AvrupaHaberlerOrtadoğu

BM Teşkilatının İsrail’e eleştirisi yeterli mi?

BM, işgal rejimi İsrail’in Filistin’i işgalinin giderek arttığını ve bu durumun Filistin’in sosyal ve ekonomik gelişimini engellediğini bildirdi.

BM’nin işgal altındaki Filistin topraklarındaki İnsan Hakları Özel Raportörü Michael Lynk, düzenlediği basın toplantısında, BM Genel Kurulu’na sunduğu rapor hakkında bilgi verdi.

Raporunda siyonist İsrail’in işgal altındaki Filistin topraklarına erişimine izin vermediğine de dikkati çektiğini belirten Lynk, kendisinden önceki iki raportörün de ziyaret taleplerinin geri çevrildiğini hatırlattı.

İsrail güvenlik güçlerinin Filistinlilere yönelik artan şiddetinden bahseden Lynk, son bir yılda 230’dan fazla Filistinli ve 32 İsrail vatandaşının öldüğünü ifade etti.

İşgal rejimi İsrail’in Filistin’deki işgalci politikalarını eleştiren Lynk, işgalin işsizliğe neden olduğunu ve işgal altındaki Filistin’de işsizlik oranının 1999’da yüzde 12 iken şimdi yüzde 27’ye çıktığını, Gazze’de ise bu oranın yüzde 42 olduğunu kaydetti.

Artan fakirlik ve umutsuzluğun ise gerginliği tırmandırdığını anlatan Lynk, İsrail’i işgali kendi çıkarları için sürdürdürmekle suçladı.

Lynk, “İsrail işgali derinleşiyor ve Filistin’in sosyal ve ekonomik durumu kötüye gidiyor.” diye ekledi. Lynk, İsrail’e bir an önce işgale son vermesi çağrısında bulundu.

BM’nin bu itiraz ve taleplerine rağmen bu kurum ve diğer bir takım uluslararası paralel yapı şimdiye kadar siyonist rejiminin Filistin halkı aleyhindeki girişim ve icraatları karşısında somut olarak engelleyici her hangi bir girişimde bulunmamıştır.

Büyük güçlerin çıkarları ile ters düşen mevzuularda BM güvenlik konseyini toplayarak ağır yaptırımlar ve hatta savaş kararları çıkaran BM, Filistin’in siyonist rejim tarafından işgali üzerinden 60 küsur yıl geçmesine ve bu süre içinde çok ağır insani kıyımlara imza atmasına ve halen de kendi vahşetini bu topraklar üzerinde sürdürmesine rağmen ne BM ne BM Güvenlik konseyi ve ne de öteki benzer kuruluşlar bu konuda somut tesiri olacak her hangi bir girişimde bulunmamıştır.

İşgal rejimi İsrail de bundan cesaret alarak, kendine yönelik yapılan eleştiri ve taleplere en ufak ilgi göstermeksizin kendi siyasetlerini sürdürmektedir.

Bu arada hukuk çevreleri BM’nin işgal altındaki Filistin topraklarındaki İnsan Hakları Özel Raportörü Michael Lynk’in İsrail tarafından Filistin topraklarına girmesini engellemesini, İsrail’in resmen ve küstahça insan haklarını çiğnemeyi sürdürmesi olarak değerlendirmekteler. İsrail, uluslararası hukukçular ve insan hakları müdafiilerine karşı sert tavırlar takınma konusunda her hangi bir sınır tanımamakta olup bu konuda kendisi için bayağı kabarık bir dosya oluşturmuştur.

Bilindiği gibi siyonist katiller sürüsü 2010 yılında serbest sularda hem de tüm dünyaya yönelik canlı yayının var olduğu bir ortamda 37 ülkeden 663 insan hakları müdafisinin bindiği 6 gemiyle Gazze’ye insani yardım götürmekte olan insani yardım konvoyuna saldırmış ve genellikle Türkiyeli aktivistlerin bulunduğu Mavi Marmara’da 9 kişiyi hunharca şehit etmiş, 60 kişiyi de yaralamıştır.

İşgal rejimi son günlerde de buna benzer bir girişimde daha bulunarak, Gazze ablukasını kırmaya çalışan Avrupalı kadın insan hakları savunucularını taşıyan yardım gemilerine saldırmış ve onların tümünü göz altına almış ve daha sonra bu kişileri Gazze’ye girmelerine izin verilmeksizin sınır dışı etmiş ve hatta bun meseleyi kendisi için bir iftihar olarak söz konusu etmiştir.

İrlandalı nobel barış ödülü sahibi Mairead Maguire’nin de aralarında bulunduğu 13 insan hakları savunucusu bayan, Gazze’ye gitmek için yola çıkmış ancan bunlar da yarı yolda siyonist korsanlarca önleri kesilerek Gazze kıyısının 35 milliğinde siyonist rejim tarafından göz altına alınmış ve Gazze’ye girişleri engellenmişti. Tüm bunlar İsrail’in hiç bir kanun ve kural karşısında sorumluluk taşımadığını ve kuralsız olduğunu hem de tüm dünyanın gözü içine baka baka ilan etmesidir.

İşgal rejiminin cinayetleri artık o kadar fazla ve o kadar alenileşmiştir ki tüm dünya kamu oyu ve uluslararası kurum ve kuruluşlar bu durum karşısında rahatsızlıklarını dile getirmekteler. ancak buna rağmen bu girişimleri engellemekle mükellef BM ve Güvenlik konseyi kurumları ne yazık ki İsrail’in cinayetlerini engelleme konusunda kendilerinden beklenen somut adımları atmamakta sadece bir takım açıklama ve bildirilerle olayı kınamakla yetinmekteler. Bu ise İsraili kendi cinayetlerinde daha da cesaretlendirmekte, küstahlaştırmakta ve cinayetlerini sürdürmesine imkan sağlamaktadır.

Başa dön tuşu
Bugün 26 Ağustos 2026 (37) içerik yüklenmiştir.