
Amerika Birleşik Devletleri’nin 333 milyon nüfusu, dünyadaki tüm silahların% 40’ı olan yaklaşık 393 milyon silaha sahiptir.
8 milyar nüfus için sivillerin elinde sadece 857 milyon ateşli silah varken bu rakamlar çok şaşırtıcıdır.
Bu durumda Amerika’daki toplu katliamlarla ilgili haberler bu ülkenin ve dünya medyasının manşetlerinde sürekli yer almakta ve bu ülkenin her köşesinde sürekli tekrarlanmaktadır. Merkezi İsviçre’nin Cenevre kentinde bulunan bir kuruluş olan “Small Arms Survey”in (SAS)” 2017 yılı raporuna göre, dünyada hafif silahlarla ilgili araştırma sonuçlarından yola çıkarak, dünyada yaklaşık 857 milyon ateşli silahın bulunduğu tespit edildi. Bu rakam, 2006 yılındaki bir önceki tahminden %32 daha fazladır. Dünyadaki silahların %40’ı – yaklaşık 393 milyon silah – yaklaşık 330 milyon nüfusa sahip Amerika Birleşik Devletleri’ndeki sivillere ait.
Amerikan “Silahlı Şiddet Arşivi” bilgi merkezine göre toplu silahlı saldırılar, saldırganın en az dört kişiyi vurduğu silahlı saldırıları ifade eder. “Everytown Research” veri tabanına göre, 2009’dan Eylül 2022’ye kadar Amerika Birleşik Devletleri’nde bin 584 kişinin öldüğü ve bin 46 kişinin yaralandığı yaklaşık 281 toplu silahlı saldırı gerçekleşti.
Bu katliamlar hususundaki bilgiler ise hep gizlenmeye çalışıldı. Amerikan medyası kendisini dünyaya “özgür” ve “bağımsız” olarak tanıtsa da gerçek başkadır. New York Times, Temmuz ayında 19 öğrenci ve 2 öğretmenin hayatını kaybettiği Teksas’taki Rob İlköğretim Okulu’nda şiddet içeren görüntülerin olmamasının gizemiyle ilgili bir haberde, gizemi ortaya çıkardı ve “fotoğrafçıların içeri girmesine izin verilmediğini. Okul avlusunda medya çalışanları yoktu ve polis de olay mahalline ait herhangi bir görüntü yayınlanmadı. Basın fotoğrafçıları, yalnızca okul dışında görünenleri çekebildi. Çekimden sonra medyanın görüntülere erişimi olmadı. Dolayısıyla bu duruma ilişkin grafik görüntülerin yayınlanması konusunda bir karar vermek mümkün değildi.” ifadelerine yer verdi.
Amerika Birleşik Devletleri medyasındaki sansüre eş zamanlı olarak, Cumhuriyetçi Parti ile aynı çizgide düşüncelere sahip Amerika’nın “Ulusal Tüfek Derneği” (NRA) gibi güçlü lobilerinin etkisi de göz ardı edilmemeli. Etkisi ve çok sayıda üyesi nedeniyle, Amerikan başkanlık seçimleriyle ilgili yarışmalarda önemli rol oynayan bir dernekten söz ediyoruz. Örnek olarak 2017 yılında bu örgüt Trump’ın Beyaz Saray’a gelmesinde etkili ve öne çıkan bir rol oynadı.
1998’den 2020’ye kadar silah yanlısı gruplar, ülkedeki yasaları lobicilik yapmak ve doğrudan etkilemek için 171,9 milyon dolar para harcadı. Buna ek olarak, rapora göre silah yanlısı gruplar, 2010’dan 2020’ye kadar 10 yıl içerisinde sözde dış masraflar için 155.1 milyon dolar harcadılar. Adı geçen grup 2000 yılından beri 140 milyon doları bunun için harcadı. Bu rakam seçim adaylarını desteklemek için onun haberi bile olmadan yapılan harcamalar dahilinde olmuştur.
Bazı gözlemciler, Biden’ın otuz yıl sonra silah taşımayı kısıtlama yasasını yeniden uygulama girişimini etkili ve verimli olarak değerlendirse de, yeni cinayetler ve katliamlar ve infazların tekrarlanmasıyla, söz konusu yasa etkisizliğini gösterdi.
Uzmanlar, Amerika’daki şiddetin ana sebebinin, bu ülkeyi bir silah deposuna çeviren durum olduğuna inanıyor. Öyle ki 100 kişiye 120 silah düşmektedir. Sık sık toplu katliamlar, bu ülkenin insanlarında bir güvensizlik duygusu yarattı ve bunun için güvenliği sağlamak için silah alımını herkes arttırdı. Silahların artması, şiddetin tırmanmasına ve şiddetin sürmesine de yol açıyor. Doğal olarak ABD devam eden ve şiddeti yeniden üreten bir kısır döngü ile karşı karşıya kalmıştır.
