AsyaHaberler

Çin’in son katliamındaki sis perdesi aralanıyor

BBC Pekin temsilcisi gizlice Doğu Türkistan’a giderek bölge halkıyla görüştü ve 23 Nisan’da meydana gelen katliamı araştırdı

Çin yönetiminin Doğu Türkistan’ın Kaşgar ili, Maralbaşı ilçesine bağlı Sirikbuya kentinde 23 Nisan’da Müslüman Türklere karşı gerçekleştiği ve özenle gizlediği son katliam aydınlanıyor.

Çin’in “Radikal İslamcıların gerçekleştirdiği terör hadisesi” iddiası ile geçiştirmeye çalıştığı ve 21 kişinin öldüğü son katliam uluslararası toplumu tatmin etmemiş ve Çin’in resmi açıklamaları şüphe ile karşılanmıştı.

BBC’nin Pekin’de görevli temsilcisi Damian Grammaticas 26 Nisan günü gazetecilik kimliğini gizleyerek olayın meydana geldiği bölgeye gitti. Grammaticas, bölge sakinleri ve yerel emniyet yetkilileri ile sınırlı da olsa görüştü ve bölgenin genel durumu hakkında bilgi almaya çalıştı. BBC muhabiri yönetimin dikkatini çekmemek için sınırlı olarak yaptığı çalışmalar ve olayın tanıkları ile yaptığı görüşme ve edindiği bilgilerle Çin yönetiminin açıkladığının tam tersi ve çarpıcı bilgilere ulaştı.

Grammaticas bölgeden bizzat edindiği bilgilerle “Çin Yönetiminin Sırıkbuya Olayı Hakkındaki Açıklamaları Üzerinde Şüpheler” başlığı ile bir yazı kaleme alarak yayınladı. ABD merkezli Hür Asya Radyosu’nun internet sitesinde Uygur Türkçesi’ne çevrilerek yayınlanan bu makalede verilen bilgiler tarafsız medya tarafından verilen ilk bilgi olarak biliniyor.

BBC muhabiri yazısının ilk bölümünde Doğu Türkistan hakkında kısa bilgiler verdikten sonra yazısına şöyle devam ediyor: “Çinlilerin Xinjiang adı verdikleri bu takma isim, Yeni Sınırlar anlamına geliyor. Bölge, coğrafi ve kültürel olarak Çin’den çok komşu Türki cumhuriyetleri, Afganistan ve Pakistan’a yakın. Doğu Türkistan yer altı enerji kaynakları bakımından çok zengin bir bölge. Enerji kaynaklarına ihtiyacı olan Çin, bu çatışmalı bölgeyi tez elden geliştirmenin peşinde. Fakat Çin yönetiminin bölgeyi yönetme biçimi ve bölgeye sürekli Çinli göçmen transferi bölgenin esas sahipleri ve sakinleri olan Müslüman Uygurların tepkisini çekiyor, sürekli protestolara neden oluyor ve bölgedeki istikrarı bozuyor. 23 Nisan’da vuku bulan Sırıkbuya Olayları da bunun en son kanıtı. Bu son olayda 21 kişi hayatını kaybetti.

Yazar, haber için bölgeye gidişinde ve ziyareti esnasında gazetecilik kimliğinin gizlenmesi için azami çaba sarfetmiş. Sirikbuya pazarında doppa (Uygur başlıkları) giyen erkeklerinin eşek koşulu ilkel arabalarla seyahat ettiğini, başörtülü ve tesettürlü Uygur hanımların pazarda kendi yetiştirdikleri meyve sebzeleri sattıklarını, pazarın çok hareketli ve kalabalık olduğunu dışarıdan bakıldığında hiçbir olağanüstü bir durumunun olmadığı görüntüsü verdiğini aktarıyor. Ancak polis Otolarının hiç durmadan pazarda devriye gezdiklerini, Çinli polislerin güç gösterisi ve korku salmaktan çok hoşlandıklarını zaman zaman sirenlerini ve arabalarının lambalarını büyük bir gürültü ile çalıştırdıklarını belirtiyor. Yazar, olayın gerçekleştiği, Çin askerlerince silahlarla taranan ve daha sonra yakılan iki katlı bir ev hala polis kuşatmasında tutulduğunu belirterek resmi açıklamalar ile gözlemlerinin hiç uyuşmadığını bildiriyor. Sokaktaki bölge sakinleri yabancılarla temastan ve konuşmaktan son derece korkuyor. Çünkü onlar daha önce ciddi şekilde uyarılmışlar.

