Direniş İslam’dan asla soyutlanamaz

Mescid-i Aksa hatibi ve Kudüs eski Müftüsü Filistin İslam Heyeti Başkanı İkrime Sabri, “İslam’dan arındırılmış bir direnişin varacağı yer batının razı olacağı yerdir; alacağı şekil, batı medeniyeti hegemonyasına uygun şekildir” dedi.
“İslam’dan arındırılmış bir direnişin varacağı yer batının razı olacağı yerdir; alacağı şekil, batı medeniyeti hegemonyasına uygun şekildir. İslam kimliğini taşıyan direniş ise her türde yabancı hegemonyaya karşı olmaktır. Bu nedenledir ki Filistin direnişine karşı düşmanlıkta batı kültür emperyalizmi projesi taraftarlarıyla İsrail aynı safta yer almıştır. Yine bu nedenledir ki, İsrail Gazze’ye gözü dönmüşçesine çoluk- çocuk demeden saldırmış, cami, hastane demeden bombalamıştır.”Filistin’in önde gelen isimlerinden Mescid-i Aksa hatibi ve Kudüs eski Müftüsü Filistin İslam Heyeti Başkanı İkrime Sabri, el-Müctema’ya konuştu. Gazze saldırılarında İslam ülkelerinin pasifliği dünya Müslümanlarının aktif desteği ve batılı ülkelerin üç maymun tavrı sergilemesini İslam ve daha birçok şeyi anlattı. İkrime Sabri ile yapılan söyleşiyi aşağıda sunuyoruz.
* Öncelikle Siyonist İsrail’in Gazze’ye okul, hastane gibi hayati önemi haiz yerlerin yanında cami ve İslami eğitim veren okulları hedef almasını nasıl yorumluyorsunuz?
– Cami ve İslami eğitim veren yerlerin hedef alınması bu saldırıların inanca yönelik bir saldırı olduğunun açık bir kanıtıdır. Allah’ın evi mescitlerin bombalarla yerle bir edilmesi İslam dinine karşı duydukları kinin bir göstergesidir. Böyle yerlerin hedef alınması uluslararası hukukça da yasaklanmıştır. Gazze’nin en gözde camilerinden biri olan Faruk Ömer bin Hattab, Gazze saldırılarında Filistinlilerin sığındıkları yerdi. Çok büyük ve içinde çocuk yuvasının da olduğu bu cami bombalandı. Bunun gibi Ebu Bekr Sıddîk, Şifa ve Şehid Ammad Akl Camii de tamamen yerle bir edildi. Şehit İzzeddin Kassam Camii de yoğun bombardımana maruz kalarak yerle bir edildi. Helikopter ve uçaklarla atılan bombalarla tahrip edilen camilerimiz arasında Şüheda, İstikamet, Refah, Cenine ve el-Abbas camileri de var. Mukaddes mekânları hedef alan bu saldırılarıyla cani, gaddar ve gözü dönmüş İsrail açıkça İslami değerlere karşı bir savaşım verdiğini göstermişlerdir.
Gazze halkı her ne kadar dünya sessiz kalsa da metanetini, sabrını, tahammülünü bir kez daha gösterdi ve göstermeye de devam ediyor. Bu kadar acı olaylara ve dayanılması güç zor şartlara ancak kuvvetli inanç ve sağlam bir bilinçle karşı koyulabilir. Gazze halkı imanlarının ne kadar güçlü olduğunu tüm çıplaklığıyla gösterdi.
* BM’nin Gazze’ye karşı tutumunu nasıl buldunuz?
– Filistin sorunu 192 üyeli uluslararası dünya teşkilatı BM’nin artık iflas ettiğini göstermiştir. Dünyanın birçok yerine ve ülkesine kararlarını geçirebilecek donanıma sahip olmasına rağmen neden Filistin sorunu karşısında aciz kalıyor bu teşkilat? Filistin sorununun çözümüne yönelik ya çaresiz kalıyor, ya da sorunun çözümünde samimi ve istekli olmadığından göstermelik tavır takınıyor. İki şıktan biri.
