HaberlerDünyaOrtadoğu

Birleşmiş Milletler genel kurulu ve Batı Asya meseleleri

Birleşmiş Milletler 76. Genel kurulunda bir çoğu Batı Asya’da olan ve dünyanın mevcut sistemini yönelik başlıca tehditlere değinildi, fakat tehditlerin yönetilmesi için bilimsel çözüm yolu sunulamadı.

Birleşmiş Milletler 76. Genel kurul toplantısı New York’ta düzenlenmektedir. Ülkelerin resmi yetkilileri ve genel sekreter oturumda konuşmalar yaptılar. Bu oturum bir çok ülke yetkilisi tarafından dış siyasetlerini açıklamak ve de dünyanın başlıca tehditleri ve meselelerinin açıklanması için bir fırsat olarak değerlendiriliyor.
76. genel kurul toplantısının açılışında konuşan Birleşmiş Milletler genel sekreteri Antonio Guterres Dünya sistemine yönelik başlıca güncel tehditlere değindi. Guterres sözlerinde adaletsizlik, güvensizlik ve çatışmanın, günümüz dünya sisteminin başlıca tehditleri olduğunu ifade ederek sözlerini şöyle dedi: ” Dünyada insani değerler hiçbir zaman bugünkü kadar tehdit altında olmamıştı.”
Guterres bu durum sonucunda halkın sadece hükümetler ve kurumlara güvenlerini kaybetmekle kalmadığını, 75 yıldır Birleşmiş Milletler’de çalıştıkları barış, insan hakları, herkes için onur, eşitlik, adalet ve dayanışma gibi değerler de giderek solduğunu belirtti.
Batı Asya Birleşmiş Milletler’in değindiği tehditlerin bulunduğu bölgelerden biridir ve esasen bu tehditler Batı Asya’dan kaynaklanıyor. Adaletsizlik bu bölgede ister ülkeler içinde ve ister ülkeler arasında açıkça görülüyor. Bahreyn ve Arabistan’da Şiiler açıkça sistematik ve organize adaletsizliğe uğruyorlar.
İran İslam Cumhuriyeti 40 yıldan beri Amerika’nın zalimane yaptırımlarına maruz kalmış ve hatta son yıllarda da bu adaletsiz yaptırımlar daha da artmıştır. Üstelik korona salgını döneminde bile bu yaptırımlar azalmazken üstelik Amerika yönetimi İran’a ilaç yardımlarının da gönderilmesini engellemiştir.
Suudi Arabistan 2015 yılından  beri Yemen’e karşı savaşı sürdürüyor, Yemen’de yaygın bir güvensizlik yaratırken, son yıllarda dünya sisteminin en büyük insani krizinin oluşmasına yol açan bir savaş.
Buna ilaveten Arap-siyonizm-batı-Türk ekseni de Suriye krizinde teröristlere destek vererek Şam yönetimini yaptırım ile baskı uyguluyor ve bu ülkede krizin çapını genişleterek Suriye’nin geniş çapta güvensizlik yaşamasını sağlıyor.
Siyonist rejim ise Gazze’ye çok yönlü kuşatma uygulayarak bölgeyi dünyanın en büyük açık hava hapishanesine çevirmiş, her gün Filistinliler ile çatışıyor, sivilleri şehit ediyor veya yaralıyor.
Sadece Yemen ve Suriye krizleri sonucu 100 binlerce insan öldü veya yaralandı, yaklaşık 15 milyon insan da ülke içinde veya dışında avare oldu. Bu yüzden Guterres barış, haysiyet ve insani değerlerin sorgulandığından bahsettiğinde, batı Asya her bölgeden daha çok bu duruma sahne olduğunu unutmamak gerekir. 
Gerçi bu bölgenin bazı ülkelerinde adalet gibi insani değer ve kriterlerin dikkate alınmaması, söz konusu ülkelerin yönetim tarzına dönüyor fakat, çatışma, güvensizlik, barışın ve insani değerlerin yok oluşu ise başta Amerika olmak üzere yabancı güçlerin müdahalesi ve onların siyonist rejimin her gün Filistinlilere karşı cinayetlerine destek vermesi veya sessiz kalmasından dolayı yaşanıyor.
He hal karda BM güvenlik konseyinde yaşanan ve her yıl tekrarlanan ise, başta batı Asya’da olmak üzere insani krizin azaltılması için hiç bir pratik çözüm yolu sunulmamasıdır. 
BM genel kurullarına yönelik en önemli eleştiri ise, başta batı Asya olmak üzere dünyanın temel tehditleri için eyleme dönüşebilen önlemlerin alınmamasıdır. Bu teşkilat ve gerçekleştirdiği oturumlar da batılı güçler ve Siyonizm lobisinin kontrolü altındadır ve bu yüzden de yapılan oturumlar mevcut tehditlere karşı kesinlikle etkili olamıyor ve  hatta ülkelerin tutumlarında en ufak değişikliğe bile sebep olamıyor./

Başa dön tuşu
Bugün 10 Ağustos 2022 (15) içerik yüklenmiştir.