nin yeni yaptırımları, Çin ile Avrupa Birliği’nin yatırım anlaşmasına varmak için yeni tur müzakerelere başladıkları günde olmasıdır. Bu anlaşma sayesinde Avrupa Birliği, Çin’in dev pazarına daha fazla ve adil şekilde erişebilmesini temenni ediyor. Buna rağmen Brüksel yetkilileri, Çin’in bu konulara rağbet göstermemesi halinde ikili ilişkilerin tehlikeye girebileceğini iddia ediyorlar.
Avrupa Birliği’nin Çin’e karşı yeni yaptırımları aynı zamanda, Brüksel’in Pekin’e karşı çifte yaklaşımını gösteriyor. AB ve Çin bir yandan Amerika’nın ticaret savaşı, nükleer anlaşmanın korunması, çok taraflılık ve uluslararası anlaşmalara bağlı kalınması gibi konularda Amerika’nın politikalarına karşı ortak yaklaşım içindeler. Aynı zamanda Atlantik Okyanusu’nun iki yakası arasında anlaşmazlıkların tırmanması nedeni ile, Avrupa Birliği, Amerika yerine ekonomik ve ticari münasebetleri için alternatif arayışındadır.
Öte yandan, Batı bloğunda yer alan Avrupa Birliği, Trump yönetiminin Hong Kong gelişmeleri ve insan hakları bahaneleriyle Çin’e baskı politikasını destekliyor.
Esasında, Brüksel ile Pekin ilişkilerinin gelişmesi, Avrupa’nın Çin’in girişim ve politikalarına tamamen katıldığı anlamına gelmiyor. Avrupalılar, Batı’nın genel yaklaşımı doğrultusunda, Güney Çin Denizi ve insan hakları dahil Çin’in iç meseleleri ile ilgi konularda Pekin’e yönelik eleştirel bir yaklaşım takip ediyor.
Nitekim Avrupa Konseyi Başkanı, Çin ile değer yargıları, siyasi sistemler veya çok taraflı yaklaşım konularında ortak görüşe sahip olmadıklarını, Avrupa Birliği’nin kat’i şekilde kendi değerlerine vurgu yaptığını kaydediyor.
Böylece, Brüksel’in çok taraflılık konusu ve insan hakları meselesi gibi mevzulara yönelik belli yaklaşımı gibi özel tutumuna vurgu yaptığı açıktır. Bu doğrultuda Avrupa Birliği ve Çin liderlerinin sanal ortam toplantısında, Pekin’e karşı Hong Kong ile ilgili Batı’nın suçlamaları yeniden gündeme getirildi. Onlar, Hong Kong ulusal güvenlik yasasını eleştirerek, Çin’de insan hakları durumundan endişeli olduklarını ileri sürdüler.
Bugün ise Avrupa Birliği, bu doğrultuda daha ileri giderek, Çin’e karşı yaptırım kararı aldı. Bu karar, ikili ilişkileri olumsuz etkileyebilir.

Başa dön tuşu
Kapalı
Bugün 14 Ağustos 2020 (30) içerik yüklenmiştir.