İsrail Gazze’ye saldırılarda bulunurken BM İsrail karşısında bir karınca gibi ezilmekten kurtulmanın telaşına düştü. BM’nin bu acziyetini görenler haklı olarak, “Dünyanın başka yerlerinde kararlarını uygulatabilen bir kuruluş, nasıl oluyor da İsrail söz konusu olunca karıncadan daha aciz bir durum sergiliyor?” sorusunu sarmaktan kendilerini alamıyor.
Ateşkesi daha fazla taviz bedeliyle istediler
* Bazıları bütün bu yaşananlara Hamas’ın sebep olduğunu söylüyor. Buna cevabınız ne?
– Hamas süresi bitmiş ateşkesi bitirmekte çok isabetli davranmıştır. Çünkü İsrail ateşkesi karşılıksız ve bedelsiz istememiştir. Daha fazla taviz, daha fazla teslim olma ve daha fazla işgallerine, ambargolarına sessiz kalarak destek vermemizi istemiştir. Böyle bir ateşkesi Filistin halkı kabullenemezdi. Hamas da Filistin halkının temsilcisi olarak buna hayır dedi.
– Gazze’ye karşı İslam ülkelerinin ve Müslümanların tutumunu nasıl buldunuz?
– Gazze katliamı karşısında İslam ülkeleri yöneticileriyle Müslüman halkların tutumu birkaçı dışında bir olmamıştır. Özellikle de Arap ülkeleri yöneticilerinin büyük bir bölümü ABD çizgisinde yer alırken, Müslüman halklar Gazzeli kardeşlerinin yanında yer aldı ve onların iradelerine sahip çıkmalarına saygıyla yaklaştı. Saldırılar devam ederken yaptıkları gösteri yürüyüşleriyle olsun, yoğun bombardımanların bitiminden sonra başlattıkları yardım kampanyalarıyla olsun, Filistinli kardeşlerini yalnız bırakmadılar. Bu, İslam kardeşliğinin hâlâ dipdiri olduğunu göstermiştir. Yaşanan tablo İslam âleminin övünç kaynağı olurken, bazılarını da umut kırıklığı, kaygı yaşamasına neden olmuştur.
* İşgal karşısında direnişle cevap vermenin sorunu daha da çözümsüzlüğe sürüklediği iddiasına karşı sizin düşünceleriniz nedir?
– Filistin halkının direnişi karşı koymak, direnç göstermek için başlatılmış bir hareketin ötesinde bir şeydir. Bu direnişin kaynağı İslami projedir. Gücünü buradan alır. İşte onların direnişe bu kadar karşı olmalarının en önemli sebeplerinden biri direnişimizin İslami proje menşeli olmasıdır. İslam’dan soyutlanmış bir direnişe bu kadar karşı olmazlar. Neden olmazlar? Çünkü İslam’dan arındırılmış bir direnişin varacağı yer batının razı olacağı yerdir; alacağı şekil, batı medeniyeti hegemonyasına uygun şekildir. İslam kimliğini taşıyan direniş ise her türde yabancı hegemonyaya karşı olmaktır. Bu nedenledir ki Filistin direnişine karşı düşmanlıkta batı kültür emperyalizmi projesi taraftarlarıyla İsrail aynı safta yer almıştır. Yine bu nedenledir ki, İsrail Gazze’ye gözü dönmüşçesine çoluk-çocuk demeden saldırmış, cami, hastane demeden bombalamıştır. Yine aynı nedenle ABD Siyonistlerden daha fazla Siyonist olup, İslami proje destekli direnişle böyle bir projesi olmayan direnişi ayırdıklarını dile getirerek direnişin seyrettiği hattı değiştirme planını devreye sokmak istemiştir.