Yazarın izlenimleri şöyle:

“Biz buna rağmen görgü şahitleri ile olay hakkında konuşmayı başardık. Olayın şahitleri öldürülen Müslüman Uyguların terörist olarak nitelendirilemeyeceğini özellikle ifade ettiler. Sirikbuya’da oturan ve dini duyguları çok güçlü olan, inançlarına göre hayat sürmek isteyen bir aile ile yönetim arasında uzun süredir bir sürtüşme mevcuttu. Sosyal İşçiler olarak adlandırılan ve işgal yönetimine bir çeşit muhbirlik ve gammazlık yapmakla görevli işbirlikçiler ailenin kızlarının başörtü ve tesettürlerini atmalarını ve erkeklerin sakallarını kesmelerini ihtar etmiş. Ancak, aile muhbirlerin bu direktiflerine pek uymamış. Olay işbirlikçi muhbirlerin evde bulunan aileyi kontrolleri esnasında meydana gelmiştir.”

Yazar olayın zamanı, sebepleri ve nerede meydana geldiği hakkında yeni bilgilere ulaşmış ise de, olayın tartışmadan çatışmaya dönüşmesi safhası hakkında kesin bir sonuca ulaşamamış. Yazar, kimliğini gizleyen bir görgü şahidinin şu ifadeleri kullandığını aktarıyor:

“Bana göre sakalın terörle hiçbir ilgisi yok.Hanımların başörtü ve tesettürünün atılmasını ve kullanılmasını yasaklamak bizim dini inançlarımıza yapılan büyük bir saygısızlık ve hakarettir.”

Bir diğer görgü tanığının ifadeleri ise şöyle:

“Polis ve askerler olayın meydana geldiği eve doğru koşarak gelmekteydi. Yaralı bir kişi elinde uzun bir kasap bıçağı (Kıngirak) olduğu halde polislere doğru gelmeye başladı. Bunu gören polis ve askerler karşısında bulunan hükümet binasına kaçtı. Bu arada eli bıçaklı kişi polisler tarafından ayağından vuruldu ve yere yıkıldı. Bunun üzerine kalabalık polis ve asker grubu yerde yatan yaralıya ellerindeki kazma (Coto) ile vurmaya başladı, yaralıyı kazma ile vura vura öldürdüler. Bu durumu gören ve yaralıya yardım için gelmekte olan iki kişi de karşıdaki dükkanlara doğru gitti ve ortadan kayboldular.”

Olayın şahitlerinin anlatımına göre resmi açıklamaların aksine, olaylara karışanlar silahla vurularak değil, kazma ile vahşice parçalanarak öldürülmüş. Bu olay Çin yönetiminin olaya karışanların vurularak öldürüldüğü açıklamasının gerçekleri yansıtmadığının da göstergesi. Ayrıca, işgal güçlerinin diğer şüphelileri de vurarak öldürdükleri şüphesini güçlendiriyor.

BBC muhabiri pazarda halk ile konuşurken, polisler tarafından can güvenliğinin korunmasının kendilerine ait olduğunu iddia ederek suratle uzaklaştırılmış ve halkla konuşması engellenmiş. Yazar bu konuda şu ifadelere yer veriyor:

“Çin yönetimi bu bölgeye yabancı basının gelmesini istemiyor. Bu yüzden biz buraya gelirken ve ziyaret ederken gazeteci kimliğimizi dikkatli bir şekilde gizledik. Buna rağmen olay hakkında tam bilgi sahibi olamadan bölgeden uzaklaşmak zorunda kaldık. Bize göre net ve açık olan mesele şu: Doğu Türkistan’da bunun gibi silahlı çatışmalar sürekli meydana gelmektedir. İnsanlar sürekli ölmekte ve öldürülmekte. Öldürülen ve ölenlerin çoğu Müslüman Uygurlar. Ölenlerin çok azı Çinli göçmenlerden oluşuyor.”

Muhabir makalesini şu ifadeler ile sonlandırıyor:

“Çinliler bir taraftan bölgeye büyük miktarda yatırımlar yapmaktadır. Çin yönetimi ve bölgede uzun ve sürekli istikrarı korumak için bölgenin gerçek ve tarihi sahip ve sakinleri olan Müslüman Uygurları ‘Demir Yumruk’ ile yönetmeye çalışmaktadır. Bu yönetme biçimi de bölgede bu tür olayların sık sık meydana gelmesine sebep olmaktadır. Doğu Türkistan’da gerçek manada huzur ve istikrar, meseleye her yönü ile bakmak, doğru teşhis koymak ve ona göre yönetmekten geçer, diye düşünüyorum.”

Başa dön tuşu
Bugün 17 Haziran 2021 (13) içerik yüklenmiştir.