
Kasım ayı bize, hak gasbını, hakkı olmayan birine başkasının toprağını vermeyi, yüz yıl süren kanlı tarihi, oluk oluk Filistin kanının akıtıldığı uğursuz süreci hatırlatıyor. 2 Kasım 1917, İngilizlerin kendilerine ait olmayan Filistin toprağını Siyonistlere hediye ettiği gündür. Filistin toprakları Büyük Britanya’nın malı olmadığı halde cömertçe Siyonistlere peşkeş çekildi.
95 yıl önce dağınık Yahudi halkına Filistin’de toprak verme vaadinde bulunan İngilizler o günden sonra hep bu çeteleri desteklemiş, Filistin halkına karşı katliam yapmasına, köyleri yakıp-yıkmasına, Filistin halkını göçe zorlamasına sessiz kalmıştır. Yıllarca Siyonist işgal rejiminin hamiliğini yapan İngilizler, Filistin toprakları üzerinde yabancı ve gayri meşru bu çocuğun büyümesine katkı sağladılar.
Hukuki olarak Balfour Deklarasyonu aslında geçersizdir. O geçersiz olunca, onun bir sonucu olarak Filistin toprakları üzerinde inşa edilen İsrail adındaki terör aygıtı da hukuksuz, batıl ve gayri meşrudur. “Batılı gerektiren, batıl üzere kurulan, batıl yolla meydana gelen olgu da batıldır” ilkesi, bütün dünyada kabul görmüş geçerli hukuki bir ilkedir. Dolayısıyla batıl olan bu zemin üzere Arap ülkeleri ve uluslararası camia tarafından dillendirilen barış girişimleri de batıldır.
Balfour Deklarasyonu sonucu hukuksuz bir şekilde Filistin toprakları üzerinde kurulan işgal rejimi er ya da geç yok olacaktır.
