İslami Davet

BM İnsan Hakları Konseyi mi İnsan Hakları İhlalcileri Konseyi mi?

15 Ekim 2018 20:41

Bahreyn Meclisinin eski temsilcilerinden Ali el-Esved Pazar günü Twitter hesabından paylaştığı bir mesajda bu ülkenin insan hakları mezbahası olduğuna işaretle Alı Halife güçlerinin insan hakları gözlemcilerinin Bahreyn’e girmesini engellediğini yazdı.

Ali el-Esved Bahreyn’in Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi üyeliğine seçilmesine değinerek bu üyeliğin Alı Halife’nin paraları ve servetiyle elde edildiğini yazdı. Bahreyn Cuma günü yapılan seçimde Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi üyeliğine seçildi. Bahreyn’in insan hakları ihlallerindeki kabarık dosyasına bakıldığında bu seçim birçok eleştiriyle karşılaştı. Bahreyn 14 Şubat 2011 yılından beri Alı Halife karşıtı protesto gösterilerine sahne olmuştur. Bahreyn halkı, özgürlük, adalet ve ayrımcılığın ortadan kalkması ve halkın seçtiği bir hükümetin işbaşına gelmesini istiyorlardı ama Alı Halife Rejimi Ada Kalkanı harekâtı kapsamında Bahreyn’e gelen Suudi askerlerinin ve BAE’nin güvenlik güçlerinin desteğiyle halk protestolarını şiddetli bir şekildi bastırdı. Batı Asya’nın en küçük ülkesi olan Bahreyn, insan hakları kaynaklarının bildirdiğine göre en çok siyasi mahpusa sahip olan ülkedir. Durum böyle olunca akla gelen ilk soru insan hakları alanında böylesine büyük sorunlar yaşayan ülkelerin BM İnsan Hakları Konseyi’ne nasıl üye seçildiğidir. Bu arada yönetim şekli uzun zaman monarşi olan ve hiçbir zaman demokrasinin hakim olmadığı Bahreyn gibi bir ülkenin Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi üyeliğine seçilmesi, seçilen başka üyelerin yanında çok daha fazla şaşırtıcıdır. BAE’nin yerine geçecek olan Bahreyn, Suudi Arabistan’ın da yer aldığı grupta yer alacak ve böylece Yemen çocuk ve kadınları Amerika yapımı silahlarla öldürmekte daha rahat davranacaktır. Suudi Arabistan ise ikinci kez Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyinde yer alıyor. Hâlbuki bu ülkede medeni ve medya aktivistlerinin hapse atılması ve idam edilmesi şiddetli bir şekilde devam etmektedir. Bu sıralarda Arabistan’lı gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın İstanbul’daki Suudi Arabistan başkonsolosluğuna gittikten sonra ortalardan kaybolması da İnsan Hakları Konseyi’ndeki terör krallıklarının varlığının ehliyetsizliğinin açık bir örneğidir.

İnsan Haklarını İzleme Örgütü Bahreyn’deki vahim insan hakları durumuna dayanarak bu ülkenin BM İnsan Hakları Konseyi’ne üye olarak seçilmesini komik olarak değerlendirdi. Bu bağlamda, Bahreyn’deki 14 Şubat Koalisyonu bir bildirge yayımlayarak Bahreyn’nin bu konseye üye seçilmesinin yerine bu ülkedeki insan hakları ihlalleri dosyalarının yeniden açılmasını isteyerek Bahreyn halkının haklarını her gün ayakları altına alan Alı Halife rejimini kınadı.

Kamuoyu tarafından böylesi isteklerin ifade edilmesi bile Bahreyn’in dolarları ve diğer Arap hakimleri özellikle de Suudi Arabistan ve Batı’nın ortam hazırlaması ve BM İnsan Hakları Konseyi’ndeki mafyalar vasıtasıyla BM İnsan Hakları Konseyi üyeliğini engelleyemedi. Batı’nın bu üyeliğe ortam hazırlaması doğrultusunda Avrupa Birliği temsilcisi Riyad’da Shaw ödülünü, 2014 yılında Fars Körfezi’nde sözde insan haklarını güçlendirmek doğrultusundaki çabaları ve çalışmaları yüzünden Bahreyn İçişleri Bakanlığına bağlı İnsan Hakları Ulusal Enstitüsü’ne vermesiydi. Batılıların Alı Halife’yi desteklemesi ve kimi ülkelerin para karşılığında Arap hâkimleri karşısındaki suskunluğu ve pasifliği, tarihe geçecek trajikomik bir olayın yaşanması yani insan hakları ihlalcileri olan Arap elebaşlarının İnsan Hakları Konseyi’ne üye olmasına sebep olarak İnsan Hakları İhlalcileri topluluğunu meydana getirmiştir.

Yukarı Çık