HaberlerAvrupaDünyaOrtadoğu

Avrupa’daki göç krizinin şiddetlenmesi

Britanya hükûmetinin göçmenlerle ilgili katı aldığı sıkı önlem eylemleri ve deniz sınırlarını kontrol etmek için engellerin yoğunlaştırarak genişletilmesine rağmen, Manş Denizi üzerinden Britanya’ya giren yasa dışı göçmenlerin sayısı her geçen gün artarak yeni bir rekora ulaştı. Bu yüzden Avrupa’daki göç krizi şiddetlenmeye devam ediyor.

Britanya Savunma Bakanlığı’nın bildirdiğine göre, Pazartesi günü 1.295 mülteci tekne ile bu ülkenin kıyılarına ulaşmayı başardı. Önceki rekor, 24 saat içinde 1.185 mültecinin gelmesiyle 11 Kasım 2021’de kaydedilmişti. 
Britanya hükûmetinin istatistikleri, 2022 yılının başından bu yana 22.670 sığınmacının kuzey Fransa’dan botla Britanya’ya yasa dışı yollardan ulaşmayı başardığını gösteriyor. Hâlbuki, geçen yıl aynı zaman diliminde 11.300 göçmen bu denizi geçerek Britanya’ya ulaşmıştı. Göçmenlerin Britanya’ya girişi, Manş Denizi’ndeki güvenlik önlemleri gittikçe zorlaştığı ve bu denizi geçmenin daha tehlikeli hâle geldiği bir sırada artıyor; ama yine de birçok göçmen tüm bu tehlikeleri göze alarak bu denizi geçmekle Britanya’ya ulaşmaya çalışıyor.
Manş Denizi, Fransa ile Britanya arasındaki bir su yoludur ve dünyanın en işlek gemicilik hatlarından biridir. Ancak son haftalarda Britanya’ya gelen göçmen dalgası nedeniyle haberlerin en üst sıralarında yer almıştır. Ukrayna’daki kriz, kuraklık ve göçün başlangıç noktası olan ülkelerdeki kötü güvenlik ve ekonomik durum, Avrupa’ya yeni yasa dışı göç dalgasının ana nedenleri olmuştur. Göçün varış noktası olan Britanya ve diğer Avrupa ülkeleri, göçmenler konusunda ve göçmenlerin girdiği deniz ve kara sınırlarını kontrol etmede katı önlemler aldı. Fakat tüm bu katı önlemlere rağmen göçmenler, ölüm tehlikesini göze alıyor ve yıpranmış ve güvensiz teknelere binerek Avrupa ülkelerine ulaşmaya çalışıyorlar.

Bu arada teknelerin batması ve çaresiz göçmenlerin ölümüyle ilgili şok edici haberler her geçen gün daha da artarak manşetlerde yerini alıyor. 
Geçen Kasım ayında, Manş Denizi’ndeki son yılların en ölümcül olaylarından biri yaşandı; Britanya’ya göçmenleri taşıyan bir şişme botun alabora olması sonucu 27 kişi Fransa kıyılarının soğuk sularında boğuldu.
Britanya muhafazakârlarının Avrupa Birliği’nden ayrılma hedeflerinden biri, göçmenlere muamelede hareket özgürlüğü ve insan hakları standartlarını göz ardı etmek dahi göçmenlerin giriş yollarını kapatmaktı. Bu yılın başlarında, Britanya İçişleri Bakanı Priti Patel, Doğu Afrika ülkesi Ruanda’ya mülteci göndermek için oldukça tartışmalı ve 120 milyon sterlin değerlinde bir anlaşma imzaladı. Bu plan, insan haklarını savunan örgütler ve Birleşmiş Milletler tarafından yoğun şekilde eleştirildi. Ruanda’ya mültecileri gönderen uçuşlar da Britanya mahkemeleri ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ndeki hukuki sorunlar sonucu durduruldu.
Göçmen kabul eden diğer Avrupa ülkeleri de göçmenlerle mücadele etmek için insan hakları standartlarını ve göçmenlerin haklarını ayaklar altında çiğneyerek görmezden geliyor.
Almanya basınından “Der Spiegel” dergisi , Yunanistan Sahil Güvenliği’nin sığınmacılara yönelik yasa dışı davranışlarına atıfta bulunduğu bir raporda, bunu “tüm Avrupa adına bir cinayet” şeklinde değerlendirdi.
Görünen o ki Dünyanın bir çok bölgesinde bizzat batının sebep olduğu güvenlik ve gıda krizi nedeni ile sığınmacıların Avrupa’ya girişiyle ilgili yaşanan derin sorun, önümüzdeki aylarda ya da yıllarda bile çözüleceğe benzemiyor.

Başa dön tuşu
Bugün 18 Haziran 2026 (25) içerik yüklenmiştir.